om ile cümle
om kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bana bir ömür gibi gelmişti.It felt like forever.
Bir ömür gibi gelmişti.It felt like forever.
Tom'un omuz uzunluğunda saçı var.Tom has shoulder-length hair.
Tom ömür boyu hapse gidiyor.Tom is going to prison for life.
Tom üç ömür boyu hapis cezası çekiyor.Tom is serving three life sentences.
Tom oğlunun omuzuna vurdu.Tom patted his son on the shoulder.
Tom omzuma vurdu.Tom patted me on the shoulder.
Tom omuzlarını silkti.Tom shrugged his shoulders.
Tom birinin kendisini izleyip izlemediğini görmek için omzunun üzerinden baktı.Tom looked over to his shoulder to see if anyone was following him.
Tom omuzunda bir spor çantası taşıyor.Tom is carrying a duffel bag on his shoulder.
Tom omuzuna göz gezdirdi.Tom looked over to his shoulder.
Tom omuzunda bir spor çanta taşıyor.Tom is carrying a duffel bag over his shoulder.
Mary eğildi ve Tom'un omzuna başını bastırdı.Mary leaned over and pressed her head against Tom's shoulder.
Mary uzun at kuyruğunu omzunun üzerinden attı.Mary flicked her long ponytail over her shoulder.
Atlas, dünya'yı omuzlarında taşıdı.Atlas bore the Earth on his shoulders.
Herkes ayağa kalkıp, çocuğunu omuzuna alsın.Everyone get up and put your children on your shoulders.
Tom nazikçe Mary'nin omzuna dokundu.Tom gently touched Mary's shoulder.
Tom omzuma elini koydu.Tom rested his hand on my shoulder.
Omzumun üzerinden bakmanı istemiyorum.I don't want you looking over my shoulder.
Tom, Mary'nin omuzlarına masaj yapıyor.Tom is massaging Mary's shoulders.
Fazla ömrüm kaldığını sanmıyorum.I don't think I have much longer to live.
Üçü ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.Three were sentenced to life imprisonment.
Uzun ömrün sırrı, anne ve babayı dikkatli bir biçimde seçmektir.The secret of longevity is to choose your parents carefully.
Tom omuzunu incitti.Tom hurt his shoulder.
Tom'un ömrü çocuklarının liseyi bitirmesini görmeye yetmedi.Tom didn't live to see his children graduate from high school.
Omlet yapma tarzını seviyorum.I like the way you make scrambled eggs.
Çoğu ayı omnivor'dur.Most bears are omnivores.
Bir şey onu korkutmuş omalı.Something must've spooked her.
Bütün ömrüm boyunca bunu bekledim.I've waited for this my whole life.
Tom'a bir devlet cezaevinde ömür boyu hapis cezası verildi.Tom was imprisoned for life at a state penitentiary.
Tom'a bir güvenlik görevlisini öldürdüğü için ömür boyu hapis cezası verildi.Tom was given a life sentence for killing a security guard.
Tom o hapishanede ömür boyu hapse mahkum tek hükümlü olduğunu öğrendi.Tom learnt that he was the only convict sentenced to life imprisonment in that prison.
Tom bir dizi cinayetten dolayı iki ömür boyu hapis cezası çekiyor.Tom is currently serving two life sentences for a series of murders.
Dan üç kez ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.Dan was sentenced to three consecutive life sentences.
Dan maksimum güvenlikli bir tesiste ömür boyu hapis cezasını çekiyordu.Dan was serving a life sentence in a maximum security facility.
Dan çantayı omuzunda taşıdı.Dan carried the bag on his shoulder.
Dan'in idam cezası şartlı tahliye olmaksızın ömür boyu hapse çevrildi.Dan's death sentence was commuted to life in prison without parole.
Tom spor çantasını omuzunda taşıdı.Tom carried his duffel bag on his shoulder.
Zengin olmayı mı yoksa ünlü omayı mı tercih edersin?Would you rather be rich or famous?
Omurga eğriliğini düzeltmeye çalışıyor.He's trying to correct his scoliosis.
Omlet yapıyorum.I'm making scrambled eggs.
Omuzlarına masaj yapmamı ister misin?Do you want me to massage your shoulders?
Omuzlarınızı ovmamı ister misiniz?Do you want me to rub your shoulders?
Ömrü hayatını köyde geçirdi.He has spent all his born days in the village.
Güvercinler ömür boyu aynı eşle kalırlar.Pigeons stay with the same partner for life.
O, başını omzuma koydu.She put her head on my shoulder.
Doktor senin omzunun nesi olduğunu düşünüyor.What does the doctor think is wrong with your shoulder?
Dışarısı eksi altı derece ve ısıtma sistemi de sizlere ömür.It's minus six outside and the heating's on the blink.
Böylece, evlenmediler ve mutlu mesut ömürlerinin sonuna kadar yaşadılar.And so they didn't marry and they lived happily until the end of their lives.
Gününde gerçek bir yürek hoplatan olan, Omar Şerif 83 yaşında öldü.Omar Sharif, a real heart-throb in his day, died at the age of 83.
Ben kahvaltıda omlet ve sosis yedim.I ate scrambled eggs and sausage for breakfast.
Doktor omuzumu tedavi etti.The doctor treated my shoulder.
Tom'un omuz hizasında kırmızıya boyanmış saçları var.Tom has shoulder-length hair dyed red.
Tom ceketini Mary'nin omuzlarına sardı.Tom wrapped his jacket around Mary's shoulders.
Omuzlarını battaniyeyle örttü.She covered her shoulders with the blanket.
Tom bir battaniye ile Mary'nin omuzlarını dürttü.Tom covered Mary's shoulders with a blanket.
Tom ömür boyu hapis ile tehdit edildi.Tom was threatened with life imprisonment.
Tom ölümden kurtuldu ve ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.Tom was spared death and sentenced to life in prison.
Tom omzuma dokundu.Tom touched my shoulder.
Evlilik ömür boyu sadakattir.Marriage is a lifelong commitment.