om ile cümle

om kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Fadıl'ın heyecanı kısa ömürlüydü.Fadil's excitement was short-lived.
Ben sadece omuz silktim.I just shrugged.
Omzunu nasıl kırdın?How did you fracture your shoulder?
Kahvaltı için bir omlet yaptım.I made an omelet for breakfast.
Fadıl'ın özgürlüğü kısa ömürlüydü.Fadil's freedom was short-lived.
Fadıl iki defa ömür boyu hapis cezası aldı.Fadil got two life sentences.
Tom, şartlı tahliye imkanı olmaksızın ömür boyu hapse mahkum edildi.Tom has been sentenced to life in prison without the possibility of parole.
O bir omurgalı.It's a vertebrate.
Omzum şimdi iyi.My shoulder is fine now.
Omuzlarım şimdi iyi.My shoulders are fine now.
Onun omzunu öptü.He kissed her shoulder.
Tom kolunu onun omuzuna sardı.Tom wrapped his arm around her shoulder.
Mary battaniyeyi omuzlarına sardı.Mary wrapped the blanket around her shoulders.
Pozitif enerji gönderiyorum. Ommmmm.I'm sending positive vibes. Ommmmmm.
Tom ömrü boyunca otuzdan fazla kitap yazdı.Tom wrote over thirty books in his lifetime.
Leyla, Sami'yi sağ omzundan vurdu.Layla shot Sami through his right shoulder.
Bana omzunu göster.Show me your shoulder.
Tom, Mary'nin sert omuzlarına masaj yaptı.Tom massaged Mary's stiff shoulders.
Tom Mary'nin sert omuzlarını masaj yaptı.Tom massaged Mary's stiff shoulders.
Leyla, Sami'nin parmak uçlarının, omzunun arkasına dokunduğunu hissetti.Layla felt Sami's fingertips touching the back of her shoulder.
Leyla'nın ömür boyu hapis cezası aldı.Layla got a life sentence.
Endonezya'da ömür boyu hapis cezası hayat anlamına gelir.A life sentence in Indonesia means life.
Endonezya'da bir ömür boyu hapis cezası, hapiste öleceksin demektir.A life sentence in Indonesia means you're gonna die in prison.
Endonezya'da ömür boyu hapis cezası hapishanede öleceğin anlamına gelir.A life sentence in Indonesia means you're gonna die in jail.
Endonezya'da ömür boyu hapis cezası ölene kadar bir cehennemi yaşamak demektir.A life sentence in Indonesia means a living hell until you die.
Tom bir ömür boyu hapis cezası aldı.Tom got a life sentence.
Endonezya'da ömür boyu hapis cezası gerçekten ölene kadar hapishanede olursunuz demektir.A life sentence in Indonesia really does mean that you'll be in prison until you die.
Leyla art arda iki ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.Layla was sentenced to two consecutive life sentences.
Leyla'ya üç tane ömür boyu hapis cezası verildi.Layla was handed three life sentences.
Sami'nin, ömrünün sonuna kadar kilitli kalması gerekir.Sami should be locked up for the rest of his life.
Sami ömrünün geri kalanını hapiste geçirecek.Sami is gonna spend the rest of his life in jail.
Hangisi daha iyidir: omnivorizm, vejetaryenlik veya veganizm?Which is better: omnivorism, vegetarianism, or veganism?
Yüksek geliri ona bir refah ömür sağladı.His high income afforded him a life of prosperity.
Bir ömür boyu tahmin etmezdin.You wouldn't have guessed in a lifetime.
om pek çok açıdan babası gibidirTom is like his father in many respects.
Bazı insanların bunu anlamak için bir ömre ihtiyacı var.Some people need a lifetime to understand this.
Tom kolunu benim omzuma koydu.Tom put his arm around my shoulder.
O, kolunu onun omzuna koydu.He put his arm around her shoulder.
Om genellikle istediği şeyi almaz.Tom doesn't usually get what he asks for.
Tom bir ömür boyu hapis cezası alabilirdi.Tom could've received a life sentence.
Bu iş adamın ömrünü yer.It'll take forever to do that.
om, Mary'ye satın almak istediği şeyi söylemedi.Tom didn't tell Mary what he wants to buy.
Om Mary'nin, bunu yapmak için motive olduğunu söyledi.Tom said Mary is motivated to do that.
om, Mary'ye bunun nasıl yapılacağını bildiğini söyledi.Tom told Mary he knew how to do that.
Tom Mary'yi omuzlarına kaldırdı.Tom lifted Mary onto his shoulders.
om, Mary'e üzgün olduğunu söylemedi.Tom didn't tell Mary he was sorry.
om çok yardıma muhtaç görünüyor.Tom seems awfully needy.
om onu kısa süre içinde yapmak zorunda.Tom has to do that soon.
om'un köpeği benimkinin iki katı kadar büyük.Tom's dog is twice as big as mine.
om Mary'nin kazanamayacağını düşünüyor.Tom thinks Mary won't be able to win.
Tom birisinin omzuna dokunduğunu hissetti.Tom felt somebody touch his shoulder.
Tom battaniyeyi Mary'nin omuzlarına sardı.Tom wrapped the blanket around Mary's shoulders.
om, Mary için bir kolye almak istedi.Tom wanted to buy a necklace for Mary.
om bir korsan kostümü giydi.Tom wore a pirate costume.
Mary yanlışlıkla Tom'un omzunu fırçaladı.Mary accidentally brushed Tom's shoulder.
om da bunu yapması gerektiğini söylüyor.Tom says he also needs to do that.
Tom, Mary'nin omzuna elini uzattı.Tom put a hand on Mary's shoulder.
Omzumda bir dokunuş hissettim.I felt a tap on my shoulder.
Sami ömür boyu hapse atıldı.Sami was jailed for life.
Marie omuzlarıma masaj yaptı.Marie massaged my shoulders.

İlgili Sayfalar