O, onların dediği gibi, yürüyen bir ansiklopedi.He is, as they say, a walking encyclopedia.
Ben onları yenmem.I don't beat them.
Onların çok zamanı vardı.They've had plenty of time.
Onların hepsi Tom'dan korkuyor.They're all scared of Tom.
Şimdi muhtemelen onların hepsi öldü.They are probably all dead now.
Onların üçü sadece Tom'a baktı.The three of them all just looked at Tom.
Onların hepsini biriktirdin mi?Did you collect them all?
Onların tartışmasını yatıştırmak için en iyi yolun ne olduğunu düşünüyorsunuz?What do you think is the best way to defuse their argument?
Onların istediğini asla istemeyeceksin.You'll never want what they want.
Onların hepsine sahibim.I've got them all.
Onları görmek ister misiniz?Would you like to see them?
Onların gözleri var ve bir şey görmüyorlar.They have eyes and see nothing.
Ben sadece onların evlendiklerine inanamıyorum.I just can't believe they're getting married.
Onların evli olduğunu sanmıyorum.I don't think they're married.
Sanırım onları duyuyorum.I think I hear them.
Onları öpüşürken yakaladım.I caught them kissing.
Onların ikisini de görmek isterim.I'd like to see them both.
Onların hiç sakalları, saçı ve kaşları yoktu.They had no beards, no hair and no eyebrows.
Onların gelmeyeceğini düşündüm.I thought they wouldn't come.
Onların hepsi kötü olamaz.They can't all be bad.
Onların hepsi dolu olamaz.They can't all be full.
Onların Kanadalı olduğundan emin olamayız.We can't be certain they're Canadians.
Onların söylediğini duyamıyorum.I can't hear what they're saying.
Onları sonsuza dek karanlıkta saklayamayız.We can't keep them in the dark forever.
Onların Tom'u öldürmesine izin veremeyiz.We can't let them kill Tom.
Bu çiçeklerin solmasına izin veremeyiz. Sula onları lütfen.We can't let these flowers die. Please water them.
Bu çiçekler solup gitmesinler. Sula onları lütfen.We can't let these flowers die. Please water them.
Onları uyarmadığımızı söyleyemezsin.You can't say we didn't warn them.
Onların ikisinin ne yaptığını göremiyorum ama onlar çok gürültü yapıyor.I can't see what the two of them are doing, but they are making a lot of noise.
Onların bana yaptıklarını düşünmeden edemiyorum.I can't stop thinking about what they did to me.
O onların duyarlı varlıklar olmadıklarını düşünüyor.He thinks that they are not sentient beings.
Onların tanıdık göründüğünü düşündüm.I thought they looked familiar.
Onların size bir iş teklif ettiğini düşündüm.I thought they offered you a job.
Onların beni işten çıkaracaklarını düşünüyordum.I thought they were going to put me out of business.
Onları en son Arnavutluk'ta gördüm.I last saw them in Albania.
Onların gemisi hâlâ limanda.Their ship is still in port.
Onların samimi olduğunu umuyorum.I hope they're friendly.
Onların kim olduğunu bilmiyorum ama onlar samimi görünmüyor.I don't know who they are, but they don't look friendly.
Onları durdurmak için bir şey yapamaz mısın?Can't you do anything to stop them?
Bazı edepsiz fıkralar biliyorum ama onları anlatmam.I know some dirty jokes, but I don't tell them.
Bazı edepsiz fıkralar biliyorum ama onları asla anlatmam.I know some dirty jokes, but I never tell them.
Sigaraları azaltmak yerine neden sadece onları bırakmıyorsun?Instead of cutting down on cigarettes, why don't you just give them up?
Onların başı belada olduğunda arkadaşlarına yardım etmen gerekiyor.You're supposed to help your friends when they're in trouble.
Onların başı belada.They're in trouble.
Neden onların başının dertte olduğunu biliyorum.I know why they're in trouble.
Onların Ueno Hayvanat bahçesinde bir pandası var mı, unutuyorum.I forget, do they have a panda at the Ueno Zoo?
Onları seviyorum.I like them.
Hiç kimsenin onları göremediğini garantiye aldılar.They made sure nobody could see them.
Ben ananas yemekten hoşlanmıyorum. Onların güçlü bir kokusu var.I don't like eating pineapples. They have a strong smell.
Onların benden bir şey sakladığını biliyorum.I know they're hiding something from me.
Ben onları istiyorum.I want them.
Onları istemiyorum.I don't want them.
Tom onları istemiyor.Tom doesn't want them.
Onları satmak ister misin?Do you want to sell them?
Onları satmak ister misiniz?Do you want to sell them?
Onları satmak istiyor musun?Do you want to sell them?
Onları satmak istiyor musunuz?Do you want to sell them?
Onların parasını istemiyorum.I don't want their money.
Onların parasını istemem.I don't want their money.
Onları korkutmak istemiyorum.I don't want to scare them.