O onun yalnız gitmesine izin verdi.She allowed him to go alone.
Ona bir kez söyledim ve her şeye rağmen onunla sinemaya gitmedim.She told him once and for all that she would not go to the movie with him.
Ben bir saat önce onunla karşılaştım.I met her an hour ago.
Doktor onun nabzını ölçtü.The doctor felt his pulse.
Doktor onun kırık bacağını yerine yerleştirdi.The doctor set his broken leg.
Doktor onun hastalığını tedavi etti.The doctor cured him of his illness.
Doktor onun yatakta kalması konusunda ısrar etti.The doctor insisted that he stay in bed.
Doktor onun romatizmadan muzdarip olduğunu söyledi.The doctor says she suffers from rheumatism.
Onun bir doktor olduğunu düşünüyorum.I think he is a doctor.
Doktor muayene odasına geldi ve onun sorunu hakkında soru sordu.The doctor came into the examination room and asked about her problem.
Onunla daha önce tanıştınız mı?Have you met her before?
Onunla daha önce bir kez karşılaştım.I had met him once before.
Şifreleme teknolojisi onun oldukça güvenilir olduğu noktaya göre gelişti.Encryption technology has advanced to the point where it's pretty reliable.
Karanlıktan sonra onun dışarı çıkmasına izin verme.Don't let her go out after dark.
Onun yaptığında hiçbir kötü niyet yoktu.There was no malice in what he did.
Bazıları onun kötü bir fikir olduğunu düşünüyor.Some think it is a bad idea.
Onun kötü bir şey olduğunu düşünüyor musun?Do you think it a bad thing?
Onun kötü bir şey olduğunu düşünmüyor musun?Don't you think it a bad thing?
Onu sevdiğim için onunla evlenmedim.I didn't marry her because I loved her.
Biz onun gençliğini hesaba katmalıyız.We must take his youth into account.
Biz onun gençliğini göz önüne almalıyız.We must take his youth into account.
Onun borcunun ödenmesini istedik.We asked for the payment of his debt.
Onun nerede olduğunu bulamadık.We couldn't find out her whereabouts.
Onun bulunduğu yeri bulamadık.We couldn't find out her whereabouts.
Onun masum olduğuna dair sıkı bir inancım var.I have a firm belief in his innocence.
Onun nasihatını dinlemediğim için pişmanım.I regret not having taken his advice.
Onun yardımını istemedim fakat kabul etmek zorunda kaldım.I didn't want his help, but I had to accept it.
Onunla temas kuramadım.I couldn't get in touch with him.
Onun önerisini kabul etmek zorunda kaldım.I was forced to accept her proposal.
Onun aleyhinde söyleyecek bir şeyim yok.I have nothing to say against it.
Ben onun hakkında oldukça mutsuzum.I am quite unhappy about it.
Onun ismi tamamen aklımdan çıkmış.His name has completely gone out of my mind.
Onun söylediği beni gerçekten incitti.What he said really hurt me.
Onun teklifini reddetmekten başka elimden bir şey gelmedi.I couldn't help but turn down his offer.
Adamın onun odasına girdiğini fark ettik.We noticed the man enter her room.
Küçük emeklilik maaşıyla yaşamak, onun için zordur.It's hard for him to live on his small pension.
Londra'da kalırken onunla tanıştım.During my stay in London, I met him.
Onun Londra'da birlikte yaşadığı insanlar beni görmeye geliyorlar.The people he is living with in London are coming to see me.
Onun şaşkınlığı onun yalanını açığa vurdu.His confusion betrayed his lie.
Onun yerini alır mısın, Leo?Can you take his place, Leo?
Lucy onun büyük ebeveynleri tarafından büyütüldü.Lucy was brought up by her grandparents.
Lucy çocuğa yakınlaştı ve elini onun kafasına koydu.Lucy came closer to the boy and laid her hand on his head.
Lucy ve köpeğini ezen onun arabasıydı.It was his car that ran over Lucy and her dog.
Onun adı listede yoktu.Her name wasn't on the list.
Onun adını listeye ekledim.I added his name to the list.
Radyoda onun konferansını dinledik.We listened to his lecture on the radio.
Bay Wright, sanki onun ana diliymiş gibi Japonca konuşuyor.Mr Wright speaks Japanese as if it were his mother tongue.
Dikkatlice dinleyin, yoksa onun söylediklerini kaçıracaksın.Listen carefully, or you'll miss what he says.
Onun adı sık sık hatırımdan çıkıyor.Her name often escapes me.
Onun adı çoğu kez aklıma gelmiyor.Her name often escapes me.
Onun üstünde uyuyacağım.I'll sleep on it.
Onun babası dün akşam hastanede vefat etti.His father passed away last night in the hospital.
Onun nasıl yapılacağını bana gösterin, lütfen.Show me how to do it, please.
Onun yumuşak konuşmasıyla kolaylıkla içeri alındım.I was easily taken in by his smooth talk.
Onunla iletişim kurmayı imkansız buldum.I found it impossible to get in contact with him.
Vakti geldiğinde onun masumiyeti ispat edilecektir.In due time, his innocence will be proved.
Onun evde olup olmadığına bakacağım.I'll see if he is in.
Keşke onunla konuşmak için daha fazla zamanım olsa.I wish I had more time to talk with her.
Onunla görüşmek için kesinlikle gideceğim.I'll certainly go and see him.
Tabii ki onun destek teklifini kabul ettim.Of course I accepted his offer of support.