Ana içeriğe geç
Sözlük

on ile cümle

on kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Biri onu küvette boğmuştu.Somebody had drowned her in the bathtub.
Saatlerce dehşete düşürüldükten sonra,sonunda annesi onu kurtardı.After being frightened for many hours, her mother finally saved her.
Onu ne zaman yapalım?What time shall we make it?
Onun onunla evlenmesini hiçbir şey engelleyemez.Nothing can prevent her from marrying him.
Onun işini kaybetmesine neyin sebep olduğunu düşünüyorsun?What do you think caused him to lose his job?
Onların niçin konuşmaktan vazgeçtiklerini biliyor musun?Do you know why they stopped talking?
Niçin Mary onunla pikniğe gidiyor?How come Mary is going on a picnic with him?
Ne yapılması konusunda benim görüşüm onunkinden farklıydı.My view was different from his as to what should be done.
Ondan haber almadığım için ona yine yazdım.Not having heard from him, I wrote to him again.
Hiçbir şey ondan vazgeçmem için beni zorlayamaz.Nothing can force me to give it up.
Hiçbir şey onun güzelliği ile karşılaştırılamaz.Nothing is to be compared to its beauty.
Onu ne kadar o kadar üzdü?What made her so sad?
Onu niçin satın aldın?What did you buy it for?
Ne pahasına olursa olsun onu kurtarmalıyım.I must save her at all costs.
Ben onun ofisini bulabildim.I managed to find his office.
Onun hayatta kalması için her şeyi denedim.I tried everything to keep him alive.
Onunla başa çıkabileceğimi düşünüyorum.I think I can handle it.
Ben onu sıkı çalışma programıma katacağım.I'll work that into my tight schedule.
Biz onu oranın dışında yaptık.We made it out of there.
Lütfen onunla ilgili bir şey yap.Please do something about it.
Sonuçta, onların ulaşım formu hiç kirlilik üretmez.After all, their form of transport produces no pollution at all.
Ne ona öyle yaptırdı?What made her do so?
Aylardır onunla çıkıyorum.I've been going out with her for months.
Ona öyle bir şeyi yaptıran nedir?What made her do such a thing?
Bazı sıkıntılarınız varsa onunla görüşmenizi öneririm.If you have some troubles, I recommend you confer with him.
Biz bir şey bulur bulmaz onunla irtibat kuracağız.As soon as we find out anything, we will contact him.
Herhangi bir şüpheniz varsa, ona sorun.Ask him if you have any doubt.
Ona bir şey olmuş olabilir.Something may have happened to him.
Ona kötü bir şey olabilir.Something bad may happen to him.
Bir şey satın almadan önce kendine onsuz yapabilip yapamayacağını sorsan iyi olur.Before buying anything, you had better ask yourself whether you cannot do without it.
Doktorlar bir destek olmadan onun tekrar yürüyemeyeceğini söylediler.The doctors said he would never again be able to walk without some support.
İlginç bir kitap görürsen lütfen onu bana al.If you find an interesting book, please buy it for me.
Müzik onun sinirlerini sakinleştirdi.Music has settled her nerves.
Müzik için yetenek onların kanında akar.Talent for music runs in their blood.
Müzikten anlayan kim onun çalmasının iyi olduğunu söyleyebilirdi?Who that understands music could say his playing is good?
Onlar müzik eşliğinde dans ediyorlardı.They were dancing with the music.
Beni onlarla aynı sınıfa koyma.Don't put me in the same class with them.
Onu masamın üzerine koymayın.Don't put it on my desk.
Onu masama koymayın.Don't put it on my desk.
Onu yapamam.I can't do it.
Onun ekmeğinin iki tarafı da tereyağı ile yağlanmıştı.His bread is buttered on both sides.
Prenses ona gülmekten kendini alamadı.The princess couldn't help laughing at him.
Onun adını adayların listesinden sil.Delete his name from the list of the applicants.
Onun karısı onu parmağında oynatır.His wife leads him by the nose.
Karısı onu terkettikten sonra, Harold üşüttü.After his wife left him, Harold went nuts.
O, bana ona tuzu uzatmamı rica etti.He asked me to pass him the salt.
Onun görüşleri hakkında onun ağzını aradım.I sounded him out about his views.
Onu söylemek uğursuzluk getirir.It's bad luck to say that.
Maymun ona atladığında korkmuştu.He was scared when the monkey jumped at him.
Konuşma yapan biri herkesin onu görebileceği yerde durmalı.A person giving a speech should stand where everyone can see him.
Konuşmacı herkesin onu görebileceği bir yerde durmalı.The speaker should stand where everyone can see him.
İstasyon yaklaşık on dakikalık yürüme mesafesinde.It is about ten minutes' walk to the station.
İstasyon on dakikalık yürüyüş mesafesinde.It's ten minutes' walk to the station.
Otobüsle istasyon yaklaşık on dakika sürer.It's about ten minutes to the station by bus.
Onunla birlikte istasyona kadar gittim.I rode with her as far as the station.
İstasyon buradan bir on dakikalık mesafede.The station is a ten minute drive from here.
İstasyon buradan arabayla on dakika.The station is a ten minute drive from here.
Ben onu bir saat istasyonda bekledim, ama o görünmedi.I waited for him at the station for an hour, but he didn't show up.
Onu istasyonda bir saat bekledim fakat o görünmedi.I waited for him at the station for an hour, but he didn't show up.
1971 de Britanya Kırallığı parasını ondalık sisteme çevirdi.In 1971 the United Kingdom changed its currency to the decimal system.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod