Sen onun kim olduğunu biliyorsun.You know who he is.
Onun ölü olduğunu mu düşünüyorsun?Do you think he is dead?
Onun senden daha genç olduğunu unutmamalısın.You must keep in mind that she's much younger than you.
Onun doğum yerini biliyor musun?Do you know his birthplace?
Onun doğduğu kasabayı hatırlıyor musun?Do you remember the town where he was born?
Hiç onun sahnede şarkı söylediğini duydun mu?Have you ever heard her sing on the stage?
Senin çevirini onunkiyle kıyasla.Compare your translation with his.
Raporuna göz attım ve onun üstüne bazı notlar aldım.I've looked through your report and made some notes on it.
Onun adı nedir?What is your name?
Senin fikrin onunkinden nasıl farklılık gösteriyor?How does your opinion differ from his?
Senin düşüncenle onunki arasında bir farklılık var mı?Is there any difference between your idea and hers?
Onun tavsiyesini izlemen mantıklıydı.It was sensible of you to follow her advice.
Onun adresini bilmemeni hayal bile edemiyorum.I can't imagine your not knowing her address.
Onunla gitmek istersen, itiraz etmem.I wouldn't object if you wanted to go with her.
Onun evine vardığında, o uyuyor olacak.He will be sleeping when you get to his house.
Onunla evlenmen için seni asla zorlamayacağım.I will never force you to marry him.
Onunla birlikte huzursuz hissediyorum.I feel ill at ease with her.
Orada onun evini görebiliriz.We can see his house over there.
Onun çalıştığı ofis odur.That is the office where he works.
Onun erkek kardeşi dokuz yıl önce neredeyse bir trafik kazasında ölüyordu.Her brother nearly died in a traffic accident nine years ago.
Altıda onunla bir randevum var.I have an appointment with him at six.
İki damla gözyaşı onun yanaklarından aşağıya düştü.Two tears fell down her cheeks.
Birkaç hata hariç onun kompozisyonu mükemmel.Except for a few mistakes, his composition is perfect.
Bir çift kanarya onun tek arkadaşları.A pair of canaries are her only friends.
Lütfen onuncu sayfaya bakın.Please refer to page ten.
Onuncu kanalda ne var?What is on Channel 10?
Diyelim ki bir milyon yenin olsa, onunla ne yaparsın?Supposing you had one million yen, what would you do with it?
Diyelim bin doların vardı, onunla ne yapardın?Suppose you had a thousand dollars, what would you do with it?
Kendi kendime onun ne anlama geldiğini merak ettiğimi söyledim.I said to myself, "I wonder what she means."
Onun arkasından geldiğinde, "Beni korkutma" diye bağırdı."Don't scare me", she screamed as he came up behind her.
Onun söylediklerinde bir miktar doğruluk var.There is a certain amount of truth in what he's saying.
Patronu gerçeği öğrendiğinde, yalan onun başını derde soktu.The lie got him in trouble when his boss found out the truth.
Patronu gerçeği öğrendiğinde yalan onun başını belaya soktu.The lie got him in trouble when his boss found out the truth.
O onun işi değildir.It is not his business.
Polis onun işaret parmağı ile bana işaret etti.The policeman beckoned to me with his forefinger.
Polis onunla ilgilenmedi.The policeman paid no attention to him.
Polis onun sıcak bir madde olduğunu biliyordu.The police knew it was a hot item.
Ben onun hatalarına rağmen onu seviyorum.I love him despite his faults.
Kötü olan sağlığı onun en büyük dezavatajıdır.His bad health is a great disadvantage to him.
İyi sağlığı onun yetmiş beş yaşına kadar çalışmasına olanak sağladı.His good health enabled him to work till the age of seventy-five.
Sağlığınızı kaybedinceye kadar onun değerinin farkına varmazsınız.It is not until you have lost your health that you realize its value.
Sağlığımızı kaybedene kadar onun değerini bilmeyiz.It is not until we lose our health that we appreciate its value.
Sağlığını kaybedene kadar onun değerini fark etmezsin.You don't realize its value until you have lost your health.
Onu kilitsiz bıraktığı için onun bisikleti çalındı.His bicycle was stolen because he left it unlocked.
Başka bir deyişle, onunla çalışmayı sevmiyorum.In other words, I don't like to work with him.
Göldeki buz onun ağırlığına dayanamadı.The ice on the lake couldn't bear his weight.
İşvereni, onun işbirliği için içtenlikle müteşekkirdi.His employer was sincerely grateful for his cooperation.
Pervasız sürüşten dolayı onun ehliyeti alındı.He had his license taken away because of reckless driving.
Neyse ki, onun borcu yoktu.Fortunately, he was free of debt.
Okul müdürü onun dürüstlüğü konusunda beni ikna etti.The principal assured me of her honesty.
Dün kampüste onunla buluştu.I met her on campus yesterday.
Onun yüksek maaşı onun konfor içinde yaşamasını sağladı.His high salary enabled him to live in comfort.
Onun ilerlemiş yaşı onun bir iş bulmasını engelliyor.His advanced age prevents him from getting a job.
Onun şimdi uğruna yaşamak için hiçbir şeyi yok.Now he has nothing to live for.
Onun davranışı bugün çok gariptir.His behavior is very odd today.
Bugün bir müşteriyle onun ofisinde buluşacağım.I'm going to meet a customer in his office today.
Bu akşam onunla görüşeceğim.I'm seeing her this evening.
Biz bu akşam onun evinde bir toplantı yapacağız.We will have a meeting at his house this evening.
Bu akşam onun için bir veda partisi düzenliyoruz.We are giving a farewell party for him tonight.
Son zamanlarda onunla temas kurdun mu?Have you been in contact with him recently?