Ana içeriğe geç
Sözlük

oluşma ile cümle

oluşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Karasal gezegenler, hayatın oluşması için yaşamsal bölgenin içinde bulunmalıdır.Om geschikt te zijn, moet een planeet zich in een bewoonbare zone bevinden.
Üniversite iki kampüsten oluşmaktadır.De school bestaat uit twee campussen.
Albümün tamamı Rusça şarkılardan oluşmaktaydı.Dit album werd helemaal in het Russisch gezongen.
Köyde yaşayan halk tamamı değişik etnik kökene sahip insanlardan oluşmaktadır.Zo wordt Centrum bewoond door mensen met allerlei nationaliteiten.
Yaklaşık 35 haneden oluşmaktadır.Het bestaat uit zo'n 35 huizen.
Toplam 9 şarkıdan oluşmaktadır.Hear me out bevat negen liedjes.
Free Studio 43 programdan oluşmaktadır.De track is geproduceerd door Studio 44.
Kamuoyu da açık tartışmalarla oluşmaktadır.Deze komen tot stand via een publieke discussie.
Beldede yaşayan halk genelde iyi eğitim almış insanlardan oluşmaktaydı.De hele Zwitserse bevolking in het algemeen goed opgeleid.
Grup üyeleri Paul de Corte ve Fabrizio Pennisi'den oluşmaktadır.Re-union is een Nederlands zangduo bestaande uit Paul de Corte en Fabrizio Pennisi.
FH harfleri Front High Cab (Ön Yüksek Kabin)'in kısaltmasından oluşmaktadır.De FH staat voor Forward control (frontstuur) en High cab (hooggeplaatste cabine).
Fakat Şemdinli ilçesine bağlı ve 14 haneden oluşmaktadır.Deze loopt trapsgewijs uit en bestaat uit 14 staartveren.
Üstelik bu taburun tamamı kızlardan oluşmaktadır.Bovendien bestaat deze categorie vooral uit meisjes.
Metro hattı 4 istasyondan oluşmaktadır.Het station wordt aangedaan door lijn 4.
Örneğin; TBMM 550 üyeden oluşmaktadır.De KNBV telt ongeveer 550 leden.
Grup üyeleri Snežana Mišković, Izolda Barudžija ve Snežana Stamenković'ten oluşmaktaydı.De groep bestond uit Snežana Misković, Snežana Stamenković en Izolda Barudzija.
İlk kuvvet, toplamda 900 gemilik filo ve 40 bin Koreli, Çinli ve Moğol askerinden oluşmaktadır.Vanuit Masan vertrok een vloot van 900 schepen met aan boord 40.000 Koreaanse, Chinese en Mongoolse soldaten.
UNPROFOR yaklaşık 39.000 personelden oluşmaktaydı.Dimitrovgrad heeft ongeveer 39.000 inwoners.
Barış ortamının oluşması İslamiyet'e geçişi hızlandırdı.Met hun komst zou het land een versnelde periode van arabisering doormaken.
Film 5 kısa hikâyeden oluşmaktadır.De film bestaat uit vijf verhalen.
Anlaşma dört maddeden oluşmaktadır.Het verdrag bestaat uit vier artikelen.
Sanat ve edebiyatla iç içe büyüyen Başer'in edebi kişiliği gençlik yıllarında oluşmaya başladı.Zijn fascinatie voor kunst en literatuur groeide met de jaren.
Bu yapıtında 512 dizelik klasik Aleksandren'lerden oluşmaktadır.Het bestaat uit 512 alexandrijnen.
Endüstriyel devrimin oluşmasında önemli rol oynamıştır.Deze familie heeft een belangrijke rol in de industriële revolutie gespeeld.
Tramvay hattı 14 istasyondan oluşmaktadır.Door de straat rijdt tramlijn 14.
Böylece de bankacılığın temeli oluşmaya başlamıştır.Daardoor kwam er een bankrun op gang.
Meme dokusundaki büyüme ender olarak puberte öncesinde olmakla bereber en sık puberte sonrası oluşmaktadır.Na dit trigger event is het verlangen meestal latent aanwezig totdat de puberteit intreedt.
Fakat eğer mıknatıs sabit ve iletken hareketliyse, mıknatısın etrafında herhangi bir elektriksel alan oluşmaz.Staat de magneet stil en beweegt de geleider, dan ontstaat er in de buurt van de magneet geen elektrisch veld.
Hükümet, Başbakan ve diğer 19 Bakan'dan oluşmaktadır.Het kabinet bestaat uit een premier en 23 ministers.
