Albümün ikinci kısmı ise dört solo bölümden oluşmaktadır.و هي طريقة أخرى لتقسيم البطن إلى أربعة أجزاء فقط.
Bunlarla birlikte adanın kuzeyinde Kıbrıs Türkleri'nin yönetiminde politik bir düzenin oluşmasına neden oldu.وقام هو وآخرون بإقناع الزعماء السياسيين الشماليين بوضع العاصمة في الجنوب.
14 takımdan oluşmaktadır.بمشاركة 14 فريقا.
Seri üç ana oyundan oluşmakta.تتألف من أربع ألعاب رئيسية.
Bunlar da genellikle 2 kişilik ailelerden oluşmaktadır.وهي متكونه للرجال من قسمين في الأغلب.
Bu aşamada ordu 38 bin piyade ve 8 bin süvariden oluşmaktadır.في ذلك الوقت، كان جيشه قد تقلص عدده إلى 38,000 جندي و 8,000 فارس.
Geriye kalan kısım ise emeklilerden oluşmaktadır.مثال للانفصال هو التقاعد من العمل.
Albüm 12 şarkıdan oluşmaktadır.الألبوم مكون من 12 أغنية.
Silahlı kuvvetler tamamen profesyonel ve gönüllü askerlerden oluşmaktadır.وقد تكون الجيش الجديد من قوات محترفة ومنضبطة.
Yarışma yirmi katılımcının katılacağı ve sekiz hafta süren bir marantondan oluşmaktadır.يتكون الموسم من 30 مباراة ذهاب وإياب تليها جولة فاصلة من ثمانية فرق.
Toplam 39 istasyondan oluşmaktadır.ويتكون مجلس الشيوخ من 39 مقعدا.
Dizi Toplam 98 Bölümden oluşmaktadır.هذا السائق في المجموع حصد 92 نقطة .
Kongre tüm üye ülkeleri temsilcilerinden oluşmaktadır.حيث تتألف هذه الجمعية من مندوبين للدول الأعضاء.
Federal cumhuriyet olan Brezilya’nın 26 eyaleti ve federal Bölgesi toplam 5,570 adet belediyeden oluşmaktadır.ويتكون الاتحاد من اتحاد منطقة العاصمة الاتحادية، واتحاد 26 ولاية، و5،564 بلدية.
İnternet ve sosyal medyanın ortaya çıkışından bu yana çeşitli aseksüel topluluklar oluşmaya başlamıştır.بدأت مجتمعات اللاجنسية بالتشكُّل منذ ظهور الإنترنت و وسائل التواصل الاجتماعي.
Arma mavi zemine sahip bir daireden oluşmaktadır.أسلحة معروضة على لوح من الخشب المطلي.
128 takımdan oluşmaktadır.وهو مؤلف من 128 نائبا.
Tilki Andrei, sniper tüfeğiyle Raskoln'un kafasına sıkar ve beyninde ciddi hasarlar oluşmasına yol açar."طلقة كرونلين" هي عبارة عن جرح من طلقة سريعة للغاية في الرأس تتسبب في نزع الأحشاء من الدماغ.
UNTAES yaklaşık 5,000 personelden oluşmaktaydı.بعد تعبئة فإن RNoAF تتكون من حوالي 5500 فردا.
Beldede yaşayan halk genelde iyi eğitim almış insanlardan oluşmaktaydı.عموما يعد السكان في سويسرا قد تلقوا تعليما جيداً.
Bu eser söz konusu makalelerden oluşmaktadır.وبعض هذه الأشياء تحمل نصوصاً جنائزية.
2014 FIFA Dünya Kupası C Grubu Fildişi Sahili, Japonya, Kolombiya ve Yunanistan takımlarından oluşmaktadır.المجموعة ج من بطولة كأس العالم لكرة القدم 2014 تتألف من كولومبيا و اليونان و ساحل العاج و اليابان.
Bu kısım ateistler, deistler, agnostikler ve hümanistlerden oluşmaktadır.فعلى سبيل المثال، كانت الساحرات والعفاريت والشياطين موجودة.
Buharlaştırılan bu atomlar, vakum çemberi içindeki her noktaya yapışarak ince bir film oluşmasını sağlarlar.كل متجة يتم رسمه يمثل حركة تحرك الهواء عند تلك النقطة.
Amonyum tuzu oluşmasıyla.سجل أحافير الأمونيتات.
1 Ocak 2007'den itibaren Letonya Ordusu tamamen sözleşmeli askerlerden oluşmaktadır.A partir de 1º de janeiro de 2007, o exército letão deve estar totalmente em contrato de base.
Melechesh ismi iki İbranice kelimeden oluşmaktadır.מלך (melech, kral) ve אש (esh, ateş).O nome Melechesh consiste em duas palavras hebraicas, מלך (melech, rei) e אש (esh, fogo).
Yetişkin bir insan iskeleti 207 kemikten oluşmaktadır.Um típico esqueleto humano adulto consiste em 206 ossos.
Geçiş bölgesi kesin belirli bir yükseklikte oluşmaz.A região de transição não ocorre em uma altitude bem definida.
