oluşturmak ile cümle

oluşturmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bu matrisi oluşturmak için, u 1 kareyi alıyorum. -Jeżeli chcemy utworzyć tę macierz, dostaniemy A jest równe u1 kwadrtat
Bu matrisi oluşturmak için, u 1 kareyi alıyorum. -Pokud chceme zkonstruovat tuto matici, dostaneme "A" rovné "u1" na druhou.
Bu matrisi oluşturmak için, u 1 kareyi alıyorum. -Se nós queremos construir esta matriz, nós pegamos a igual a u1 ao quadrado.
Bu matrisi oluşturmak için, u 1 kareyi alıyorum. -Si queremos construir esta matriz, obtenemos A es igual a U1 cuadrado.
Bu matrisi oluşturmak için, u 1 kareyi alıyorum. -Если мы хотим построить эту матрицу, мы получаем A равно u1 в квадрате.
Bu matrisi oluşturmak için, u 1 kareyi alıyorum. -اذا اردنا ان ننشئ هذه المصفوفة، سنحصل على A = u1^2
Bu nedenle, bu parametrik denklemleri oluşturmak için bu parametreleri seçtik.E foi por isso que nós escolhemos essa como a parametrização.
Bu nedenle, bu parametrik denklemleri oluşturmak için bu parametreleri seçtik.I właśnie dlatego mówimy o parametryzacji.
Bu nedenle, bu parametrik denklemleri oluşturmak için bu parametreleri seçtik.Y es por eso que elegimos esa parametrización.
Bu nedenle tabloda yer alan konulardan bazıları iç değerlendirmenin odak noktasını oluşturmaktadır.Alcuni degli elementi mostrati nella tabella sono pertanto il focus della valutazione interna.
Bu nedenle tabloda yer alan konulardan bazıları iç değerlendirmenin odak noktasını oluşturmaktadır.Alguns dos aspectos mencionados no quadro são normalmente considerados na avaliação interna.
Bu nedenle tabloda yer alan konulardan bazıları iç değerlendirmenin odak noktasını oluşturmaktadır.Certains des aspects cités dans le tableau font normalement l’objet d’une évaluation interne.
Bu nedenle tabloda yer alan konulardan bazıları iç değerlendirmenin odak noktasını oluşturmaktadır.Normalno je torej, da notranja evalvacija obravnava nekatera vprašanja iz preglednice.
Bunlar bütçenin yaklaşık üçte birini oluşturmaktadır.Acestui domeniu îi revine aproximativ o treime din buget.
Bunlar bütçenin yaklaşık üçte birini oluşturmaktadır.A kohézióra a költségvetés kb. egyharmadát fordítják.
Bunlar İslamcılar, yeni Imaras oluşturmak istiyorlar.Aceştia sunt islamişti care încearcă să creeze noi Imara.
Bunlar İslamcılar, yeni Imaras oluşturmak istiyorlar.Ce sont des islamistes essayant de créer de nouveaux Imaras.
Bunlar İslamcılar, yeni Imaras oluşturmak istiyorlar.Das sind Islamisten, die neue Imaras schaffen wollen.
Bunlar İslamcılar, yeni Imaras oluşturmak istiyorlar.Dit zijn islamisten die nieuwe Imaras proberen te maken.
Bunlar İslamcılar, yeni Imaras oluşturmak istiyorlar.Estes são islamistas a tentarem criar novas imaras.
Bunlar İslamcılar, yeni Imaras oluşturmak istiyorlar.Họ là những người Hồi giáo đang cố gắng tạo ra những Imara mới.
Bunlar İslamcılar, yeni Imaras oluşturmak istiyorlar.Ide o islamistov, ktorí chcú vytvoriť nové "imáry".
Bunlar İslamcılar, yeni Imaras oluşturmak istiyorlar.이들은 새로운 이마라(Imara)를 만드려고 하는 이슬람교도들입니다.
Bunlar İslamcılar, yeni Imaras oluşturmak istiyorlar.Iszlamisták, akik új Imarákat próbálnak létrehozni.
Bunlar İslamcılar, yeni Imaras oluşturmak istiyorlar.Jsou to Islamisté, co se snaží vytvořit nový Imaras.
Bunlar İslamcılar, yeni Imaras oluşturmak istiyorlar.Mereka adalah Islamis yang berusaha untuk menciptakan Imara baru.
Bunlar İslamcılar, yeni Imaras oluşturmak istiyorlar.Questi sono islamici che cercano di creare nuove Imaras.
Bunlar İslamcılar, yeni Imaras oluşturmak istiyorlar.Son islamistas que intentan crear imaras.
