Amerikalı kadınlar, Len ile çıktıklarında şöyle der; eğlenceli değilsin, olumlu duygun yok.Americké ženy říkaly Lenimu, když s nimi randil, "Není s tebou žádná legrace. Nemáš žádné positivní emoce.
Amerikalı kadınlar, Len ile çıktıklarında şöyle der; eğlenceli değilsin, olumlu duygun yok.Amerikanska kvinnor sa till Len, när han dejtade dem, "Du är inte rolig. Du har inga positiva känslor.
Amerikalı kadınlar, Len ile çıktıklarında şöyle der; eğlenceli değilsin, olumlu duygun yok.Amerikanske kvinder sagde til Len, når han datede dem, "Du er ikke sjov. Du har ikke positive følelser.
Amerikalı kadınlar, Len ile çıktıklarında şöyle der; eğlenceli değilsin, olumlu duygun yok.Ameriška ženska je Lenu rekla, ko sta bila še par, "Nisi zabaven. Ne čutiš pozitivnih emocj.
Amerikalı kadınlar, Len ile çıktıklarında şöyle der; eğlenceli değilsin, olumlu duygun yok.Amerykańskie dziewczyny mówiły mu, kiedy zapraszał je na randki, "Nie ma z Tobą zabawy, nie ma frajdy.
Amerikalı kadınlar, Len ile çıktıklarında şöyle der; eğlenceli değilsin, olumlu duygun yok.Femeile americane i-au zis lui Len, când le-a dat întâlnire, nu eşti distractiv, nu ai emoţii pozitive.
Amerikalı kadınlar, Len ile çıktıklarında şöyle der; eğlenceli değilsin, olumlu duygun yok.렌이 데이트 할 때 미국 여성들은 이런 말을 했죠. 당신은 재미없어요. 긍정 감정이 없어요. 떠나 버립니다.
Amerikalı kadınlar, Len ile çıktıklarında şöyle der; eğlenceli değilsin, olumlu duygun yok.Le donne americane, quando lo incontrano, gli dicono, non sei simpatico, non hai emozioni positive.
Amerikalı kadınlar, Len ile çıktıklarında şöyle der; eğlenceli değilsin, olumlu duygun yok.Les femmes disaient à Len, quand elles sortaient avec lui, tu n'es pas drôle, tu ne ressens rien.
Amerikalı kadınlar, Len ile çıktıklarında şöyle der; eğlenceli değilsin, olumlu duygun yok.Phụ nữ Mỹ nói với ông ta, khi họ hẹn hò, "Anh không có gì hay cả. Anh không có cảm xúc tích cực.
Amerikalı kadınlar, Len ile çıktıklarında şöyle der; eğlenceli değilsin, olumlu duygun yok.Wanita Amerika yang ia kencani selalu berkata, "Kamu tidak menyenangkan. Tidak punya emosi positif.
Amerikalı kadınlar, Len ile çıktıklarında şöyle der; eğlenceli değilsin, olumlu duygun yok. Yıkıl karşımdan.Amikor randizni próbált, a nők azt mondták neki, hogy unalmas, és hogy nincsenek pozitív érzelmei.
Amerikalı kadınlar, Len ile çıktıklarında şöyle der; eğlenceli değilsin, olumlu duygun yok. Yıkıl karşımdan.Las mujeres norteamericanas salían con Len y le decían: no eres entretenido, no tienes emoción positiva.
Amerikalı kadınlar, Len ile çıktıklarında şöyle der; eğlenceli değilsin, olumlu duygun yok.Οι Αμερικανίδες που έβγαιναν με το Λεν του έλεγαν "Δεν έχεις πλάκα. Δεν έχεις θετική ενέργεια.
Amerikalı kadınlar, Len ile çıktıklarında şöyle der; eğlenceli değilsin, olumlu duygun yok.Американки, зустрічаючись із Леном, говорили йому: "З тобою нудно. Ніяких позитивних емоцій.
Amerikalı kadınlar, Len ile çıktıklarında şöyle der; eğlenceli değilsin, olumlu duygun yok.Американките казваха на Лен, когато излизаше на срещи с тях: "Не си забавен. Нямаш позитивна емоция.
Amerikalı kadınlar, Len ile çıktıklarında şöyle der; eğlenceli değilsin, olumlu duygun yok.На свиданиях ему приходилось слышать от американских женщин: "С тобой неинтересно, никаких позитивных эмоций.
Amerikalı kadınlar, Len ile çıktıklarında şöyle der; eğlenceli değilsin, olumlu duygun yok.נשים אמריקאיות אמרו ללן, כשהוא יצא איתן, אתה לא כיפי, אין לך רגשות חיוביים, תתחפף.
