Son yıllardaki küresel iklim değişikliği Karadeniz Bölgesinin iç kesimlerini de olumsuz etkilemiştir.Príchod svetových obchodných reťazcov z minulých rokov nepriaznivo ovplyvňuje charakter ulice.
Tüttürmek genellikle insan sağlığını olumsuz yönde etkiler.Aktívne fajčenie má negatívny vplyv na zdravie fajčiara.
Üstelik nesneler üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkiye sahiptir.Na jej či už negatívny alebo pozitívny vplyv.
Olumsuzluk bazen "me" olumsuzluk ekiyle, bazen de diğer olumsuzluk sözcükleriyle sağlanır.V novele sa slovo "nevinnosť " objavuje opakovane, a to vždy s iným odtieňom významu.
Hastalarda gördüğü olumlu-olumsuz etkileri belirtmiştir.Čoskoro boli objavené jeho sedatívne účinky na pacientov.
Sokrat'a göre insan ruhu görünmez ve ölümsüzdü, bedeni sevk ve idare eden ruhtu.Podľa hinduizmu je duša (átman) nesmrteľná, zatiaľ čo telo podlieha zrodeniu a smrti.
Ne başka hangi ögenin önüne konursa olumsuzluk vurgusu o ögeye düşer.Nevyužitie známych chýb protivníka teda patrí do tejto kategórie.
Güneş de güçlü bir yineleme ve ölümsüzlük sembolüdür.V taoizme je symbolom dlhovekosti a nesmrteľnosti.
Üst üste geçirdiği ameliyatlar sağlık durumunu olumsuz yönde etkilemiştir.Uviedli, že ich pracovné podmienky viedli k nepriaznivým vplyvom na zdravie.
Ada Taoizm'deki ölümsüzllerin adasını hatırlatır.Nachádza sa na ňom ostrov Momotombito.
Diğer özelliklerinden biri ise ölümsüz olmasıdır.Medzi najdôležitejšie predpoklady patria: Človek je nesmrteľná bytosť.
Ruhlar genellikle ölümsüz olarak kabul edilirler.Kostýmy sa často stávajú „nesmrteľnými“.
Bellerophon, Pegasus'a binerek tanrıların evi Olympos'a gitmek ve ölümsüzler arasına katılmak ister.Po porážke Chiméry však Bellerofontes spyšnel a chcel sa na Pegasovi dostať na Olymp medzi bohov.
1789 yılında, Goethe’nin olumsuz baktığı Fransız Devrimi, Avrupa’yı sarsmıştır.1789 je Evropo pretresla Francoska revolucija, ki ji je Goethe nasprotoval.
"Ölümsüzler ölümlü, ölümlüler ölümsüz.Če so stvari, ki jih imam, neuničjive, sem nesmrten.
Her ne kadar boyutları ile korkunç görünse de bu tankın birçok olumsuz yanı vardı.Poleg veliko dobrih svari je imel tank tudi kar precej pomanjkljivosti.
Kardeşi Elrond ise bir elf olarak ölümsüz olarak hayatına devam etmeyi tercih etti.Za razliko od brata Elrosa si je izbral nesmrtno življenje.
Ölümsüzlüğe ulaştığı söylenir.Zanimali so ga načini za doseganje nesmrtnosti.
Biyodizelin olumsuz bir toksik etkisi bulunmamaktadır.Produkt nima toksičnih učinkov.
Bu bileşik canlı organizma üzerinde olumsuz etkiler meydana getirmektedir.Povzroča negativen vpliv na ostale organizme.
Diğer bilimadamları tarafından sonuçların tekrarlanamayacağı söylense de olumsuz sonuçlar yayınlanmadı.Avtorji navajajo, da če rezultati procesa niso zadovoljivi, se proces lahko ponovi.
Olumsuz Yönleri: Sermaye az sayıda kişide yoğunlaşır.Vseeno omenijo pomanjkljivost: premajhno število udeleženk.
Olumsuz şekliyse bunun tam tersidir.V vseh ostalih primerih pa je negativna.
Ancak, Kazuma teklifi geri çevirdi çünkü ölümsüzlüğü anlamsız ve sıkıcı buluyordu.Drugi del Parmenidove teze pa je bil, da je nebivajoče nemisljivo in neizrazljivo.
Bu nedenle Elflerin ölümsüz oldukları söylenir.Zato pravimo, da so gozdovi večni.
Kısmen ölümsüzdür (Hortkuluklar sayesinde).Uporablja se peroralno (z zaužitjem).
Tam esîr çekimi tüm esîr deneylerinin( Michelson–Morley deneyi) olumsuz sonuçlarını açıklar.Razvoju transformacij je botroval negativen rezultat Michelson-Morleyjevega poskusa.
İlk izlenimlerimiz olumsuzdu.Njeni začetki niso bili uspešni.
Ancak, içerik her zaman olumsuz olmak zorunda değildi.Zanimivo je, da viski z leti ni nujno zmeraj boljši.
Bu öğretiye göre amaç, ölümsüz olan ruhu, ruh için bir hapishane sayılan bedenin esiri olmaktan kurtarmaktı.Po njihovem prepričanju je bila duša oblika duhovne zavesti, ki je bila obsojena na zapor v določenem telesu.
Yağ soğutucuları bu olumsuzluğun önüne geçmek için kullanılmaktadır.V izogib tej pomanjkljivosti se navadno uporabljajo piškotki.