2014 FIFA Dünya Kupası F Grubu Arjantin, Bosna Hersek, İran ve Nijerya takımlarından oluşmaktadır.Op het WK zat Argentinië in groep F met Bosnië en Herzegovina, Iran en Nigeria.
Antlaşma 16 madde ve 3 ekten oluşmaktadır.Dit verdrag bestond uit 11 artikelen en 3 separate artikelen.
Ortalama 21 etaptan oluşmaktadır.Deze ronde bestond uit 21 etappes.
Kimya endüstrisi, endüstriyel kimyasallar üreten şirketlerden oluşmaktadır.De productie van industrieel gas maakt deel uit van de chemische industrie.
Ev, üç bölümden oluşmaktaydı.Het gebouw zelf bestond uit drie delen.
Birinci Divizion 16 takımdan oluşmaktadır.De Tweede Divisie bestaat uit achttien clubs.
Bir dolar, 100 centten oluşmaktadır.Eén pond bestond uit honderd centen.
Halkı büyük çoğunlukla Boşnaklardan oluşmaktadır.De bevolking bestaat voor het grootste deel uit Aleoeten.
Atomlar kimyasal tepkimelerde oluşmazlar ve bölünmezler.In chemische reacties worden geen atomen gemaakt of vernietigd.
Kitabu'l-Müntehab her biri fasıllara ayrılmış on bölümden oluşmaktadır.Het werd gepubliceerd in groepen van tien boeken (decaden) en vijf boeken (pentaden).
Albümün ismi, Mazhar Alanson, Fuat Güner ve Özkan Uğur'un soyadlarının baş harflerinden oluşmaktadır.De band is genoemd naar de drie leden: Mazhar Alanson, Fuat Güner en Özkan Uğur.
Bu mobilyalar, altı parçadan oluşmaktadır.Deze bundel bestaat uit zes delen.
İlia, yedi belediyeden oluşmaktadır.Apayao bestaat uit 7 gemeenten.
Atina metrosu üç hattan oluşmaktadır.De metro van Teheran kent drie lijnen.
Oltu yönü (Kars - Erzurum): 6 bölümden oluşmakta.Hierin haalde zij de zesde positie.
29 Mayıs 2012'ye kadar açıklanması gereken kadrolar 23 futbolcudan oluşmalıdır.De competitie werd gespeeld van 29 mei tot 23 september en werd georganiseerd door de FBF.
Belediye meclisi 9 encumenden oluşmaktadır.De gemeenteraad van Vlieland bestaat uit 9 zetels.
Her konçerto biri yavaş, ikisi ise biraz hızlı olmak üzere üçer parçadan oluşmaktadır.Elk concert bestaat uit drie delen, met een langzaam middendeel en twee snellere hoekdelen.
Eser aslında üç bölümden oluşmaktadır.De saga bestaat eigenlijk uit drie delen.
Genellikle "Mizan Tefsiri" olarak da bilinen eser, 20 ciltten oluşmaktadır.De grote knol, die vaak als 'droogbloeier' wordt verkocht, kan een twintigtal bloemen geven.
Zamanla bu kale yanında yerleşimler artmış ve şehir oluşmaya başlamış.Aan de voet van het kasteel kwamen mensen wonen en zo ontstond de stad.
Film çoğunlukla arşiv çekimlerinden oluşmaktadır.De film bestaat voor een groot deel uit achtervolgingen.
İlk sezonu sadece altı bölümden oluşmaktadır.Het eerste seizoen bestond uit 6 afleveringen.
"Dersim Islahatı Hakkında Layiha" başlığını taşıyan bu rapor, dört bölümden oluşmakta idi.De uitgave van Our Mutual Friend, dat inhoudelijk uit vier delen bestond, paste in dit stramien.
Üniversite altı fakülteden oluşmaktadır.De universiteit is opgedeeld in zes faculteiten.
Benzer bir etki de hızlı kullanılan otomobillerde oluşmaktadır.Dit soort netwerk wordt gebruikt in bewegende voertuigen.
Arma mavi zemine sahip bir daireden oluşmaktadır.Het wapen ligt op een zon die op een blauw vlak is geplaatst.
Yayla halkı, Oğuzların ( Türkmenlerin ) AVŞAR boyundan oluşmaktadır.Hun man en vaak ook zonen ging(en) voor jaren weg.
Sefer için seçilen bilimsel kadro ise 6 kişiden oluşmaktaydı.Dit keer koos de gitarist voor een ensemble bestaande uit zes man.
Tunç uyağın olabilmesi için ses benzerliğinin en az üç sesten oluşması gerekir.Verder zijn bij het klinken minimaal 3 arbeiders noodzakelijk.
Eser, beş perdeden oluşmaktadır.De corona bestaat uit vijf rijen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod