Ana içeriğe geç
Sözlük

oluşma ile cümle

oluşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bayrak yukarıdan aşağıya bakıldığında yeşil, kırmızı ve mavi renklerden oluşmaktadır.Die Nationalflagge zeigt von oben nach unten betrachtet die Farben Grün, Rot und Blau.
Bulgar, Gagavuz, Tatar, Ulah ve Yunanlardan oluşmaktadır.Die Bevölkerung bestand aus Bulgaren, Gagausen, Griechen, Tataren und Walachen.
Metrica da 3 kitaptan oluşmaktadır.Die ars grammatica besteht aus drei Büchern.
Çalışmaları yıllık olarak 3 bölümden oluşmaktadır.Es werden bis zu drei Generationen pro Jahr gebildet.
Her biri yaklaşık 80 dakika olan 20 bölümden oluşmaktadır.Jeder davon war etwa 20 Minuten lang.
İnternet ve sosyal medyanın ortaya çıkışından bu yana çeşitli aseksüel topluluklar oluşmaya başlamıştır.Das Internet und Multimedia beginnen, zusammenzuwachsen.
421 metre yüksekliğe sahip ve 88 kattan oluşmaktadır.Es wird eine Höhe von 427 Metern und 88 Stockwerke haben.
Arzular kendiliğinden oluşmaz, onları tetikleyen bir şeyler elbette vardır.Doch seine Wünsche werden nicht erfüllt, was ihn verbittert.
Nüfusunun yaklaşık %70'i Türklerden oluşmaktadır.Etwa 70 % von ihnen stammen aus Südsudan.
Mazhar Alanson, Fuat Güner ve Özkan Uğur’dan oluşmaktadır.Die Mitglieder des Trios sind Mazhar Alanson, Fuat Güner und Özkan Uğur.
CES1 geni 30 kb uzunluğunda olup 14 eksondan oluşmaktadır.Das ASAH-Gen hat eine Länge von 30 kb und enthält 14 Exons.
Böylece de bankacılığın temeli oluşmaya başlamıştır.Gleichzeitig kam es zu einer Gründungswelle von Banken.
Şu bölgelerden oluşmaktadır; Altlerchenfeld, Neubau, Sankt Ulrich, Schottenfeld, Spittelberg.Polizei-Bezirke Neubau: enthält die Vorstädte: St. Ulrich, Neubau, Schottenfeld und Spitlberg.
Günümüzde şehrin büyük çoğunluğu Kürtler, Araplar ve Türkmenler'den oluşmaktadır.Die heutige Stadtbevölkerung besteht aus Kurden, Türken und Arabern.
Bağdaşıklık, bu tür hataların oluşmasını engeller.Durch die Angabe einer Ontologie werden derartige Missverständnisse vermieden.
Yargı organı, birçok mahkemeden oluşmaktadır.Die Gerichtsbarkeit besteht aus mehreren Institutionen.
Koleksiyonun çoğu yapılan bağışlardan oluşmaktadır.Der Großteil dieser Sammlung besteht aus Ankäufen.
Seri 13 kitaptan oluşmaktadır.Der erste Band besteht aus dreizehn Büchern.
Temel olarak dört ana parçadan oluşmaktadır: Sıralı(ing.Sie weicht an vier Stellen vom Original ab (s. u.).
Kral kelebeklerinin aynı yıl içinde sadece dört nesli oluşmaktadır.Vier Kabinettsmitglieder schieden noch im selben Jahr aus der Regierung aus.
1332'de Bizans donanması 10 gemiden oluşmaktaydı.1910 kaufte die Osmanische Marine zwei der Schiffe.
Yeni Ahit metinleri Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde oluşmaya başladı.Die letzten erhaltenen älteren Tafeln gelangten in den Anfängen des Christentums erneut nach Indien.
UNPROFOR yaklaşık 39.000 personelden oluşmaktaydı.Bei seinem Amtsantritt hatte Acre rund 92.000 Einwohner.
1966'da çekilen bu görüntüler iki bölümden oluşmaktadır.1966 erschienen seine gesammelten Werke in zwei Bändern.
Bu etnik grupların büyük kısmı Almanlar, Slavlar ve Macarlar'dan oluşmaktaydı.Die große Zahl dieser Siedler bestand aus Deutschen und Slowaken.
Bayrak mavi, sarı ve yeşil renklerin 1:2:1 oranında dikey olarak konumlandırılmasından oluşmaktadır.Die livische Flagge besteht aus den Farben Grün, Weiß und Blau, welche im Verhältnis 2:1:2 stehen.
İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçeye bağlı; 113 mahalleden oluşmaktadır.Seit Gründung der Stadt haben Brücken eine besondere Bedeutung; heute gibt es 132.
Her halûkarda askeri bir centuria tarihi boyunca hiçbir zaman tam olarak yüz kişiden oluşmamıştır.Die Stärke der Truppe überschritt wohl nie 100 Mann.
Operasyon, birkaç daha küçük harekâttan oluşmaktadır.Weitere Werke One Small Step.
