Diğer ucundaki oluklar etrafında ipi sarın, bir düğüm ile üzerine kravatとハサミを使用してオフに端をカットします。
Eğer karanlık hücreler varsa oluklu demir parmaklıklardan parmağını işaret ederdi.Atau kalau sel-nya gelap, dimana jeruji besinya berulir, dia akan memasukkan tangan di antaranya.
Eğer karanlık hücreler varsa oluklu demir parmaklıklardan parmağını işaret ederdi.Če so bili v temnicah, je bilo kot bi se jeklo upognilo in on je potisnil prste skozi.
Eğer karanlık hücreler varsa oluklu demir parmaklıklardan parmağını işaret ederdi.Eller hvis det var mørke celler, var det som bølgeblik, og han ville putte sine fingre igennem.
Eğer karanlık hücreler varsa oluklu demir parmaklıklardan parmağını işaret ederdi.Jeśli to były ciemne cele, było to jak pofalowane żelazo, a on przekładał palce.
Eğer karanlık hücreler varsa oluklu demir parmaklıklardan parmağını işaret ederdi.또는 만일 그들이 어두운 감방에 있으면, 그것은 골이진 다리미 같아서, 그는 그의 손가락을 통과시키고는 했습니다
Eğer karanlık hücreler varsa oluklu demir parmaklıklardan parmağını işaret ederdi.Oder wenn die Zellen dunkel waren, war es als ob Eisen gewellt war und er steckte seine Finger durch.
Eğer karanlık hücreler varsa oluklu demir parmaklıklardan parmağını işaret ederdi.Of als ze in donkere cellen zaten, het was als ijzeren golfplaten, stak hij zijn vingers erdoor.
Eğer karanlık hücreler varsa oluklu demir parmaklıklardan parmağını işaret ederdi.O si las celdas eran oscuras, como de hierro corrugado, metía los dedos en el medio.
Eğer karanlık hücreler varsa oluklu demir parmaklıklardan parmağını işaret ederdi.Ou se fossem celas escuras, de ferro ondulado, enfiava os dedos lá dentro.
Eğer karanlık hücreler varsa oluklu demir parmaklıklardan parmağını işaret ederdi.Ou si les cellules étaient sombres, en tôle ondulée, et il passait ses doigts.
Eğer karanlık hücreler varsa oluklu demir parmaklıklardan parmağını işaret ederdi.Sau dacă erau celule întunecoase, era ca o tablă ondulată, şi îşi trecea degetele prin goluri.
Eğer karanlık hücreler varsa oluklu demir parmaklıklardan parmağını işaret ederdi.Se erano celle buie, di lamiera ondulata, lui ci faceva passare in mezzo le dita.
Eğer karanlık hücreler varsa oluklu demir parmaklıklardan parmağını işaret ederdi.Або, якщо камери були темні, немов з ребристого заліза, він простягав свої пальчики.
Eğer karanlık hücreler varsa oluklu demir parmaklıklardan parmağını işaret ederdi.Если же это были темные камеры, там было как бы сжатое железо, и он просовывал туда пальцы.
Eğer karanlık hücreler varsa oluklu demir parmaklıklardan parmağını işaret ederdi.Или, ако бяха тъмни килии, беше подобно на набръчкано желязо, и той завираше пръстите си вътре.
Eğer karanlık hücreler varsa oluklu demir parmaklıklardan parmağını işaret ederdi.או אם אלה היו תאים חשוכים, זה היה כמו ברזל מחורר, והוא היה מעביר את האצבעות
Eğer karanlık hücreler varsa oluklu demir parmaklıklardan parmağını işaret ederdi.أو اذا كانت زنزانة مظلمة، فهي مثلك الحديد المموج، ويضع هو أصابعه عبرها
Eğer karanlık hücreler varsa oluklu demir parmaklıklardan parmağını işaret ederdi.指を通すのです 勾留されている囚人の多くは この子の存在が
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.(118:136) Из глаз моих текут потоки вод от того, что не хранят закона Твоего.
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.Air mataku mengalir seperti sungai, karena hukum-Mu tidak ditaati
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.Fiumi di lacrime mi scendono dagli occhi, perché non osservano la tua legge
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.저희가 주의 법을 지키지 아니하므로 내 눈물이 시냇물 같이 흐르나이다
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.Meine Augen fließen mit Wasser, daß man dein Gesetz nicht hält.
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.Mes yeux répandent des torrents d`eaux, Parce qu`on n`observe point ta loi.
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.Mijn tranen vloeien en mijn verdriet is groot, omdat mijn volk niet leeft volgens Uw wet.
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.Mine øine flyter bort i vannstrømmer over dem som ikke holder din lov.
