omurga ile cümle
omurga kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bear Grylls bir Hristiyan ve inancını hayatının omurgası olarak ifade ediyor.Grylls je kresťanom, ktorý svoju vieru označuje ako veľkú oporu svojho života.
İlk kuyruktaki gibi omurgalar yoktur.Nie je ich tak veľa, ako Akúm na prvom stupni.
Fonksiyonel gruplar organik moleküllerin omurgalarına bağlı olurlar.Funkčné skupiny sú pripojené k uhlíkovej kostre organických molekúl.
Omurga, insanda, 33-34 adet omurdan meydana gelmiştir.Salinita jeho vôd sa pohybuje okolo 33-34‰.
Nadir olarak küçük omurgalılar veya kuş yumurtaları da yerler.Príležitostne mladé vtáky a vtáčie vajcia.
İletken polimerlerin omurgaları, devam eden sp2 hibritli karbon merkezlere sahiptir.Atómy uhlíka spojené 2-tou väzbou majú sp2 hybridizáciu.
Küçük omurgasız hayvanlarla beslenirler.Živí sa drobnými vodnými živočíchmi.
Günümüzde ise mercanlar, omurgasız hayvanlar sınıfında incelenmektedir.V dnešnej dobe o nich hovoríme ako o odborníkoch na gastronómiu.
Omurgasızlar (Latince: Invertebrata), bir omurgası olmayan hayvanlara verilen genel bir addır.Nevretenčarji (latinsko Invertebrata) je v zoologiji skupen izraz za živali, ki nimajo vretenčaste hrbtenice.
Çoğu balık sırasıyla eşleştirilmiş olan ve omurganın her iki tarafındaki kasların uyumu ile hareket eder.Večina rib izmenjava pline v škrgah na obeh straneh žrela.
Çok nadir olarak, küçük omurgalı hayvanlar ile beslenir.Zelo redko se prehranjuje z živalmi.
Azatan, Sasani ordusunun süvari omurgasını oluştururdu.Azatan so tvorili hrbtenico konjenice sasanidske vojske.
Bütün pullular gibi yılanlar da, vücudu üst üste binen pullarla kaplı ektotermik amniyot omurgalılardır.Podobno kot drugi luskarji so kače ektotermni amnioti, katerih telo preraščajo rožene luske.
Bear Grylls bir Hristiyan ve inancını hayatının omurgası olarak ifade ediyor.Grylls yra krikščionis ir apibūdina savo tikėjimą, kaip savo gyvenimo "stuburą".
TLR'ler, omurgasızlarda da, omurgalılarda bulundukları gibi bulunurlar.Todėl TQFT yra nagrinėjama kreivuose erdvėlaikiuose, tokiuose, kaip Rymano paviršiai.
Bitkiler, balıklar ve bazı omurgasızlar gibi memeli olmayan bazı türler de kompleman sistemleri bulundururlar.Daugelis rūšių, pavyzdžiui, augalai, žuvys, kai kurie bestuburiai, taip pat turi komplemento sistemas.
Araştırmalar, bunların % 96'sının omurgasız olduğunu göstermektedir.Net 94 % apklaustųjų atsakė, kad šiame horoskope atpažįsta save.
Omurga, insanda, 33-34 adet omurdan meydana gelmiştir.Taigi stuburą sudaro 33-34 slanksteliai.
Yerde yaşayan omurgasızlarlar beslenir.Maitinasi jūros dugne gyvenančiais bestuburiais.
Bazı omurgalılar da spermatoforlar yoluyla ürerler.Spermatidai bręsta ir iš jų susidaro spermatozoidai.
Omurgalı dentisyonunun evrimsel kökeni çelişkilidir.Memetikos mokslinis statusas yra prieštaringas.
Omurilik omurga kanalının son ucuna kadar uzanır.Mes kausimės iki paskutinio sviedinio.
Çok nadir olarak, küçük omurgalı hayvanlar ile beslenir.Õige harva sööb ta väikesi konni.
İnsandaki kraniyal sinirleri, diğer tüm omurgalılardakine benzer.Inimese kraniaalnärvid on sarnased enamiku selgroogsete omadele.
