Ana içeriğe geç
Sözlük

onun ile cümle

onun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onun etrafında bir kalabalık toplandı.A crowd soon gathered around him.
Keiko onun güvenli bir şekilde gelişini ona bildirdi.Keiko informed him of her safe arrival.
Polis onun işaret parmağı ile bana işaret etti.The policeman beckoned to me with his forefinger.
Polis onunla ilgilenmedi.The policeman paid no attention to him.
Polis onun sıcak bir madde olduğunu biliyordu.The police knew it was a hot item.
Polisler onun yalan söylediğinden şüpheleniyorlar.The police suspect that he was lying.
Polisler onun inkarına inanmadı.The police didn't believe his denial.
Polis onun aleyhinde birçok kanıt topladı.The police assembled a lot of evidence against him.
Polis onun hareketlerinden şüphelendi.The police were suspicious of his movements.
Polis onun kayboluşunu inceliyor.The police are looking into his disappearance.
Bir polis memuru onunla konuşuyor.A police officer is talking to her.
Polis onun ceplerini aradı ama hiçbir şey bulmadı.The cop went through his pockets, but found nothing.
Ben onun hatalarına rağmen onu seviyorum.I love him despite his faults.
Bir formül çok uygundur, çünkü onun hakkında düşünmene gerek yoktur.A formula is very convenient, because you need not think about it.
Sonuç onun beklentilerine aykırıydı.The result was contrary to his expectations.
Kan görme onun midesini bulandırdı.The sight of blood turned his stomach.
Kötü olan sağlığı onun en büyük dezavatajıdır.His bad health is a great disadvantage to him.
İyi sağlığı onun yetmiş beş yaşına kadar çalışmasına olanak sağladı.His good health enabled him to work till the age of seventy-five.
Sağlığınızı kaybedinceye kadar onun değerinin farkına varmazsınız.It is not until you have lost your health that you realize its value.
Sağlığımızı kaybedene kadar onun değerini bilmeyiz.It is not until we lose our health that we appreciate its value.
Sağlığını kaybedene kadar onun değerini fark etmezsin.You don't realize its value until you have lost your health.
Bakarken, onun içeri geldiğini gördüm.Looking up, I saw him come in.
Bir yabancı onun evine gizlice sokulurken görüldü.A stranger was seen to steal into his house.
Onu kilitsiz bıraktığı için onun bisikleti çalındı.His bicycle was stolen because he left it unlocked.
Başka bir deyişle, onunla çalışmayı sevmiyorum.In other words, I don't like to work with him.
Onun aksanı onu ele verdi.Her accent gave her away.
Eski adres defterimde onun telefon numarasına rastladım.I ran across his telephone number in an old address book of mine.
Göldeki buz onun ağırlığına dayanamadı.The ice on the lake couldn't bear his weight.
İşvereni, onun işbirliği için içtenlikle müteşekkirdi.His employer was sincerely grateful for his cooperation.
Onun hakkında biliyorsun, değil mi?You know about that, don't you?
Onun zamanında buraya gelmesinin ertelenmesi bir trafik kazası yüzündendir.His delay of coming here on time is due to a traffic accident.
Kamusal alanda onunla dalga geçmek iyi değil.It is not good to ridicule him in public.
İnsanlardan önce gelmek zorunda olmak onun canını sıkıyordu.He was annoyed at having to show up before the public.
Oradaki çocuk onun erkek kardeşidir.The boy over there is his brother.
Orada oturan kadın onun şimdiki karısı.The woman sitting over there is his present wife.
Pervasız sürüşten dolayı onun ehliyeti alındı.He had his license taken away because of reckless driving.
Neyse ki, onun borcu yoktu.Fortunately, he was free of debt.
Okul müdürü onun dürüstlüğü konusunda beni ikna etti.The principal assured me of her honesty.
Dün kampüste onunla buluştu.I met her on campus yesterday.
Onun cebinden madeni para düştü.A coin dropped out of his pocket.
Onun üzerinde düşünüp taşınayım ve ben sana bildireceğim.Let me think it over, and I'll let you know later.
Ben onun hakkında düşünmek istiyorum.I want to think about it.
Onun hakkında düşüneceğim ve sana geri döneceğim.I'll think about it and get back to you.
Onun hakkında düşünmek zorunda kalacağım.I'll have to think about it.
Onun hakkında ne kadar çok düşünürse onu o kadar az severdi.The more she thought about it, the less she liked it.
Onun üzerinde düşüneceğim.I'll think it over.
Bizzat git ve onunla görüş.Go and see him in person.
Eğer tercih ederseniz onunla gidebilirsiniz.You may go with him if you choose.
Onun gitmesine ya da karar verdiği gibi kalmasına izin verelim.Let's let him go or stay as he decides.
Sen en iyisi git onunla bizzat konuş.You had better go and speak to him in person.
Gidip onunla şahsen konuşsan daha iyi olur.You had better go and speak to him in person.
Onun yüksek maaşı onun konfor içinde yaşamasını sağladı.His high salary enabled him to live in comfort.
Onun ilerlemiş yaşı onun bir iş bulmasını engelliyor.His advanced age prevents him from getting a job.
Şimdi onun yapmasını istediğim şey çiti boyamaktır.What I want him to do now is to paint the fence.
Şu anda kazanın onun dikkatsizliğinden kaynaklandığını düşünüyorlar.At the moment they think that the accident is due to his carelessness.
Onun şimdi uğruna yaşamak için hiçbir şeyi yok.Now he has nothing to live for.
Bu sabah trende tesadüfen onunla karşılaştım.I met him by chance on the train this morning.
Onun çağrısına geri dönmeliyim.I must return his call.
Onun davranışı bugün çok gariptir.His behavior is very odd today.
Bugün bir müşteriyle onun ofisinde buluşacağım.I'm going to meet a customer in his office today.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod