om ile cümle
om kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
İllüzyonlar kısa ömürlüdür.Illusions are short lived.
Deniz martıları genellikle uzun ömürlü çiftler oluştururlar.Usually, seagulls make long-lasting couples.
Tom şartlı tahliyesiz ömür boyu hapis cezası aldı.Tom was sentenced to life in prison without parole.
Tom şartlı tahliye olmaksızın ömür boyu hapse mahkum edildi.Tom was sentenced to life without parole.
Bütün memelilerin yedi tane boyun omuru vardır.All mammals have seven cervical vertebrae.
Tipik bir omurgalı gibi insan iki çift uzuva sahiptir.Like a typical vertebrate the human has two pairs of limbs.
Tom omuz silkti.Tom shrugged.
Mermilerden biri onun omurgasına zarar verdi.One of the bullets damaged his spine.
Ona uzun bir ömür dileyerek kızıma Nairu ismini verdim.I named my daughter Nairu wishing her long life.
Ben omletime tuz serpiyorum.I am shaking salt on my omelette.
Onun omuzu çıktı.She dislocated her shoulder.
O omzunu çıkardı.He dislocated his shoulder.
Omzumu çıkardım.I dislocated my shoulder.
Ben omlet bile yapamam.I can not even cook an omelet.
Ben bir Omurice yedim.I ate an Omurice.
Ben bir Japon Pirinç Omleti yedim.I ate a Japanese rice omelette.
"Omuz çantam nerede?" "Sandalyenin üstünde.""Where is my satchel?" "It's on the chair."
Mary'nin geniş omuzları var.Mary has broad shoulders.
Benim geniş omuzlarım var.I have broad shoulders.
Onun geniş omuzları var.She has broad shoulders.
Bizim geniş omuzlarımız var.We have broad shoulders.
O bir şeyin omzuna dokunduğunu hissetti.He felt something touch his shoulder.
Tom sık sık kahvaltı için omlet yer.Tom often eats scrambled eggs for breakfast.
Bir kelebeğin ömrü kısadır.The life span of a butterfly is short.
Omuzlarım ağrıyor.My shoulders hurt.
Omuzlarımda bir ağrı var.I have a pain in my shoulders.
Ben elimi onun omzuna koydum.I put my hand on his shoulder.
Elimi onun omuzuna koydum.I put my hand on her shoulder.
Omuzuma dokundu.She touched my shoulder.
O benim omzuma dokundu.He touched my shoulder.
Omzuma vurmaya devam edersen konsantre olamam.I can't concentrate if you keep tapping me on the shoulder.
Tom ömür boyu hapis cezasını sevgi cümleleri yazarak geçirmeyi istiyor.Tom intends to spend his life sentence writing sentences about love.
Sana ömür boyu mutluluk diliyorum.I wish you a lifetime of happiness.
İkinize de ömür boyu mutluluklar diliyorum.I wish you both a lifetime of happiness.
Bir kardeş omuz gibidir.A brother is like a shoulder.
Bir omlet pişirebilir misin?Can you cook an omelette?
Bir omlet yapabilir misin?Can you cook an omelet?
Onun omzunda ağladım.I cried on his shoulder.
Ömrümü seninle geçirmek istiyorum.I want to spend all my life with you.
Tom az önce omuz silkti.Tom just shrugged.
Omuzum gerçekten ağrıyor.My shoulder really aches.
Tom'un ömrü benden uzun olur diye düşünüyordum hep.I always thought Tom would outlive me.
Omu kendim için görmem gerekiyor.I need to see it for myself.
Sanrı kısa ömürlüdür ama pişmanlık uzun bir zaman sürer.Delusion is short-lived, but remorse lasts a long time.
Tom ve Mary birbirine baktı ve omuz silkti.Tom and Mary looked at each other and shrugged.
Ellerini omuzlarıma koydu.He put his hands on my shoulders.
Omuzlarımı ovalayabilir mısın?Can you rub my shoulders?
Omegle yabancı insanlarla sohbet etmekten hoşlanan kişiler için harika bir web sitesidir.Omegle is a great website for people who like chatting with foreign people.
O, geniş omuzlar ve karanlık gözlerle güçlüydü.He was strong, with broad shoulders and dark eyes.
Tom omzunun üzerinden geriye baktı ve el salladı.Tom glanced backward over his shoulder and waved goodbye.
Omuzlarımı silktim.I shrugged my shoulders.
O benim omzumda uyuyakaldı.She fell asleep on my shoulder.
O, benim omzumda uyuyakaldı.He fell asleep on my shoulder.
Ben onun omzunda uyuyakaldım.I fell asleep on his shoulder.
Onun omzunda uyuyakaldım.I fell asleep on her shoulder.
O kadın beni ömür boyu ben olduğum için sevecekse ben onunla evlenirim.If that woman will love me for who I am for a lifetime, I would marry her.
Bu ayakkabının daha uzun ömürlü olacağını düşündüm.I thought this pair of shoes would last longer.
Tom bana bir ömür boyu yetecek kadar sabun verdi.Tom gave me enough soap to last a lifetime.
Tom'un fazla ömrü kaldığını sanmıyoruz.We don't expect Tom to live much longer.
Tom'un üç ay ömrü var.Tom has three months to live.