Bunlar İslamcılar, yeni Imaras oluşturmak istiyorlar."To islamiści, którzy próbują stworzyć nowe islamskie emiraty."
Bunlar İslamcılar, yeni Imaras oluşturmak istiyorlar.Είναι Ισλαμιστές που προσπαθούν να δημιουργήσουν νέες χίμαιρες,
Bunlar İslamcılar, yeni Imaras oluşturmak istiyorlar.Исламистов, пытающихся установить свои порядки.
Bunlar İslamcılar, yeni Imaras oluşturmak istiyorlar.Те са ислямисти, опитващи се да създадат нови "имарас".
Bunlar İslamcılar, yeni Imaras oluşturmak istiyorlar.Що це ісламісти і вони намагаються спричинити безлад.
Bunlar İslamcılar, yeni Imaras oluşturmak istiyorlar.אלה איסלאמיסטים, המנסים ליצור מדינות דת.
Bunlar İslamcılar, yeni Imaras oluşturmak istiyorlar.ھؤلاء إسلاميون يحاولون إقامة إمارات جديدة،
Bunlar İslamcılar, yeni Imaras oluşturmak istiyorlar.新しいイマラを作ろうとしている こうしたやつらが
Bunları, söz gelişi, ön-hücremizin bedenini oluşturmak için kullanabiliriz.그리고 저희는 이것들을 프로토셀의 주요부를 만들기 위해 쓸 수 있다는 것을 알아냈습니다
Bunları, söz gelişi, ön-hücremizin bedenini oluşturmak için kullanabiliriz.Právě z takových struktur můžeme vytvořit tělo protobuňky.
Bunları, söz gelişi, ön-hücremizin bedenini oluşturmak için kullanabiliriz.We kunnen ze gebruiken om het lichaam van onze protocel te maken.
Bunları, söz gelişi, ön-hücremizin bedenini oluşturmak için kullanabiliriz.ואנו יכולים להשתמש בהן, אפשר לומר, כדי להרכיב את הגוף של הפרוטו-תא.
Bunları, söz gelişi, ön-hücremizin bedenini oluşturmak için kullanabiliriz.ويمكننا استخدامها، كما يقولون، لتشكيل كتلة خليتنا الأولية.
Bunları, söz gelişi, ön-hücremizin bedenini oluşturmak için kullanabiliriz.我々のプロトセルを作れるわけです 同様に
Bunu bir üçgen oluşturmak için yapmıştım.벡터 하나를 그리도록 하겠습니다
Bunu bir üçgen oluşturmak için yapmıştım.להראות לכם את הרכיב.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Cu toate aceste a, agricultura exercit înc o presiune considerabil asupra biodiversit =ii.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Desalniettemin staat de biodiversiteit nog altijd sterk onder druk als gevolg van landbouwactiviteiten.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.J ed n a k G e rolnictwo nadal wywiera znaczcy wpływ na r ó G n or od n o ; ć biologiczn.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Jordbruket påverkar likväl fortfarande den biologiska mångfalden i mycket stor utsträckning.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Maatalous aiheuttaa silti luonnon monimuotoisuudelle vielä tuntuvia paineita.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Napriek tomu po‑nohospodárstvo ešte stále vyvíja značný tlak na biodiverzitu.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Nonostante ciò, l’agricoltura continua a esercitareenormi pressioni sulla biodiversità.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Porém, a agricultura ainda exerce uma pressão considerável sobre a biodiversidade.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Sin embargo, la agricultura sigue ejerciendo una presión considerable sobre la biodiversidad.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Toutefois, l’agriculture exerce toujours une pression importante sur la diversité biologique.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Vendar pa kmetijstvo še vedno izvaja precejšen pritisk na biotsko raznovrstnost. Speciičen cilj politike, tj.
Bunun yolu da tüm dünyayı kapsayan global bir pazar oluşturmaktır.C'est en ayant un seul marché mondial, en mondialisant la planète.
Bunun yolu da tüm dünyayı kapsayan global bir pazar oluşturmaktır.Creando un mercado mundial, globalizando el mundo.
Bunun yolu da tüm dünyayı kapsayan global bir pazar oluşturmaktır.Dengan cara memiliki pasar terpadu dunia, dengan mengglobalisasikan dunia.
Bunun yolu da tüm dünyayı kapsayan global bir pazar oluşturmaktır.Det gør vi ved at have et verdens marked, ved at globalisere verden.
Bunun yolu da tüm dünyayı kapsayan global bir pazar oluşturmaktır.Đó là có một thị trường thế giới, bằng cách toàn cầu hóa.

İlgili Sayfalar