om ile cümle
om kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Kardeşler bir ömür boyu mutlu yaşamışlar.Die beiden blieben ein Leben lang zusammen.
Kısa ömürlü bir model olan 953, 1985 yılında 959 ile değiştirildi.Das Sparmodell U 25 wurde 1959 ersatzlos eingestellt.
1989'da Opel, Lotus işbirliği ile Omega'nın yüksek performanslı modelini geliştirdi.Für Opel entwickelte Lotus eine Hochleistungsvariante der Limousine Omega.
Koltuk değeneği omuzu yukarı kaldırır.Zum Setzen wird der Kopf am Mast nach oben gezogen.
Ortalama ömrü, 7 yıldır.Die durchschnittliche Lebenserwartung liegt bei 7 Jahren.
Ömer bin Hattab, Sünni İslam'ın ikinci halifesi.Tausend, tausend, die letzten Küsse von Deinem Robert.
Ömür ile vücut büyüklüğü arasında herhangi bir bağlantı bulunamamıştır.Zwischen Körperbautyp und Persönlichkeit besteht kein gesicherter Zusammenhang.
Michael P. ömür boyu hapse mahkûm edildi.Peter Madsen zu lebenslanger Haft verurteilt.
Omni: Troobianlar'ın lideridir.Zu ihnen werden die Dromaeosauridae und die Troodontidae gezählt.
Mısır'ın Thebaid bölgesinde Ombites Nome'sinin başkenti idi.Panopolis war in byzantinischer Zeit Hauptstadt der Provinz Thebais der Diözese Ägypten.
Ayrıca kullanım ömürleri de birbirlerinden farklıdır.Auch die Nutzungsdauer unterscheidet sich.
Diodorus, Greklerin büyük kalkanlarının gerisinde omuz omuza dövüştüğünü yazmaktadır.Dietrich nahm auf der Seite des Deutschen Ordens an den Feldzügen gegen die Prußen teil.
Yalnızca 20 yaşındayken ALS hastalığı teşhisi konuldu ve yaşaması için 3-5 yıl ömür biçildi.Man gab ihr damals, nach der Sanierung, noch eine Lebenserwartung von 30–50 Jahren.
Omotesandō'da her yıl, Tokyo'nun Aziz Patrik Günü Geçit Töreni düzenlenmektedir.Jedes Jahr wird in Manayaycuna die Heilige Woche exzessiv gefeiert.
Dışavurumculuğun aşırı gerçek dışılığı kısa ömürlüydü.Die eigentliche Hochofenbelegschaft war vergleichsweise gering.
Mahzun anneye düğününde oynamak kısmet omadı.Der Goldene Bär ging an Tuyas Hochzeit.
Erişim tarihi: 15 Mart 2009. ^ "Milli Mücadeleye adanmış bir ömür: Dr. Fazıl Küçük".15. August 2008 Die Zeit: Wirtschaftskrise: Gestatten, Doctor Doom.
Omonia, 1970'li yıllarda ligin hâkimiydi.Manone spielte noch bis weit in die 1970er Jahre.
Ama doğum yapmaya ömrü kifayet etmez.Diese ist allerdings nicht von Geburt an notwendig.
Omuzlarının üzerine kadar dağılan bu perçem, kızdığı zaman kabarır.Doch wer sich dieser Wunderlampe bemächtigen würde, über den bringe sie Verderbnis.
Kenarları beyaz olan kalın koyu renkli kuşaklar boğazdan omuza doğru uzanır.Ein schmaler weißer, schwarz eingefasster Streifen zieht sich vom Nacken zu den Schultern.
Uranyum-238'in yarı ömrü 4.51 milyar yıldır.Die Halbwertzeit von Plutonium-239 beträgt 24.000 Jahre.
Çünkü, burada Breslin'i bir ömür boyu tutmak istemektedirler.Scheibel verblieb sein Leben lang in Breslau.
Omzuna yeşil şal örter.Kopfcouleur ist eine grüne Tellermütze.
Omurgalı hayvanların neredeyse tümünün alyuvarları çekirdeksizdir.Der Körper der Tiere ist fast durchsichtig.
Dipçiğin uzunluğu kullanıcının omzuna göre ayarlanılabilir.So kann etwa die Länge der Maus den Vorlieben des Nutzers angepasst werden.
Evli ve Gazeteci Nazlı Ilıcak ile İşadamı Ömer Çavuşoğlu'nun babasıydı.Die kluge braut und der erwünschte Bräutigam, aus Job.
Ancak evlilikleri uzun ömürlü olmadı ve Mayıs 1959'da boşanmayla son buldu.Von der ersten Ehe erfährt man wenig; sie wird 1959 geschieden.
2001: Ömürboyu başarı ödülü.2003: Sieg des Triumphes.
