Çünkü bir tür ölümsüzleşmedir deri değiştirmek.Makeshift Muotoaan muuttava Decepticonvakooja.
İkisi de matematikte ölümsüz buluşlar yapmışlardır.Se jätti lähtemättömän jäljen matematiikkaan.
Son yıllardaki küresel iklim değişikliği Karadeniz Bölgesinin iç kesimlerini de olumsuz etkilemiştir.Lyhytaikainenkin ilmaston muutos olisi ollut niille epäedullinen.
Ancak ünlü Michelson ve Morley deneyi yeniden olumsuz bir sonuca perde aralamıştı.Kokeessa Michelson ja Morley eivät kuitenkaan havainneet poikkeamaa.
Võro dilinde eylemin sonuna eklenen olumsuz bir ilgeç bulunmaktadır.Sarjassa ominaista on veikeä suomen kielen vääntely.
Mısır edebiyatının ölümsüz eserlerinden biri Ölüler Kitabı’dır.Uuden kuningaskunnan aikana syntyi egyptiläisen kirjallisuuden mestariteos, Kuolleiden kirja.
Sapmalar olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayrılır.Kaksoissidosilmaukset voidaan jakaa positiivisiin ja negatiivisiin.
Yorgunluk, halsizlik ilkbaharın insanlar üzerindeki olumsuz etkilerindendir.Kevätväsymys on ihmisillä keväisin esiintyvää uupumusta ja haluttomuutta.
Bu ölümsüzlüğün sırrı nedir?Mitä on ihmisen himottomuus?
Fobi, bir şeye karşı duyulan korkunun, bireyin gündelik yaşamını olumsuz yönde etkilemesi hali.Puritanismi: ahdistava pelko siitä että jossakin joku on onnellinen.
Bu efsane, şu anda Meksika'nın sembolü olarak bayrağında ölümsüzleştirilmiştir.Tämä kohtaus on kuvattuna nykyisen Meksikon lipussa.
Olumsuz transport.Varomaton siirto.
Risk hem olumlu hem de olumsuz olabilir ama insanlar genellikle olumsuz kısmına konsantre olmaktadır.Varaus voi olla positiivinen tai negatiivinen, kun taas massa on aina positiivinen.
Bunların birinde meydana gelebilecek olumsuzluk ürünün kalitesini düşürecektir.Liian suuret varmuuden voivat toisaalta pienentää tuotteen hyödyllisyyttä.
Fakat olumsuz durumlar peş peşe geldi.Todellinen pahuus on kuitenkin vielä tuloillaan.
Uğur Mumcu Ölümsüzdür.Wendigon kirous on kuolematon.
Bu nedenle, umutsuzluk, çoğu kişi tarafından olumsuz olarak nitelendirilmektedir.Sen maku on siinä vaiheessa ehkä useimpien mielestä epämiellyttävä.
Barışı ve ilerlemeyi Ölümsüz ülkemizde!Ειρήνη και πρόοδο Στην αθάνατη χώρα μας!
Biz inşa edeceğiz Barışı ve ilerlemeyi Ölümsüz ülkemizde!Θα χτίσουμε Ειρήνη και πρόοδο Στην αθάνατη χώρα μας!
İlk izlenimlerimiz olumsuzdu.Οι πρώτες μας εντυπώσεις ήταν αρνητικές.
Seikilos ölümsüz anısının sonsuz bir belirtisi olarak beni buraya koydu.”Με έβαλε εδώ ο Σείκιλος ως διαχρονικό σήμα αθάνατης μνήμης).
Kısmen ölümsüzdür (Hortkuluklar sayesinde).Η ασθένεια είναι γενικά μοιραία (θανατηφόρα).
Reeve Carney Dorian Gray Kendine özen gösteren, yakışıklı ve ölümsüz bir karakter.Reeve Carney ως Ντόριαν Γκρέυ, ένας βέβαιος, μαγευτικός, αλλά μόνος, απομονωμένος άνθρωπος.
Fakat bebeğin ölümsüz olmadığını fark ediyorlar.Τελικά αποκαλύπτεται πως ο γιος είναι νόθος.
Ruh ölümsüzdür.Αθανασία της ψυχής.
Karar olumsuz çıktı.Το αποτέλεσμα βγήκε αρνητικό.
Ayrıca, kişinin ailesi için de olumsuz etkileri sık sık görülür.Υπάρχει συχνά αρνητικός αντίκτυπος και για την οικογένεια του πάσχοντα.
Nano partiküllerin olası olumsuz etkileri göz ardı edilir ise bu özellikle önemli olabilir.Τα πιθανά οφέλη της NFV αναμένεται να είναι σημαντικά.
Ölümsüz topraklara buralardan açılınır.Κινούνται σε ανοικτές περιοχές στο έδαφος.
Ancak Afife Hanım'ın morfin bağımlılığı evliliklerini olumsuz etkilediği için 1935 yılında boşandılar.Η ενύπαντρη ζωή δεν πήγε καλά και το ζευγάρι χώρισε το 1935, όταν η μορφίνη επηρέασε αρνητικά τον γάμο τους.