İkinci türdeki bu değişimler, daha sonra da birinci türü etkileyerek yeni adaptasyonların oluşmasına yol açar.Essas mudanças na segunda espécie, por sua vez, causam novas adaptações na primeira.
Rusya uzay sanayisi 100'ün üzerinde şirketten ve 250,000 çalışandan oluşmaktadır.A indústria espacial da Rússia consiste em mais de 100 empresas e emprega 250.000 pessoas.
İlk yasadışı botnet'ler yasal botnet'lere benzer bir terim olarak bu noktada oluşmaktadır.Os primeiros botnets ilegais assemelhavam-se aos botnets legais.
İnsanlar yalnızca iyiler ve kötülerden oluşmaz.Que nenhum humano é simplesmente bom ou mau.
Beyzbol sopası birkaç kısımdan oluşmaktadır.O baseball é composto por várias posições.
Avrupa'da, farklı grupların %1 ila %20'sinde bulaştırma oluşmaktadır.Na Europa, eles infectam entre 1 e 20% de diferentes grupos de pessoas.
2007 yılında bu jandarma 60.000 kişiden oluşmaktaydı.Em 2007, a gendarmeria consistia de 60.000 militares.
R136 kümesi çeşitli bileşenlerden oluşmaktadır.O aglomerado R136 contém vários componentes.
Grup, altı Selâmet Ordusu askerinden oluşmaktadır.O grupo é constituído por seis solodados do Exército de Salvação.
Koleksiyonu dünyanın dört bir yanından 10 milyon örnekleri oluşmaktadır.A coleção consiste em 10 milhões de espécimes de toda a parte do mundo.
1714’te yazdığı ve ölümünden sonra yayınlanan Monadologie 90 aforizmadan oluşmaktadır.A Monadologia, composta em 1714 e publicado postumamente, é constituída por 90 aforismos.
Park, Fuji Dağı, Beş Fuji Gölü, Hakone, Izu Yarımadası ve Izu Adaları'ndan oluşmaktadır.Este parque compreende o Monte Fuji, os Cinco lagos de Fuji, Hakone, a Península de Izu e as Ilhas de Izu.
Aromatiklik karbondan oluşmayan bileşiklerde de görülür.Também ocorre aromaticidade em compostos que não são feitos de carbono.
Ordu, 1967 yılından bu yana gönüllü kuvvetlerden oluşmaktadır.Desde 1967, o exército é formado por voluntários.
1993 yılında Rusya Federasyonu 89 federal bölümden oluşmaktaydı.Em 1993, a Federação Russa compreendia 89 sujeitos federais.
Her tren iki vagondan oluşmaktadır.Os trens são compostas por dois vagões.
William Smith tarafından düzenlenen bu sözlük 3 cilt 3,700 sayfadan oluşmaktadır.Editado por William Smith, o dicionário abrange três volumes e 3.700 páginas.
Voyvodalık, 85 şehir ve kasabadan oluşmaktadır.A voivodia possui 85 cidades e municípios.
EXO üyeleri Chen, Baekhyun ve Xiumin'den oluşmaktadır.A subunidade é composta por Chen, Baekhyun e Xiumin.
Grup üyeleri Melanie Bender, Kati Karney ve Dorkas Kiefer'den oluşmaktaydı.O grupo era constituído por Melanie Bender, Kati Karney e Dorkas Kiefer.
MPEG-4 halen gelişmekte olan bir standard olup yapı olarak bölümlerden oluşmaktadır.O MPEG-4 é ainda um padrão em desenvolvimento e está dividido em várias partes.
Burada bir türün evrimi, diğer türde adaptasyonların oluşmasına yol açar.Nesses casos, a evolução de uma espécie causa adaptações numa outra.
Üç atnalı kemeri ana girişte oluşmaktadır.Encontraram-se três faixas de poeira dentro do cinturão principal.
Kenya kültürü birden fazla eğilimlerden oluşmaktadır.A cultura de Quênia consiste em múltiplas tendências.
Kadrosu Marija Nikolova, Ivona Džamtovska, Rosica Nikolovska ve Verica Karanfilovska'dan oluşmaktaydı.Os membros da banda eram: Marija Nikolova, Ivona Džamtovska, Rosica Nikolovska e Verica Karanfilovska.
Sayfanın oluşması bir Web istemcisinin istemiyle olur.Um sítio da rede tem de querer ser encontrado.
Jeolojiye olan katkıları, Yeni Dünya’nın volkanları üzerine yaptığı dikkatli çalışmalardan oluşmaktadır.Seus serviços à Geologia basearam-se principalmente no seu atento estudo dos vulcões do Novo Mundo.
Grup üyeleri Jonas Karlhager, Gabriel Forss ve Patrick Lundström'den oluşmaktadır.A banda era constituída por Jonas Karlhager, Gabriel Forss e Patrick Lundström.
1 Alman Markı 100 Pfennig'den oluşmaktadır.Como o marco alemão, era dividido em 100 pfennig.
Altın ve Gümüş olmak üzere iki sınıftan oluşmaktadır.Está dividida em duas classes: ouro e prata.
Enfeksiyonun oluşması için genellikle çok sayıda ısırık gereklidir.Geralmente, são necessárias muitas mordidas antes que da infecção ocorrer.