Onların dediğini yapsak iyi olur.We'd better do what they say.
Onların ne dediğini duydun mu?Did you hear what they said?
Onların hepsi rahatlamış görünüyordu.They all looked relieved.
Onların sorunu neydi?What was their problem?
Onların kaç taneye ihtiyacı var?How many do they need?
Onların isimlerini hatırlamıyorum.I don't remember their names.
Tom onların tüm isimlerini hatırlayamadı.Tom couldn't remember all their names.
Onların ikisi de bana sarıldı.Both of them hugged me.
Onların hepsi gitmek için kalktı.They all got up to leave.
Onların bilme hakkı var.They have a right to know.
Onların hepsinin sigortası var.They all have insurance.
Onların bir rehinesi var.They've got a hostage.
Onların her ikisi de evde.Both of them are at home.
Onların hepsini eve gönderelim.Let's send them all home.
Onların kaç tane keçisi var?How many goats do they have?
Onların hangi avantajı var?What advantage do they have?
Onların hepsi iyi çocuklar.They're all good guys.
Tom onların nereye gittiğini merak ediyordu.Tom wondered where they were going.
Onların her şey için zamanı var.They have time for everything.
Onların hepsi eşit.They're all equal.
Onların ne yaptıklarına bak.Look what they're doing.
Sanırım onların hepsi suçlu.I think they're all criminals.
Onların hepsi itibarını kaybetti.They've lost all credibility.
Onların hepsi yozlaşmış.They're all corrupt.
Onların hepsi arabaya bindi.They all got into the car.
Onların her ikisi de arabaya bindi.They both got in the car.
Onların her ikisi de güzel.They're both beautiful.
Onların kaçmasına izin vermeyin.Don't let them get away.
Onların hepsini uzaklara gönderelim.Let's send them all away.
Onların uyanık olduğunu düşünüyor musun?Do you think they're awake?
Onların kimi tutukladığını biliyor musun?Do you know who they arrested?
Onların bir şey yaptıklarını sanmıyorum.I don't think they would've done anything.
Onların hepsini yendin mi?Did you beat them all?
Onların hepsini istiyorum.I want them all.
Tom neden onların hepsinin birbirine benzediğini anlayamadı.Tom couldn't understand why they all looked alike.
Tom onların ne hakkında konuştuklarını hatırlayamadı.Tom couldn't remember what they'd been talking about.
Onların elleri soğuktu.Their hands were cold.
Onların ekmeği var.They have bread.
Tom ve Mary birlikte çok zaman harcıyorlar. Ben onların aşık olduklarını düşünüyorum.Tom and Mary spend a lot of time together. I think they're in love.
Pasifiğin ortasında onların yakıtı bitti.They ran out of fuel in the middle of the Pacific.
Onların hiçbiri sürücü değil.None of them is a driver.
Onların yeni ve daha büyük bir köprü inşa etmeleri gerekir.They need to build a new and bigger bridge.
Onların müziği bana hayal kurduruyor.Their music makes me dream.
Onların aracı dünyadaki en zorlu yarışlardan birine girdi.Their car entered one of the toughest races in the world.
Onların çilesi bitti.Their ordeal is over.
Onların zeytinlerini toplamam.I don't harvest their olives.
Onların evliliğinin başı dertte olduğuna dair söylentiler var.There are rumors that their marriage is in trouble.
Onların nesi olduğunu bana söyle.Tell me what's wrong with them.
Onların bir sorunu yok.Nothing's wrong with them.
Onların nesi olduğunu merak ediyorum.I wonder what's wrong with them.
Onların nesi olduğunu biliyorum.I know what's wrong with them.
Onların neyi var?What's up with them?
Neden onların tarafını tutuyorsun?Why are you siding with them?
Onların terk etmesini izledim.I watched them leave.
Onların ölmesini izledim.I watched them die.
Onların beklemesini istiyor musun?Do you want them to wait?
Onların kalmasını istiyor musunuz?Do you want them to stay?
Onların yardım etmesini istiyor musunuz?Do you want them to help?
Onların size yardım etmesini istiyor musunuz?Do you want them to help you?
Onların ne yapmasını istiyorsunuz?What do you want them to do?