O onunla Washington'a giderdi.She would go with him to Washington.
Çok sayıda tutucu Amerikalı onunla aynı fikirdeler.Many conservative Americans agreed with him.
Pek çok muhafazakâr Amerikalı, onunla aynı fikirdeydi.Many conservative Americans agreed with him.
Onunla konuşmak için arkadaşları birer birer geldi.One by one, friends came up to speak to him.
O temelde onunla aynı görüşte olmayan birisini komünist olarak ilan eder.He basically declares anyone who doesn't agree with him a Communist.
Daha önce bir zamanlar onunla karşılaştığım için, onu derhal tanıdım.Since I had met him once before, I recognized him right away.
Eve gelirken onunla karşılaştım.I met him while I was coming home.
Onunla gidemediğime üzüldüm.I regret that I couldn't go with her.
Onunla gidemediğim için hayal kırıklığına uğradım.I'm disappointed that I wasn't able to go with her.
Dün havaalanında şans eseri onunla karşılaştım.I met him by chance at the airport yesterday.
Dün havaalanında beklenmedik bir anda onunla karşılaştım.I unexpectedly ran into him at the airport yesterday.
Onunla uzun bir konuşmam oldu.I had a long talk with her.
Dün gece onunla telefonda konuştum.I talked to him on the telephone yesterday night.
Para büyük bir sıkıntı: Ne onunla yaşayabilirsin ne de onsuz.Money is a big bother: you can live neither with it nor without it.
Onunla gördüğüm insanlar kim?Who are the people I saw her with?
Kendisi onunla konuşmayı reddetti.He himself refused to talk to her.
Biz bu akşam onunla görüşeceğiz.We are going to meet him tonight.
O, ofisten ayrılmadan önce onunla konuşacağız.We will talk to her before she leaves the office.
Onunla nadiren konuşurum.I seldom speak to him.
Şimdi onunla kim şarkı söylüyor?Who's singing with him now?
Eski arabayı ne yapacakları hususunda onunla anlaştı.She agreed with him on what to do with the old car.
Toplantıya gitmem gerektiği konusunda onunla anlaştı.She agreed with him that I should go to the meeting.
Onunla aynı fikirdeydi.She agreed with him.
O, zor işittiğinden dolayı, o onunla her zaman yüksek sesle konuşur.She always speaks to him in a loud voice because he's hard of hearing.
O, onunla her zaman yüksek sesle konuşur.She always speaks to him in a loud voice.
O, para hakkında onunla tartıştı.She argued with him about money.
O, onunla çocuklarının eğitimi hakkında tartıştı.She argued with him about their children's education.
O, onunla tartıştı ve sona ona vurdu.She argued with him and then hit him.
O, ondan istemeyeceği için onun onunla evlenmesini istedi.She asked him to marry her because he wouldn't ask her.
O, ona onunla evlenmesini rica etti.She asked him to marry her.
O, onunla yüz yüze geldi ve bir özür talep etti.She confronted him and demanded an apology.
O, lise mezuniyet balosunda onunla dans etti.She danced with him at the high school prom.
O onunla dans etti.She danced with him.
Ebeveynleri onun yapmasını istemese bile o, onunla evlenmeye karar verdi.She decided to marry him even though her parents didn't want her to.
Onların birbirleriyle konuştuklarını görsek bile o onunla buluştuğunu inkar etti.She denied having met him even though we saw them talking to each other.
O, onunla buluştuğunu inkar etti.She denied having met him.
O onunla birlikte yaşamaz.She doesn't live with him.
O, onunla ilk kez karşılaştığında ona âşık oldu.She fell in love with him the first time she met him.
O, onunla ilk kez Boston'da bir konferansta karşılaştı.She first met him at a conference in Boston.
O, onunla ilk kez Boston'da karşılaştı.She first met him in Boston.
Onlar öğrenci iken o onunla ilk kez karşılaştı.She first met him when they were students.
O, onunla iyi geçinir.She gets along well with him.
O onunla nişanlandı.She got engaged to him.
O onunla evlendi.She got married to him.
Yolculuğu hakkında onunla konuşarak iyi vakit geçirdi.She had a good time talking with him about his trip.
O, onunla konuşarak iyi bir zaman geçirdi.She had a good time talking with him.
O, yaklaşık iki yıldır onunla çıkıyor.She has been dating him for about two years.
O, onunla asla dans etmedi.She has never danced with him.
O, asla onunla randevulaşmadı.She has never gone on a date with him.
O, onunla birlikte asla bir şarkı söylemedi.She has never sung a song with him.
Onun onunla ortak bir yanı yoktu.She has nothing in common with him.
O onunla nişanlıdır.She is engaged to him.
O onunla arkadaşça.She is on friendly terms with him.
O, onunla evlilik yoluyla akrabadır.She is related to him by marriage.
O onunla ilgileniyor.She is related to him.
O, onunla tartışmaktan daha iyisini biliyordu.She knew better than to argue with him.
O, onunla tartışmayacak kadar akıllıdır.She knows better than to argue with him.
O onunla karşılaşır karşılaşmaz, Charles'ı sevdi.She liked Charles as soon as she met him.
O, bütün hayatı boyunca onunla birlikte yaşadı.She lived with him all her life.
O, küçük bir apartmanda onunla birlikte yaşar.She lives with him in a small apartment.