Albüm toplamda 11 şarkıdan oluşmakta ve 54 dakika 59 saniye sürmektedir.Es beinhaltet elf Stücke mit einer Gesamtspielzeit von 44 Minuten und 59 Sekunden.
Dört mahalleden oluşmaktadır.Er bestand aus vier Gemeinden:
Beyzbol sopası birkaç kısımdan oluşmaktadır.Das Baseball-Zentrum besteht aus zwei Stadien.
Hücre 3 kısımdan oluşmaktadır.Die TEM-Zelle besteht aus drei Teilen.
Yaklaşık 35 haneden oluşmaktadır.Sie stammen aus etwa 35 Nationen.
O zamanlar yerleşim iki mahalleden oluşmaktaydı.Ursprünglich bestand die Ansiedlung aus zwei Ortschaften.
Albüm şu parçalardan oluşmaktaydı : Here We Come Push Push Oh Baby!Stück in einem Akt („On purge bébé!“).
Bölgenin geri kalan kısımları alçak tepelerden oluşmaktadır.Der untere Teil des Berges besteht aus Sedimentgestein.
Altın ve Gümüş olmak üzere iki sınıftan oluşmaktadır.Die Verleihung erfolgt in zwei Klassen: Silber und Gold.
Köy 2 mahalleden oluşmakta olup, 1 camisi bulunmaktadır.Der Ort hat 2 Dienste und stellt 1 Wagen.
Elmas Sutra 32 bölümden oluşmaktadır.Das relativ lange Diamant-Sutra untergliedert sich in 32 Abschnitte.
Tapınağın üçte ikisi Kutsal Mekan'dan ve üçte biri Kutsalların Kutsalı'ndan oluşmaktaydı.Das Allerheiligste besetzte ein Drittel des gesamten Tempels und der heilige Ort zwei Drittel.
Yurtseven Kardeşler 5 öz kardeşten oluşmaktadır.Die Pfarren bilden fünf Pfarrverbände.
Bf kısaltması uçağı imal eden firma olan Bayerische Flugzeugwerke'nin baş harflerinden oluşmaktadır.Das „BFW“ im Kennzeichen des Flugzeugs bezieht sich auf das Herstellerunternehmen Bayerische Flugzeugwerke AG.
Yukarı oba, Orta oba, Aşağı oba ve Bekirli obalarından oluşmaktadır.Der obere und der mittlere Chor besteht jeweils aus zwei, der untere aus zwei oder drei Saiten.
Münih metrosu günümüzde sekiz hattan oluşmaktadır.Heute besteht ein Stadtbussystem mit acht Linien.
UNTAES yaklaşık 5,000 personelden oluşmaktaydı.Der NofU gehörten ungefähr 500 Personen an.
Kitap birbirinden bağımsız yirmi bölümden oluşmaktadır.Das Buch besteht aus mehreren, voneinander unabhängigen Teilen.
Dört dersten oluşmaktadır: Materyalist Dünya Anlayışı Nedir?In: Ders.: Stoffe der Weltliteratur.
Aşağı Çağlan, Alevi-Bektaşi inançlı topluluklardan oluşmaktadır.Schaukat gehörte der alawitischen Glaubensgemeinschaft an.
Avrupa'da, farklı grupların %1 ila %20'sinde bulaştırma oluşmaktadır.Der Anteil an anderen Nationen muss mindestens 20 Prozent betragen.
Ayaklı Kemane silindirik biçiminde bir gövde ile uzunca bir saptan oluşmaktadır.Die weibliche Stirn ist mit einem Fleck aus gelblichen Haaren bedeckt.
Kıvrıkkuyruklu keseligiller familyası altı cinse ayrılan 16 türden oluşmaktadır.Die Familie der Ringbeutler umfasst sechs Gattungen mit 20 Arten.
Kamuoyu da açık tartışmalarla oluşmaktadır.Die Entscheidungen werden in offenen Diskussionen gefällt.
Litvanya Silâhlı Kuvvetleri 2,400 sivil personel dahil, 15 bin etkin çalışandan oluşmaktadır.Insgesamt gehören der Bereitschaftspolizei 2400 Mitarbeiter an.
Bu yüzden büyük şehirlerde ilk gecekondu mahalleleri oluşmaya başladı.Vor allem in den Großstädten wurden die ersten Warenhäuser gegründet.
Herhangi bir zarar oluşması durumunda ise ortaklar payları oranında zarardan etkilenirler.Kommt keiner dieser Kostenträger in Frage, sind Betroffene gezwungen, die Leistungen selbst zu bezahlen.
Fakat Şemdinli ilçesine bağlı ve 14 haneden oluşmaktadır.Er verläuft gegen den Uhrzeigersinn und besteht aus 14 Kurven.
Şov, 197 bölümden oluşmaktadır.Der ÖAV ist in 197 Sektionen gegliedert.
Türkiye nüfusunun %2,5'i göçmenlerden oluşmaktadır.8,5 % der Bewohner gehen auf Einwanderer aus Frankreich zurück.
Açılan ateş sonucunda gemilerde bir hasar oluşmadığı gibi, can kaybı ve yaralanmada olmadı.Zum Zeitpunkt des Feuerausbruchs befand sich niemand an Bord, es gab keine Verletzten.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod