‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Lời nầy đẹp lòng ta; ta chọn mười hai người trong các ngươi, tức mỗi chi phái một người.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Lời nầy đẹp_lòng ta ; ta chọn mười_hai người trong các ngươi , tức mỗi chi_phái một người .
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Me pareció bien lo dicho, y tomé a doce hombres de vosotros, un hombre por tribu
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Părerea aceasta mi s'a părut bună; şi am luat doisprezece oameni dintre voi, cîte un om de fiecare seminţie.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.To se mi je dobro videlo; vzel sem torej izmed vas dvanajst mož, iz vsakega rodu enega.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.To slovo sa mi ľúbilo, a vzal som z vás dvanástich mužov, po jednom mužovi z každého pokolenia.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Usul itu saya setujui, sebab itu saya pilih dua belas orang, seorang dari tiap suku
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Και ηρεσεν εις εμε ο λογος και ελαβον εξ υμων δωδεκα ανδρας, ανδρα ενα κατα φυλην.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Слово это мне понравилось, и я взял из вас двенадцать человек, по одному человеку от каждого колена.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Това ми беше угодно: за това избрах от вас дванадесет мъже, по един мъж от всяко племе.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.וייטב בעיני הדבר ואקח מכם שנים עשר אנשים איש אחד לשבט׃
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.فحسن الكلام لديّ فاخذت منكم اثني عشر رجلا. رجلا واحدا من كل سبط.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.這 話 我 以 為 美 、 就 從 你 們 中 間 選 了 十 二 個 人 、 每 支 派 一 人
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.這話 我 以 為美 、 就 從 你 們中間選 了 十二 個 人 、 每 支 派 一人
Bu günlük yolculuk ve dokuz on iki kadar üç uzun saatler - ama o gelmedi.Av denna dagsetapp, och från nio till tolv är tre långa timmar - men hon är inte kommit.
Bu günlük yolculuk ve dokuz on iki kadar üç uzun saatler - ama o gelmedi.Da jornada deste dia, e das nove às doze é três horas de duração, - mas ela não veio.
Bu günlük yolculuk ve dokuz on iki kadar üç uzun saatler - ama o gelmedi.Del viaggio di questa giornata, e da nove a dodici è tre ore, - eppure lei non è venuto.
Bu günlük yolculuk ve dokuz on iki kadar üç uzun saatler - ama o gelmedi.Din această zi de călătorie şi de la nouă până la douăsprezece este de trei ore, - dar ea nu va veni.
Bu günlük yolculuk ve dokuz on iki kadar üç uzun saatler - ama o gelmedi.E nap az út, és kilenc évig twelve Van három hosszú órán át, - de ő nem jön.
Bu günlük yolculuk ve dokuz on iki kadar üç uzun saatler - ama o gelmedi.For denne dag rejse, og fra ni indtil tolv er tre lange timer - men hun er ikke kommet.
Bu günlük yolculuk ve dokuz on iki kadar üç uzun saatler - ama o gelmedi.오늘의 여정, 그리고 열두까지 아홉부터 세 긴 시간입니다 - 아직 그녀는 오지 않습니다.
Bu günlük yolculuk ve dokuz on iki kadar üç uzun saatler - ama o gelmedi.Od potovanje ta dan, in od devet do twelve je tri dolge ure, - a ona ni prišla.
Bu günlük yolculuk ve dokuz on iki kadar üç uzun saatler - ama o gelmedi.Tämän päivän matka, ja yhdeksästä asti kaksitoista on kolme pitkää päivää, - mutta hän ei tullut.
Bu günlük yolculuk ve dokuz on iki kadar üç uzun saatler - ama o gelmedi.To dzień drogi, a od dziewięciu do dwunastej Czy trzy długie godziny, - jeszcze nie jest ona nadejdzie.
Bu günlük yolculuk ve dokuz on iki kadar üç uzun saatler - ama o gelmedi.Trong cuộc hành trình này của ngày, và từ chín đến mười hai ba giờ, nhưng cô không đến.
Bu günlük yolculuk ve dokuz on iki kadar üç uzun saatler - ama o gelmedi.Van deze dag de reis, en van negen tot twaalf Is drie lange uren, - maar ze is niet gekomen.
Bu günlük yolculuk ve dokuz on iki kadar üç uzun saatler - ama o gelmedi.Von diesem Tag die Reise, und von neun bis zwölf ist drei lange Stunden, - doch ist sie nicht gekommen.
Bu günlük yolculuk ve dokuz on iki kadar üç uzun saatler - ama o gelmedi.Z toho dňa cesty a od deviatich do dvanástich sú tri dlhé hodiny - ale ona neprišla.
Bu günlük yolculuk ve dokuz on iki kadar üç uzun saatler - ama o gelmedi.Z toho dne cesty a od devíti do dvanáct jsou tři dlouhé hodiny - ale ona nepřišla.
Bu günlük yolculuk ve dokuz on iki kadar üç uzun saatler - ama o gelmedi.Από το ταξίδι αυτό ημέρας? Και από εννέα έως δώδεκα είναι τρεις πολλές ώρες, - κι όμως δεν έρχονται.
Bu günlük yolculuk ve dokuz on iki kadar üç uzun saatler - ama o gelmedi.Из путешествия на текущий день, а с девяти до двенадцати Есть три долгих часов, - пока она не пришла.
Bu günlük yolculuk ve dokuz on iki kadar üç uzun saatler - ama o gelmedi.На пътуването на този ден, и от девет до дванадесет три дълги часа, - все още тя не е дошъл.
Bu günlük yolculuk ve dokuz on iki kadar üç uzun saatler - ama o gelmedi.המסע הזה של יום, ועל מתשע עד עשרה זה שלוש שעות ארוכות, - אך היא לא באה.
Bu günlük yolculuk ve dokuz on iki kadar üç uzun saatler - ama o gelmedi.رحلة من هذا اليوم ، وحتى الثانية عشرة من تسع ثلاث ساعات طويلة ، -- حتى الآن لم يأت لها.
Bu günlük yolculuk ve dokuz on iki kadar üç uzun saatler - ama o gelmedi.彼女は愛情と暖かい若々しい血があった、彼女はボールのような動きのように迅速な話です。
Bu, iki dil bilenlerin on iki aylıkken ne kadar dudak okudukları.12ヶ月のバイリンガルの赤ちゃんは
Bu, iki dil bilenlerin on iki aylıkken ne kadar dudak okudukları.Indica la lectura de labios que hacen los bilingües cuando tienen 12 meses.
Bu, iki dil bilenlerin on iki aylıkken ne kadar dudak okudukları.Voilà à quel point ils lisent sur les lèvres à douze mois.
Bu kolaydır. Bu on ikiDas ist simpel, das ist 12. 2 mal 6 ist also 12.
Bu kolaydır. Bu on ikiTakže 2 krát 6, 2 krát 6, to je jednoduché, je 12.
Bu kolaydır. Bu on ikiUdělám si tu místo.
Bu krallar on iki yıl Kedorlaomerin egemenliği altında yaşamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı.Bo ci dwanaście lat służyli Chodorlahomerowi, a trzynastego roku odstąpili od niego.
Bu krallar on iki yıl Kedorlaomerin egemenliği altında yaşamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı.Doce años habían servido a Quedarlaomer, pero en el año 13 se rebelaron
Bu krallar on iki yıl Kedorlaomerin egemenliği altında yaşamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı.Doze anos haviam servido a Quedorlaomer, mas ao décimo terceiro ano rebelaram-se.
Bu krallar on iki yıl Kedorlaomerin egemenliği altında yaşamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı.Dvanácte let sloužili Chedorlaomerovi, třináctého pak léta zprotivili se.
Bu krallar on iki yıl Kedorlaomerin egemenliği altında yaşamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı.Dvanajst let so bili služili kralju Kedorlaomerju, v trinajstem letu pa so se uprli.
Bu krallar on iki yıl Kedorlaomerin egemenliği altında yaşamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı.Dvanásť rokov slúžili Kedorlaómerovi a trinásteho roku sa sprotivili.
Bu krallar on iki yıl Kedorlaomerin egemenliği altında yaşamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı.I tolv år hade de varit under Kedorlaomer, men i det trettonde året hade de avfallit.
Bu krallar on iki yıl Kedorlaomerin egemenliği altında yaşamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı.I tolv År havde de stået under Kedorlaomer, men i det trettende faldt de fra;
Bu krallar on iki yıl Kedorlaomerin egemenliği altında yaşamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı.이들이 십이년 동안 그돌라 오멜을 섬기다가 제 십삼년에 배반한지라
Bu krallar on iki yıl Kedorlaomerin egemenliği altında yaşamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı.Pendant douze ans, ils avaient été soumis à Kedorlaomer; et la treizième année, ils s`étaient révoltés.
Bu krallar on iki yıl Kedorlaomerin egemenliği altında yaşamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı.Per dodici anni essi erano stati sottomessi a Chedorlaomer, ma il tredicesimo anno si erano ribellati
Bu krallar on iki yıl Kedorlaomerin egemenliği altında yaşamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı.Timp de doisprezece ani fuseseră supuşi lui Chedorlaomer; şi în anul al treisprezecelea s'au răsculat.
Bu krallar on iki yıl Kedorlaomerin egemenliği altında yaşamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı.Tizenkét esztendeig szolgálták vala Khédorlaomert, és a tizenharmadik esztendõben ellene támadtak vala.
Bu krallar on iki yıl Kedorlaomerin egemenliği altında yaşamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı.Tolv år hadde de tjent Kedorlaomer, men i det trettende år var de falt fra.
Bu krallar on iki yıl Kedorlaomerin egemenliği altında yaşamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı.Δωδεκα ετη εδουλευον εις τον Χοδολλογομορ εν δε τω δεκατω τριτω απεστατησαν.
Bu krallar on iki yıl Kedorlaomerin egemenliği altında yaşamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı.Дванадесет години бяха се подчинявали на Ходологомора, а в тринадесетата въстанаха.
Bu krallar on iki yıl Kedorlaomerin egemenliği altında yaşamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı.Двенадцать лет были они в порабощении у Кедорлаомера, а в тринадцатом году возмутились.
Bu krallar on iki yıl Kedorlaomerin egemenliği altında yaşamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı.שתים עשרה שנה עבדו את כדרלעמר ושלש עשרה שנה מרדו׃
Bu krallar on iki yıl Kedorlaomerin egemenliği altında yaşamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı.اثنتي عشرة سنة استعبدوا لكدرلعومر والسنة الثالثة عشرة عصوا عليه.