Kanıt onun lehineydi.The evidence was in his favor.
Onun çarpışma hikayesi benimkine uyuyor.His story of the collision agrees with mine.
Ben onun Hokkaido'dan Kyushu'ya bisikletle gittiğini duydum.I hear he traveled by bicycle from Hokkaido to Kyushu.
Kızı ağır biçimde cezalandırma; onun huyuna git.Do not punish the girl severely; go easy on her.
Kız bayıldı, fakat biz onun yüzüne su döktüğümüzde o kendine geldi.The girl fainted, but she came to when we threw water on her face.
Roman onun ölümünden sonra basıldı.The novel was published after his death.
Onun zaferi onu bir kahraman yaptı.His victory made him a hero.
Küçük kızı kurtarmak için onun suya atlaması ne cesaret!How brave of him to jump into the water to save the little girl!
Olay onun hafızasına kazınmıştı.The incident was etched in his memory.
Mektup onun ölümüyle ilgili onu bilgilendirdi.The letter informed her of his death.
O, resmi onun eline geri koydu.She put the picture back in his hand.
Başarısızlık onun tembelliğinden kaynaklanıyor.The failure is due to his idleness.
Başarısızlık onun dikkatsizliğinden kaynaklanıyor.The failure is due to his carelessness.
Başarısızlık onun canını sıktı.The failure depressed him.
Hata onun emekliliğini hızlandırdı.The mistake hastened his retirement.
Ancak o zaman onun ne demek istediğini anladım.Only then did I realize what he meant.
O zamandan beri onun inancı ciddi olarak sarsıldı.Since then, his faith has been severely shaken.
Olay onun dürüstlüğünü kanıtlıyor.The fact proves his honesty.
Kaza onun dikkatsizliği sayesinde oldu.The accident happened through his carelessness.
Kaza onun dikkatsizliğinden kaynaklandı.The accident resulted from his carelessness.
Kaza onun dikkatsiz sürüşü yüzündendi.The accident was due to his careless driving.
Kaza onun dikkatsizliğinden dolayıydı.The accident was due to his carelessness.
Kaza onun evinin yanında gerçekleşti.The accident took place near his home.
Kaza onun en iyi arkadaşını çaldı.The accident robbed him of his best friend.
Onun kazada ölmemiş olması bir mucize.It's a miracle that he wasn't killed in the accident.
Kaza onun şöhretine zarar verdi.That incident harmed his reputation.
Bu olay onun ününü zedeledi.That incident harmed his reputation.
Kaza onun şöhretinde bir leke bıraktı.The incident left a spot on his reputation.
Olay onun geleceğini etkiledi.The event affected his future.
Olay onun Amerika'ya gitmesini engelledi.The incident prevented him from going to America.
Beni onun hakkında karanlıkta tutma.Don't keep me in the dark about it.
Onun hakkında oldukça emin misiniz?Are you quite certain about it?
Sana onun hakkında söyleyecek bir şeyim yok.I have nothing to tell you about it.
Konu hakkında onunla tartışmanın bir faydası yok.It is no use arguing with him about it.
Onun çocuk için biraz sempatisi vardı.He had some sympathy for the child.
Onun sağlığı kötü.He is in poor health.
Onun nasıl yapılacağını bana göster.Show me how to do it.
İşi bitirmek onun bütün öğleden sonrasını aldı.It took her all afternoon to finish the work.
Onun işi yapma yeteneği var.He has the ability to do the work.
İş onun tarafından yalnız başına mı yapıldı.Was the work done by him alone?
Tüm servet onun kızına gidecek.All the property will go to his daughter.
Ondan sonra onunla asla konuşmadım.I never spoke to him after that.
O kelime onun ağzından düştü.That word dropped from his mouth.
O sözcük onun ağzından kaçtı.That word dropped from his mouth.
Köpek, onun evine yaklaşmamı engelledi.The dog kept me from approaching his house.
Onun hakkında bildiğim her şeyi sana anlatacağım.I'll tell you all I know about it.
Onun hakkında ne yapılması gerektiğini düşünüyorsun?What do you think should be done about it?
Oyun onun tarafından sahneye kondu.The play was produced by him.
Plan, onun fikirleri ile uyuşmadı.The plan did not meet with his ideas.
Onun parayı çaldığını itirafı ailesini şaşkına çevirdi.His admission that he had stolen the money astonished his family.
Tartışmada ben onun yanında yer aldım.I took his side in the argument.
İklim onun sağlığını etkiledi.The climate affected his health.
Plan onun onayına tabidir.The plan is subject to his approval.
Hata onun kafasına mal oldu.The mistake cost him his head.
Büyük zorluklar onun başarı yolunda duruyor.The great difficulties stand in the way of its achievement.
Resim onun tarafından zaten bitirilmişti.The picture has already been finished by him.
Onun krallığı senin cehennemindir.Her kingdom is your hell.
Onun tarafından eve sahip olundu.The house is owned by him.
Maymun onu görür görmez onun omuzlarına sıçradı.No sooner had the monkey caught sight of him than it jumped up to his shoulders.
Onun keskin pençeleri açılıp kapanmaya, açılıp kapanmaya başladı.Its sharp claws began to open and close, open and close.