Ana içeriğe geç
Sözlük

onları ile cümle

onları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Onların eski binayı yıkışını izledim.I watched them destroy the old building.
Onların yaptığı araştırmalar, Amerikalıların Japonya ile ilgilenmediğini gösteriyor.The research done by them shows that Americans are not interested in Japan.
Sen hiç onların zamanında geldiğini fark ettin mi?Have you ever known them to come on time?
Onların verdiği akşam yemeği kötü pişirilmişti.The dinner they served was badly cooked.
Onların yeni bir araba almasını ummuyoruz.We do not anticipate their buying a new car.
Onların geç gelmesi benim hatamdı.It was my fault that they came late.
Onların buraya geç geldiklerinden emin ol.Make sure that they come here late.
Onların birlikte iyi geçinmeyecekleri içime doğuyor.I feel in my bones that they will never get along well together.
Onların sessizliğini boyun eğme olarak algılama.Don't interpret their silence as obedience.
Onların sessizliğini itaat olarak yorumlama.Don't interpret their silence as obedience.
Onların dışarı çıkması önemlidir.It's important for them to go out.
Onların gidecek başka yeri yok.They have nowhere else to go.
Onların pek çok ortak yanı var.They have a lot in common.
Onların on yaşında bir oğlu var.They have a ten-year-old son.
Onların öyle yapma hakkı var.They have the right to do so.
Onları herhangi bir yerde görmedim.I haven't seen them anywhere.
Onların neredeyse hiç zamanı kalmadı.They hardly have any time left.
Onların yaşayacak hiç evi yok.They have no house to live in at all.
Onların birbirleriyle ortak yanı var.They have something in common with each other.
Onların kendi çocukları olmadığı için küçük bir kızı evlat edinmeye karar verdiler.Since they had no children of their own, they decided to adopt a little girl.
Onların sadece bir çocuğu vardı.They had only one child.
Onların yiyecekleri yoktu.They had no food.
Onların ikiz kızları var.They have twin daughters.
Onların kendi sorunları var.They have their own troubles.
Onların iki kız çocuğu var.They have two daughters.
Onların, geçimini sağlayacak bir sürü çocukları vardı.They had a lot of children to provide for.
Onların ekstra yardıma ihtiyacı var.They require extra help.
Onların büyük gününün ne zaman olduğunu onlara sormak istiyorum.I want to ask them when their big day is.
Onların üç çeyreği anlaştı.Three quarters of them agreed.
Onların konseri büyük bir başarıydı.Their concert was a big hit.
Onları yakından izleyin.Follow close behind them.
Onların takımından üç puan ilerdeyiz.We are three points ahead of their team.
Onların hepsinin komploda yer aldığını düşünüyorum.I think most of them took part in the plot.
Sanırım onların çoğu eve gitti.I guess most of them went home.
Onların fikirlerinin her biri hem iyi noktalara hem de kötü noktalara sahiptir.Each of their opinions has both good points and bad points.
Onların görüşü biraz önemlidir.Their opinion matters little.
Onların görüşleri benimkinden farklıdır.Their opinions differ from mine.
Onların saklanma yerini saptamak bir haftamızı aldı.It took us a week to locate their hideaway.
Onların sıcak karşılamaları beni mutlu etti.The warmth of their welcome made me happy.
Ben onların evindeyken bana karşı çok naziktiler.They were very kind to me when I was at their house.
Onların yemek odası çok geniş.Their dining room is very spacious.
Onların evi yangında yanıp kül oldu.Their house was burned down in the fire.
Onların evi istasyondan uzaktır.Their house is far from the station.
Onların evi yeniden yapılandırılıyor.Their house is being remodeled.
Onların mobilyaları, tarz yerine yarar için seçildi.Their furniture was chosen for utility rather than style.
Onların sabrı tükenmek üzereydi.Their patience was about to give out.
Onların konuşmaları devam etti.Their conversation went on.
Onların çantaları kapıda güvenlik görevlileri tarafından kontrol edildi.Their bags were checked by security guards at the gate.
Onların kasları sert.Their muscles are stiff.
Onların sözleşmesi bu ayın sonunda bitecek.Their contract is to run out at the end of this month.
Onların planının başarılı olacağını sanmıyorum.I do not think their plan will work out.
Onların planı başarısızlıkla sonuçlandı.Their plan resulted in failure.
Onların planı hakkında bir şey bilmiyorum.I am quite ignorant of their plan.
Onların planı bana ilginç görünüyor.Their plan sounds interesting to me.
Onların düğününe davet edildim.I was invited to their wedding.
Onların düğününe davet edildin mi?Have you been invited to their wedding?
Onların söylediğini yapsan iyi olur.You'd better do what they say.
Biz onların mutluluğu için dua ettik.We prayed for their happiness.
Onların fikirleri bizim için tamamen yabancı görünüyor.Their ideas seem totally alien to us.
Onların düşünceleri bize tamamen yabancı görünüyor.Their ideas seem totally alien to us.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod