Ben onun başarısız olacağından korkuyorum.I'm afraid she will fail.
Onun ne demek istediğini anlayamıyorum.I can't figure out what he means.
Üzgünüm, onu demek istemedim.I'm sorry, I didn't mean it.
Maalesef onu çok iyi açıklamadım.I'm afraid I didn't explain it too well.
Ben onu anlamıyorum.I don't get it.
Hoşlansan da hoşlanmasan da onu yapmak zorunda kalacaksın.You'll have to do it, whether you like it or not.
Lütfen hizmetçiye onu odama taşıt.Please have the maid carry it to my room.
Lütfen onu hızlı bir şekilde yap.Please do it quickly.
Lütfen onu çabuk yap.Please do it quickly.
Lütfen onu açın.Please turn it on.
Onu ne çok öfkelendirdi?What made her so angry?
Onunla nasıl tanıştın?How did you get acquainted with her?
Bana onu neden sevdiğini söyleyecek misin?Will you tell me why you like her?
Onun niçin gelmediğini anlayamıyorum.I can't figure out why she didn't come.
Onu gelmekten ne engelledi?What prevented him from coming?
Onun fikrini neyin değiştirdiğini merak ediyorum.I wonder what has made him change his mind.
Merak ediyorum, onu bu kadar kızdıran neydi peki?What made him so angry then, I wonder?
Onun, niçin gerçeği söylemediğini anlayamıyorum.I can't figure out why he didn't tell the truth.
Onu bu kadar sinirlendiren şey konusunda yanılıyorsun.You are mistaken as to what makes him so nervous.
Onun nerede olduğunu nasıl bilmem gerekiyor?How should I know where he is?
Onu niçin yapmamam gerektiğini anlamıyorum.I don't see why I should not do that.
Onu ne için yapıyorsun?What are you doing that for?
Ne yaptıysam onun telefon numarasını hatırlayamıyorum.I can't for the life of me remember her phone number.
Ne yaparsam yapayım onun adresini hatırlayamıyorum.I can't for the life of me remember her address.
Başım hakkı için onun adını hatırlayamadım.For the life of me, I couldn't remember his name.
Onu söylediğim şeye inandıramadım.I could never make him believe what I said.
Nasıl oldu da onu duydun?How did you come to hear of it?
Onun gibi aptalca bir şeyi sana yaptıran nedir?What made you do a silly thing like that?
Onu kız kardeşinden uzaklaştıran ne?What has estranged him from his sister?
Lütfen onunla nasıl temas edebileceğimi söyle.Please tell me how I can get in touch with him.
Onu gizli tutun lütfen.Keep it secret, please.
Lütfen beni onunla tanıştır.Please introduce me to her.
Lütfen onu daha basit kelimelerle söyler misiniz?Will you please put that in simpler words?
Onun nasıl çalıştığını bana göster.Show me how it works.
Ben kapıyı kapar kapamaz biri onu çalmaya başladı.I had no sooner closed the door than somebody started knocking on it.
Kapıyı açtığımda onu uyurken buldum.When I opened the door, I found him asleep.
Kapı açık. Gideceğim ve onu kapatacağım.The door is open. I'll go and shut it.
TV açık bırakıp yatmaya gitmesi onun dikkatsizliği.It was careless of him to go to bed with the TV on.
Televizyonun onun için büyük bir cazibesi vardır.Television has a great appeal for him.
Terry onu görmeden önce sigaranı söndürsen iyi olur.You'd better put your cigarette out before Terry sees it.
Gerçi onun büyük bir sorunu var.She has a big problem, though.
Öyleyse onun hakkında ona yarın soracağım.I will ask him about it tomorrow, then.
Onu Pazartesi öğleden sonra yapalım.Let's make it Monday afternoon.
Onun yerine kredi karımla ödemek istiyorum.I'd like to pay with my credit card instead.
Tenis oynamak onun hobisidir.Playing tennis is his hobby.
Teniste kimse onunla maç yapamaz.No one can match him at tennis.
Ted onu uzun bir süre bekledi.Ted waited for her for a long time.
Onu açıklamak için sana meydan okuyorum.I defy you to make it public.
Mümkün olduğunca kısa sürede onunla temasa geçeceğim.I will get in touch with him as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede onunla temas edeceğim.I will get in touch with him as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede onu tamir etmesi için birini gönderir misin?Will you send someone to fix it as soon as possible?
Mümkün olduğunca kısa sürede onu yaptır.Get it done as soon as possible.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede onu bana getirmeni istiyorum.I want you to return it to me as soon as possible.
Onu elimden geldiği kadar çabuk bitireceğim.I'll finish it as quickly as I can.
Elinden geldiği kadar onu baharatlı yap.Make it as spicy as you can.
Onu masanın üstünde bırakmış olabilirim.I might have left it on the table.
Tim'in eşi ona onu Paris'e götürmesi için israr etti.Tim's wife insisted on his taking her to Paris.
Dick onun planını kabul etmem için beni zorladı.Dick forced me to agree with his plan.
Önemsiz şeyler hakkında onunla tartışmayacak kadar akıllıyım.I know better than to quarrel with her about trifles.
Küçük şeylerle onu rahatsız etmeyin.Don't trouble him with trifles.