Ömer tapınaktan geri kalanları buldu.Von hier aus sind die übrigen Bereiche des Tempels zugänglich.
Ömrünün sonuna kadar fabl yazmayı sürdürdü.Er blieb bis zum Ende seines Lebens malerisch tätig.
Buna karşın uzun vadeli derecelendirme, borçlunun ömür boyu için yapılan bir değerlendirmedir.Für diesen bedeutet die Entlassung, für den Rest des Lebens zur Unterschicht zu gehören.
Daha sonra Judd Apatow'un kısa ömürlü Undeclared adlı televizyon dizisinde oynadı.Die Dreharbeiten wurden unter dem Arbeitstitel Untitled Judd Apatow Project durchgeführt.
Ancak bu Alman başarısı kısa ömürlü olacaktı.Aber dieser Erfolg der Franzosen war nur von kurzer Dauer.
II. Guglielmo'nın kısa ömür yaşamış oğluyla yeniden canlandığı kabul edilebilir.Cosroe ist froh, seinen Sohn lebendig wiederzusehen.
Resimde, erkek sol eliyle kadının omuzunu sararken, diğer elini kadının göğsüne koymuş.Den linken Arm hat er seiner Frau um die Schulter gelegt.
Çocukluğu babasının alkolik oması yüzünden zor geçti.Scheidungsgrund waren die Alkoholprobleme ihres Vaters.
50 yıldan fazla yaşayabilir ve ömür boyu aynı eşle çiftleşirler.Mit rund fünf Monaten wird es entwöhnt und mit rund zwei Jahren geschlechtsreif.
Ömer Faruk Aşık (d.Paris Loves Lovers (dt.
Ömrünün neredeyse tamamını Oostende'de geçirmiştir.Er hat fast sein ganzes Leben in Victoria verbracht.
Bazı diğer türlerde ise bir çift ömür boyu beraber kalır.Wie bei vielen Pinguinarten bleibt ein einmal gefundenes Paar ein Leben lang zusammen.
Ömürleri 14 yıl kadardır.Andere plädieren für 14 Jahre.
Kısa ömürlü olan bir bakkal dükkânı açtı.Seine Frau eröffnete einen an seinen Uhrmacherladen angeschlossenen kleinen Kurzwarenladen.
Bu evliliğinden llk oğlu Ömer doğdu.Aus dieser Ehe ging Sohn Ulrich hervor.
DSH belgesi ömür boyu geçerlidir.Die Lizenzen sind auf Lebenszeit gültig.
Ömür boyu düzenli ilaç kullanmayı gerektirir.Die Patienten müssen die Medikamente lebenslang in regelmäßigen Abständen einnehmen.
Ömrünü müzdâd eyle Yârabbi!Uwe Bitzel: Lebensunwert.
Genç yılan balıkları zeminde yaşayan omurgasızları yerler.Aus den Fischeiern schlüpfen Jungfische, die an der Wasseroberfläche in Schwärmen nach Nahrung suchen.
Suçlu bulunduğu 48 cinayet yüzünden ömür boyu hapis yatmakta.Alex wird wegen Mordes zu 14 Jahren Gefängnis verurteilt.
Ömrünün kalan kesimini eğitime ve deneyimlerini paylaşmaya adadı.Kurze Darstellung seines Lebens und seiner Lehre.
Orwell'in ömrü, henüz kırk altı yaşındayken noktalanmıştır.Joost Thooft starb bereits im Alter von 46 Jahren.
Ortalama kedi ömrü 15 yıldır.Das Durchschnittsalter der Busse beträgt 15 Jahre.
Oblastın merkezi Omsk idi.Hauptstadt war Omsk.
Don Omar ve hızla yayılmaya başladı.Don Quijote rappelt sich auf.
Aynı şekilde Omega da IWGP Intercontinental Championship kemerini kaybetmesine rağmen geri aldı.Diese Niederlage bedeutete zugleich den Verlust des IBF Intercontinental Champion Titels.
Kollar gövdeye omuz kemeri ile bağlanmıştır.Die Haare sind im Nacken zu einem Knoten gebunden.
Bir yabancı omzuma arkadan dokundu. Beni başka birisiyle karıştırmış olmalı.Un étranger m'a tapé sur l'épaule par derrière. Il a dû me prendre pour quelqu'un d'autre.
Yumurtaları kırmadan omlet yapılmaz.On ne fait pas d'omelette sans casser les œufs.
Kolum omzumdan dirseğime kadar ağrıyor.Mon bras me fait mal de l'épaule jusqu'au coude.
Böylece, evlenmediler ve mutlu mesut ömürlerinin sonuna kadar yaşadılar.Ainsi, ils ne se marièrent pas et vécurent heureux et satisfaits jusqu'à la fin de leurs jours.