Araştırmalar, bunların % 96'sının omurgasız olduğunu göstermektedir.Uuringust ilmneb, et 92% rahvast leiab, et raamatupoed on nende käeulatuses.
Omurilik omurga kanalının son ucuna kadar uzanır.Õisiku mõõtmed suurenevad kuni viimase õie puhkemiseni.
Diğer omurgasızları avlarlar.Teda katavad teised sagarad.
Çoğu omurgasız hayvan, vücudunun tamamını yenileyebilir.Mõned organismid saavad taastada kogu oma keha.
Genellikle iki veya üç kilograma erişirler (diğer omurgasızlara kıyasla fazla ağır).Huumusekihi paksus on tavaliselt 2–8 cm (kohati ka rohkem).
3-karbon omurgası vardır.Es hat eine 3-Kohlenstoff-Rückgrat.
3-karbon omurgası vardır.Het heeft een keten van 3 koolstofatomen.
3-karbon omurgası vardır.Il a un squelette 3-carbone.
3-karbon omurgası vardır.세 개의 탄소 골격이 있어요.
3-karbon omurgası vardır.Memiliki tulang punggung 3-karbon.
3-karbon omurgası vardır.Tem um esqueleto com 3 carbonos.
3-karbon omurgası vardır.Tiene un esqueleto de carbono 3.
3-karbon omurgası vardır.Έχει μια αλυσίδα με 3 άνθρακες.
3-karbon omurgası vardır.Вона має 3-вуглецевий каркас.
3-karbon omurgası vardır.Основната въглеродна верига от 3 атома водород.
3-karbon omurgası vardır.أنها العمود الفقري 3-الكربون.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,Azt mondták a szüleimnek, hogy a nyaki törés stabil törés volt, de a hátam teljesen szétzúzódott.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,De sagde til mine forældre, at bruddet i nakken var en stabil fraktur, men ryggen var fuldstændig knust.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,Disseram aos meus pais que a fratura do pescoço era estável, mas que a coluna estava completamente desfeita.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,I-au spus părinților că fractura gâtului era rezolvată, dar coloana era complet distrusă.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,Ils ont dit à mes parents que la fracture cervicale était stable mais que le dos était complètement écrasé.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,의사들은 제 부모님에게, 목은 안정성 골절이었지만 등은 산산히 부셔졌다고 말했습니다.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,Lekarze powiedzieli moim rodzicom, że złamanie karku było stabilne, ale kręgosłup był zupełne zmiażdżony.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,Mojim rodičom povedali, že zlomenina krku je stabilná, ale chrbát bol úplne zničený.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,Řekli mým rodičům, že zlomení krku byla stabilní zlomenina, ale záda byla kompletně rozdrcena.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,Sie sagten meinen Eltern, das Genick war glatt durchgebrochen, aber der Rücken war komplett zerschmettert.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,Ze zeiden tegen mijn ouders dat de nekbreuk een stabiele breuk was, maar dat de rug volledig verbrijzeld was.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,Казаха на родителите ми, че счупването на врата е стабилна фрактура, но гърба ми беше напълно смачкан.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,Моим родителям сказали, что перелом шеи без смещений, а вот спина полностью раздроблена.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,הם אמרו להורים שלי, שהשבר בצוואר היה שבר יציב, אבל הגב היה מרוסק לחלוטין.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,أخبروا والدّي ، أن كسر الرقبة كان مستقراً، لكن الظهر كان مهشّماً تماماً.
Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler,背中が完全に潰れていて L1脊椎は落としたピーナツを
Akvaryumda pek çok büyük balık tankı vardı, ama pek fazla omurgasız yoktu,Das Aquarium hatte viele große Tanks, aber nicht viele Exemplare wirbelloser Tiere.
Akvaryumda pek çok büyük balık tankı vardı, ama pek fazla omurgasız yoktu,Het aquarium had veel grote vistanks, maar er waren weinig ongewervelde dieren te zien.
Akvaryumda pek çok büyük balık tankı vardı, ama pek fazla omurgasız yoktu,수족관에는 어류를 위한 큰 수조가 많았지만, 무척추 동물은 거의 볼 수 없었죠
Akvaryumda pek çok büyük balık tankı vardı, ama pek fazla omurgasız yoktu,Siellä oli suuria kala-altaita, mutta vähän selkärangattomia.