Onların hepsini eve gönderelim.Let's send them all home.
Onların kaç tane keçisi var?How many goats do they have?
Onların hangi avantajı var?What advantage do they have?
Onların hepsi iyi çocuklar.They're all good guys.
Tom onların nereye gittiğini merak ediyordu.Tom wondered where they were going.
Onların her şey için zamanı var.They have time for everything.
Onların hepsi eşit.They're all equal.
Onların ne yaptıklarına bak.Look what they're doing.
Sanırım onların hepsi suçlu.I think they're all criminals.
Onların hepsi itibarını kaybetti.They've lost all credibility.
Onların hepsi yozlaşmış.They're all corrupt.
Onların hepsi arabaya bindi.They all got into the car.
Onların her ikisi de arabaya bindi.They both got in the car.
Onların her ikisi de güzel.They're both beautiful.
Onların kaçmasına izin vermeyin.Don't let them get away.
Onların hepsini uzaklara gönderelim.Let's send them all away.
Onların uyanık olduğunu düşünüyor musun?Do you think they're awake?
Onların kimi tutukladığını biliyor musun?Do you know who they arrested?
Onların bir şey yaptıklarını sanmıyorum.I don't think they would've done anything.
Onların hepsini yendin mi?Did you beat them all?
Onların hepsini istiyorum.I want them all.
Tom neden onların hepsinin birbirine benzediğini anlayamadı.Tom couldn't understand why they all looked alike.
Tom onların ne hakkında konuştuklarını hatırlayamadı.Tom couldn't remember what they'd been talking about.
Onların elleri soğuktu.Their hands were cold.
Onların ekmeği var.They have bread.
Onları bulmalıyız.We must find them.
Eğer onları içeri alırsanız sizi kendim öldürürüm.If you let them in, I'll kill you myself.
Tom ve Mary birlikte çok zaman harcıyorlar. Ben onların aşık olduklarını düşünüyorum.Tom and Mary spend a lot of time together. I think they're in love.
Pasifiğin ortasında onların yakıtı bitti.They ran out of fuel in the middle of the Pacific.
Büyümeden önce onları öldürmek zorundayız.We have to kill them before they grow.
Onlar yumurtlamadan önce onları öldürmek zorundayız.We have to kill them before they lay eggs.
Onların hiçbiri sürücü değil.None of them is a driver.
Onları görmek ister misin?Do you want to see them?
Onların yeni ve daha büyük bir köprü inşa etmeleri gerekir.They need to build a new and bigger bridge.
Onların müziği bana hayal kurduruyor.Their music makes me dream.
Onların aracı dünyadaki en zorlu yarışlardan birine girdi.Their car entered one of the toughest races in the world.
Tom onları tanıyordu.Tom knew them.
Onların çilesi bitti.Their ordeal is over.
Onları bulduk.We found them.
Onları kim buldu?Who found them?
Ben onları buldum.I found them.
Ben az önce onları buldum.I just found them.
Onların zeytinlerini toplamam.I don't harvest their olives.
Sorularınız varsa onları sormak için tereddüt etmeyin.If you have questions, don't hesitate to ask them.
Onların evliliğinin başı dertte olduğuna dair söylentiler var.There are rumors that their marriage is in trouble.
Mary küpelerini çıkardı ve onları şifoniyerinin üstündeki mücevher kutusuna koydu.Mary took her earrings off and put them in the jewelry box on her dresser.
Bir şey onları endişelendiriyor.Something's worrying them.
Onları endişelendirmek istemedim.I didn't want to worry them.
Onları uyandırdım.I woke them up.
Onların nesi olduğunu bana söyle.Tell me what's wrong with them.
Onların bir sorunu yok.Nothing's wrong with them.
Onların nesi olduğunu merak ediyorum.I wonder what's wrong with them.
Onların nesi olduğunu biliyorum.I know what's wrong with them.
Onların neyi var?What's up with them?
Neden onların tarafını tutuyorsun?Why are you siding with them?
Onları izliyordum.I was watching them.
Onları kim izliyor?Who's watching them?
Herkes onları izliyor.Everyone's watching them.
Onları izliyoruz.We're watching them.
Tom onları izliyor.Tom is watching them.