Birçok gelenekte yılan kimi zaman olumlu, kimi zaman olumsuz anlamda kullanılmıştır.Έτσι, σε κάποιες περιοχές της περιόδου είναι θετική και σε κάποιες αρνητική.
Radikal feministler devlete karşı olumsuz yaklaşır.Οι Ριζοσπάστες φεμινιστές επιδιώκουν την κατάργηση της πατριαρχίας.
Fakat film olumsuz eleştiriler ile karşılaştı.Η ταινία γνώρισε αρνητικές κριτικές.
Ülkede bu durum Selefist siyasi aktivizm ile olumsuzca ilişkilendirilmiştir.Ως εκ τούτου η κοινωνική εργασία σχετίζεται καθαρά με την πολιτική πράξη ως προς την εφαρμογή της.
İnsanlar ölümsüz olacaklar.Τα άτομα επομένως θα ήταν ασταθή.
Hem olumlu hem de olumsuz anlamda kullanılabilir.Μπορεί να χρησιμοποιηθεί είτε για θετικούς είτε για αρνητικούς σκοπούς.
Seikilos ölümsüz anısının sonsuz bir belirtisi olarak beni buraya koydu.”Seikilos satte mig her, som et evigt tegn på det udødelige minde.
Ruhumuz ölümsüzdür."Sjælen er udødelig."
Sıcak çikolata içmenin birçok olumsuz etkisi var.Der er adskillige negative effekter ved at drikke varm chokolade.
Daha sonra yaptığından çok pişman olup babası Zeus'a onu ölümsüz yapması için yalvarır.Hun var så betaget af ham, at hun bad gudernes fader Zeus om at gøre ham udødelig.
Karşılaşmadan önce, iki İtalyan gazeteci ev sahibi ülke hakkında olumsuz yazılar yazdı.Inden kampen havde italienske journalister sendt meget negative artikler om Chile hjem til Italien.
Sıcak çikolatayı yapmak için kullanılan kakaonun içindeki kafein de sağlık için olumsuz etkileri de olabilir.Koffein, der er i kakaoen, og som findes i varm chokolade, kan have negative effekter på helbredet.
Family Guy, The Simpsons'lara olan benzerliği de dahil olmak üzere çeşitli olumsuz tepkiler de aldı.Family Guy har også modtaget kritik, som bl.a. handler om seriens mange fællestræk med The Simpsons.
Gal Gadot, Diana Prince / Wonder Woman, Amazon prensesi ve Zeus'un ölümsüz yarı tanrıça kızı.Gal Gadot som Diana Prince / Wonder Woman: en 5000 år gammel Amazone princess, og datter af Zeus.
Diğer özelliklerinden biri ise ölümsüz olmasıdır.For alternative betydninger, se Immortal.
Öte yandan, sıcak çikolata içmenin birçok olumsuz etkisi de var.På anden side har varm chokolade visse negative effekter.
İsmi Hounsfield ölçeği ile ölümsüzleşmiştir.Da stavedes navnet Haddeswnth.
Berkin Elvan ölümsüzdür!..Søren Berlev er ikke døbt.
Bu olumsuz gelişme halen devam etmektedir.Den dårlige stime fortsætter.
Diğer taraftan bazı olumsuz eleştiriler de vardı.Men de havde også en del negative sider.
Oysa Goya olumsuzdur.Men Hugo er utilpasset.
Artemis de bütün avcıları 13-15 yaşlar arasında ölümsüz olarak sabitlemiştir.Til slut bliver hanner af Sumatra-orangutangen fuldt voksne i en alder af 13-15 år.
Film gişe hasılatı hayal kırıklığı yarattı ve eleştirmenlerden olumsuz eleştiriler aldı.Filmen var et flop, og modtog negative anmeldelser af kritikerne.
Platon, ruhun ölümsüzlüğünü tartışmacı bir şekilde kanıtlamaya çalışmıştır (Phaidon diyalogu).Theologia Platonica de immortalitate animae ("Platons teologi om sjælens udødelighed").
Bu nedenle bölge sık sık kuraklıktan olumsuz bir şekilde etkilenmektedir.Området er ofte plaget af malaria.
Yani, "varoluş ile ilgili" bir olumsuzlama söz konusudur.I dag bruger vi udtrykket om et uløseligt problem.
Cümlenin olumlu ya da olumsuz hali aynı zamanda soru formudur.Ordet kan derfor både være positivt eller negativt ladet afhængig af sammenhængen.
Kısmen ölümsüzdür (Hortkuluklar sayesinde).Kulinarisk værdi: (Dødeligt giftig.)
Tam tersi ruhsal hayatı olumsuz gidiyorsa o kişi lanetlenmiş sayılırdı.For den der tilsluttede sig en falsk lære, var sjælen fortabt.
"Gılgamış: ölümsüz yaşamın izinde", Çekirdek Yayınlar.Om Død og evigt Liv : nogle Aftentanker.