Amerikalı kadınlar, Len ile çıktıklarında şöyle der; eğlenceli değilsin, olumlu duygun yok.عندما يواعد نساءا امريكيات فإنهم يقلن له, "صحبتك غير ممتعة. تفتقر للمشاعر الإيجابية, فلتغرب عن وجهى."
Amerikalı kadınlar, Len ile çıktıklarında şöyle der; eğlenceli değilsin, olumlu duygun yok.あなたって全く楽しくなくて ポジティブな気持ちも持ってない さっさとどこかへ行って レンはとても裕福だったのでパーク・アべニューの精神分析家のところへ診察に行き
Ancak bu konuda olumlu bir belirti yok.Pero en este caso, no hay señales optimistas.
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Aber, wie es geklappt hat, sieht er positiv abgeführt. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Ale, ako to fungovalo, on sa pozerá pozitívne rozplynul. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Ale, jak to fungovalo, on se dívá pozitivně rozplynul. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Ale, jak wyszło, wygląda pozytywnie rozproszone. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Ampak, saj je delal ven, je videti pozitivno razpršila. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Dar, aşa cum a lucrat afară, el se uită pozitiv disipat. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "De, ahogy dolgozott ki, úgy néz ki, pozitív eloszlik. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "그러나,이 운동으로, 그는 긍정적으로 소산 보인다. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Maar, zoals dat werkte, hij ziet er positief verdwenen. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Ma, come ha funzionato, guarda positivamente dissipata. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Mais, comme ça a marché, il regarde positivement dissipée. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Men, som det fungerede, ser han positivt forsvundet. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Men som det gick bra, han ser positivt försvunnit. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Mutta kuten kaikki menikin, hän näyttää positiivisesti haihtunut. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Nhưng, như nó đã làm việc, ông có vẻ tích cực tiêu tan. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Tapi, seperti itu berhasil keluar, dia tampak positif hilang. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Αλλά, όπως εξελίχθηκε, κοιτάζει θετικά διαλυθεί. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Але, як це вдалося, він дивиться позитивно розсіюється ".
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Но, как это удалось, он смотрит положительно рассеивается ".
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "Но, тъй като тя работи, той изглежда положително разсейва. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. "ولكن ، كما أنها عملت بها ، وقال انه يتطلع تبدد بشكل ايجابي. "
Ancak, bunu çalıştı, o olumlu harcanmış görünüyor. ""ちょうど私は、老人を提案するつもりだった。
Ancak her zaman olumlu bir tanımlama yapar Bu ifadeyi Mandarin dışında bir dile çevirmek çok zor.Es hat immer eine positive Bedeutung und ist nur sehr schwer in eine andere Sprache zu übersetzen.
Ancak her zaman olumlu bir tanımlama yapar Bu ifadeyi Mandarin dışında bir dile çevirmek çok zor.Njen pomen je vedno pozitiven in ga je težko prevesti v druge jezike.
Ancak her zaman olumlu bir tanımlama yaparDet handlar alltid om en positiv beskrivning.
Ancak her zaman olumlu bir tanımlama yaparKata ini selalu menjadi deskripsi positif untuk banyak hal
Ancak her zaman olumlu bir tanımlama yapar항상 긍정적인 뜻을 나타냅니다.
Ancak her zaman olumlu bir tanımlama yaparMaar het is altijd een positieve beschrijving.
Ancak her zaman olumlu bir tanımlama yaparMa è sempre una descrizione positiva di una cosa.
Ancak her zaman olumlu bir tanımlama yaparMais ce terme a toujours une connotation positive.
Ancak her zaman olumlu bir tanımlama yaparMas é sempre uma descrição positiva das coisas.
Ancak her zaman olumlu bir tanımlama yaparMen det er altid en positiv beskrivelse.
Ancak her zaman olumlu bir tanımlama yaparNhưng từ này luôn được dùng để mô tả tích cực về vật
Ancak her zaman olumlu bir tanımlama yaparPero su significado siempre implica una descripción positiva de las cosas.
Ancak her zaman olumlu bir tanımlama yaparSen merkitys on kuitenkin aina positiivinen.
Ancak her zaman olumlu bir tanımlama yaparTo zawsze jest pozytywne określenie.
Ancak her zaman olumlu bir tanımlama yaparVždy se ale jedná o pozitivní dojem z věci.
Ancak her zaman olumlu bir tanımlama yaparVždy však ide o pozitívny dojem z veci.
Ancak her zaman olumlu bir tanımlama yaparΑλλά πάντα αποτελεί μια θετική περιγραφή των πραγμάτων