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.Minun silmistäni vuotavat kyynelvirrat, kun sinun lakiasi ei noudateta.
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.Những suối lệ chảy từ mắt tôi , Bởi_vì người_ta không giữ luật_pháp của Chúa .
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.Những suối lệ chảy từ mắt tôi, Bởi vì người ta không giữ luật pháp của Chúa.
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.Ochii îmi varsă şiroaie de ape, pentrucă Legea Ta nu este păzită.
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.Os meus olhos derramam rios de lágrimas, porque os homens não guardam a tua lei.
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.Potoki vodá teko iz mojih oči zaradi njih, ki se ne pokoré zakonu tvojemu.
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.Potoky vody tečú z mojich očí, pretože neostríhajú tvojho zákona.
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.Potůčkové vod vyplývají z očí mých příčinou těch, kteříž neostříhají zákona tvého.
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.Ríos de agua corren de mis ojos, porque ellos no guardan tu ley
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.Strumienie wód płyną z oczów moich dla tych, którzy nie strzegli zakonu twego.
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.Vand i Strømme græder mine Øjne, fordi man ej holder din Lov.
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.Vattenbäckar rinna ned från mina ögon, därför att man icke håller din lag.
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.Víznek folyásai erednek az én szemeimbõl azok miatt, a kik nem tartják meg a te törvényedet.
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.Ρυακας υδατων κατεβιβασαν οι οφθαλμοι μου, επειδη δεν φυλαττουσι τον νομον σου.
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.Водни потоци текат из очите ми. Понеже не се спазва Твоя закон.
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.פלגי מים ירדו עיני על לא שמרו תורתך׃
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.جداول مياه جرت من عيني لانهم لم يحفظوا شريعتك
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.我 的 眼 淚 下 流 成 河 、 因 為 他 們 不 守 你 的 律 法
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.我的眼淚 下流 成河 、 因為 他 們 不 守 你 的 律法
Öyleyse -- "Kulübe oluklu metalden yapılmıştı, beton zemine kurulmuştu."A barraca era feita de chapa ondulada, assente numa base de betão.
Öyleyse -- "Kulübe oluklu metalden yapılmıştı, beton zemine kurulmuştu.Allora: "La baracca era fatta di metallo ondulato, poggiata su un cuscinetto di calcestruzzo.
Öyleyse -- "Kulübe oluklu metalden yapılmıştı, beton zemine kurulmuştu.Also - "Die Hütte bestand aus geriffeltem Metall, erbaut auf einem Betonsockel.
Öyleyse -- "Kulübe oluklu metalden yapılmıştı, beton zemine kurulmuştu.Chata wykonana była z pordzewiałego metalu i miała betonową podłogę.
Öyleyse -- "Kulübe oluklu metalden yapılmıştı, beton zemine kurulmuştu.Deci: "Coliba era din metal ruginit, se sprijinea pe un bloc de beton.
Öyleyse -- "Kulübe oluklu metalden yapılmıştı, beton zemine kurulmuştu."De hut was gemaakt van golfplaten op een betonnen plaat.
Öyleyse -- "Kulübe oluklu metalden yapılmıştı, beton zemine kurulmuştu.Donc -- "La hutte était faite de tôle ondulée, posée sur une dalle de béton.
Öyleyse -- "Kulübe oluklu metalden yapılmıştı, beton zemine kurulmuştu.Entonces -- "La choza esta hecha de metal corrugado, fijada a una cama de concreto.
Öyleyse -- "Kulübe oluklu metalden yapılmıştı, beton zemine kurulmuştu.(책 내용 시작) 판자집은 양철판으로 콘트리트 바닥위에 세운 것입니다.
Öyleyse -- "Kulübe oluklu metalden yapılmıştı, beton zemine kurulmuştu.Szóval -- "A kunyhó hullámlemezből készült, ami egy betonpárnán állt.
Öyleyse -- "Kulübe oluklu metalden yapılmıştı, beton zemine kurulmuştu.Thì - "Cái chòi được làm từ kim loại gấp nếp đặt trên một bệ bê tông.
Öyleyse -- "Kulübe oluklu metalden yapılmıştı, beton zemine kurulmuştu.И така - "Колибата беше построена от гофриран метал, поставен върху бетонна плоча.
Öyleyse -- "Kulübe oluklu metalden yapılmıştı, beton zemine kurulmuştu."Хижина была сделана из гофрированного металла, установленного на бетон.
Öyleyse -- "Kulübe oluklu metalden yapılmıştı, beton zemine kurulmuştu.אז -- "הבקתה היתה עשוייה מפח גלי, שהונח על משטח בטון.