Olumsuz ilişkiler genellikle Duygusal denge ve Dışadönüklük arasında görülmektedir.Prijateljske zveze so običajno čustveno tesne in psihološko močne.
Bu savaş Arauco Savaşı olarak bilinir ve Alonso de Ercilla'nın destansı şiiri La Araucana'da ölümsüzleşmiştir.Upor je znan tudi pod imenom araukanska vojna in je del Ercilovega epa La Araucana.
Herkes ölümsüz olduğunu hissettiği alanda çalışmak ister.Človek si želi biti nesmrten, zato verjame v nesmrtnost.
Heykeltıraşlar önemli olimpik zaferleri ölümsüzleştirmek için heykeller yaparlardı.Pesniki so pisali pesmi v hvalo olimpijskih zmagovalcev.
Böylece Balder Ölümsüz olur.Artemidė ją padarė nemirtinga.
İsmi Hounsfield ölçeği ile ölümsüzleşmiştir.Menkinamai buvo vadinami hotentotais.
Küresel ısınma ürün rekoltesini de olumsuz etkilemekte alternatif tarım ürünlerine yöneliş görülmektedir.Perspektyvi priemonė yra švino pakeitimas kitomis netoksiškomis medžiagomis.
Çoğu olumsuz eleştiri ise oyunun yavaş akışı ve kararsız zorluğu ile ilgiliydi.Žaidimo siužetas dažnai sulaukė kritikos dėl per didelio sudėtingumo ir žanrui netinkamo niūrumo.
Nihilizmin en eksik yanı, yaşamı olumsuzlamasıydı.Nihilizmas atmetė objektyvios gyvenimo prasmės egzistavimą.
Herkes ölümsüz olduğunu hissettiği alanda çalışmak ister.Karalius prisimena, jog kitoje Mirties jūros pusėje gyvena nemirtingas žmogus.
Bay Foyer olumsuz olarak yanıt verecektir.Homeras palieka ši klausimą neatsakytą.
Bu nedenle Elflerin ölümsüz oldukları söylenir.Žmonės tikėjo, kad šios rupūžės nemirtingos.
Özellikleri hem olumlu hem de olumsuz açıdan değerlendirilebilir.Mėgėjiškumas gali būti vertinamas tiek negatyviai, tiek pozityviai.
Kişi, kendi standartlarına uygun yaşamıyorsa bundan olumsuz olarak etkilenebilir.Jeigu žmogus šio poreikio netenkina, jis nesijaučia laimingas.
Bu olumsuz rapora karşın, İspanya Hükümeti 1 Ekim 2004'te yasa tasarısını Kongre'ye gönderdi.Vaatamata negatiivsele analüüsile esitas valitsus seaduseelnõu 1. oktoobril 2004 Saadikute Kongressile.
Ölümsüzlük vizyonundan ölümsüzlük arayışına geçiş küçük bir adımdır.Järkjärguline surematuse ideaali spiritualisatsioon.
Olumsuzluk ekleri -me, -ma kullanılarak oluşturulur: "Bugün kütüphane açılmayacak."Küsiv rõhumäärsõna kas, nt Ega sa ei tea, kas raamatukogu on täna avatud?
Kendini ölümsüzleştirebilmek için adına 6 tane Hortkuluk yapar.Sokrates esitab neli argumenti hinge surematuse kasuks.
JSF bir diğer olumsuz yanı ise hızlıca kullanılamamasıdır.VSM on ebapraktiline habraste proovidega, mis ei kannata järsku kiirendust.
Olumsuz hislerden uzak olmaları, daha çok olumlu hisleri tecrübe edecekleri anlamına gelmez.Kuigi neil esineb vähem negatiivseid emotsioone, ei tähenda see, et neil oleks rohkem positiivseid emotsioone.
Ayrıca alacak olan Sözleşmenin kullanarak "olumsuz" ve "olumlu" göstermek için bir elektrik yükü ya da olası.Elektrilaenguks ehk laenguks võidakse nimetada ka positiivse või negatiivse elektrilaengu kandjat.
Sonuç olarak, Tımar Sisteminin bozulmasının en olumsuz tarafı, devletin iktisadi yapısına yansımasıdır.Kõige tähtsam saavutus oli muidugi Torgu valla, kui EV kohaliku omavalitsusüksuse, taastamine.
İnsanlar üzerinde de sağlık açısından olumsuz etkileri olabilir.Psühholoogilised tegurid võivad tervist otseselt mõjutada.
Ancak, sonuç yine olumsuzdur.Puuduseks on jällegi täpsus.
Eleştirmenler film hakkında olumsuz görüşlerde bulunmuştur.Kriitikute arvamused filmi kohta olid vastukäivad.
Ruhumuz ölümsüzdür.Keha väidetavalt oli surelik ja hing surematu.
Bu durum, İngiliz ablukasının Alman ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerini hafifletti.Palju olulisemaks osutus ootamatu mõju Saksamaa toiduainetööstusele.
Nitelik mantıkta, bir önermenin olumlu ya da olumsuz oluşu anlamındadır.Kalduvus eeldada kõike paremat või vähemalt soositavat tulemust.
Buna göre bir analitik yargının olumsuzu aklı çelişkiye düşürür.Eriarvamusele jäänud ekspert esitab oma arvamuse eraldi.