Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?Luister, leiders van Israël. U zou het verschil tussen recht en onrecht moeten kennen.
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?Og jeg sa: Hør, I Jakobs høvdinger og I dommere for Israels hus! Er det ikke eders sak å vite hvad rett er?
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?И сказал я: слушайте, главы Иакова и князья дома Израилева: не вам ли должно знать правду?
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?ואמר שמעו נא ראשי יעקב וקציני בית ישראל הלוא לכם לדעת את המשפט׃
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?وقلت اسمعوا يا رؤساء يعقوب وقضاة بيت اسرائيل. أليس لكم ان تعرفوا الحق.
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?我 說 、 雅 各 的 首 領 、 以 色 列 家 的 官 長 阿 、 你 們 要 聽 。 你 們 不 當 知 道 公 平 麼
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?我說 、 雅各 的 首領 、 以色列 家 的 官長阿 、 你 們要聽 。 你 們 不 當 知道 公平 麼
Demek artık kendi kuyun var, A.J.? Bilirsin, Harry, kendi işinde olmanın avantajları var.-Podnikáš na vlastní pěst, A.J.
Demek istediğim, konuşmak için tarafsız olmanıza gerek yok.Az én álláspontom az, hogy nem kell semlegesnek lenni a tárgyaláshoz.
Demek istediğim, konuşmak için tarafsız olmanıza gerek yok.Ce que je veux dire c'est que vous n'avez pas besoin d"être neutre pour dialoguer.
Demek istediğim, konuşmak için tarafsız olmanıza gerek yok.Ce vreau să spun este că nu trebuie să fi neutru ca să discuţi.
Demek istediğim, konuşmak için tarafsız olmanıza gerek yok.Il concetto è che non bisogna essere neutrali per parlare.
Demek istediğim, konuşmak için tarafsız olmanıza gerek yok.제말의 요지는 여러분이 대화를하기위해 중립적일 필요는 없다는 것입니다.
Demek istediğim, konuşmak için tarafsız olmanıza gerek yok.Mijn stelling is dat je niet neutraal hoeft te zijn om te praten.
Demek istediğim, konuşmak için tarafsız olmanıza gerek yok.No es necesario ser neutral para hablar.
Demek istediğim, konuşmak için tarafsız olmanıza gerek yok.O que quero dizer é que não é preciso ser-se neutro para falar.
Demek istediğim, konuşmak için tarafsız olmanıza gerek yok.Quan điểm của tôi là bạn không cần phải giữ thái độ trung lập khi nói chuyện.
Demek istediğim, konuşmak için tarafsız olmanıza gerek yok.Was ich meine, ist, man muss nicht neutral sein, um zu reden.
Demek istediğim, konuşmak için tarafsız olmanıza gerek yok.Zmierzam do tego, że nie trzeba być neutralnym, by rozmawiać.
Demek istediğim, konuşmak için tarafsız olmanıza gerek yok.Η γνώμη μου είναι ότι δεν χρειάζεται να είμαστε ουδέτεροι για να μιλήσουμε.
Demek istediğim, konuşmak için tarafsız olmanıza gerek yok.Моето мнение е, че не е необходимо да си неутрален, за да разговаряш.
Demek istediğim, konuşmak için tarafsız olmanıza gerek yok.Я считаю — не обязательно быть нейтральным, чтобы разговаривать.
Demek istediğim, konuşmak için tarafsız olmanıza gerek yok.הנקודה שלי שאין צורך להיות ניטראלי בכדי לדבר.
Demek istediğim, konuşmak için tarafsız olmanıza gerek yok.نقطتي هي انه لا يجب عليك ان تكون محايدا للتحدث
Demek istediğim, konuşmak için tarafsız olmanıza gerek yok.相手と同じテーブルについたとき
Demek istediğim, öncelikle bir sorununuz olduğunun farkında olmanız gerekiyor.Bo najpierw trzeba zdać sobie sprawę, że mamy problem.
Demek istediğim, öncelikle bir sorununuz olduğunun farkında olmanız gerekiyor.Ensiksi on tunnistettava ongelma.
Demek istediğim, öncelikle bir sorununuz olduğunun farkında olmanız gerekiyor.Ezt úgy értem, hogy először azt kell tudni, hogy létezik egy probléma.
Demek istediğim, öncelikle bir sorununuz olduğunun farkında olmanız gerekiyor.Jag menar, först måste man känna till att vi har ett problem.
Demek istediğim, öncelikle bir sorununuz olduğunun farkında olmanız gerekiyor.Je veux dire que d'abord nous devons reconnaître qu'il y a un problème.
Demek istediğim, öncelikle bir sorununuz olduğunun farkında olmanız gerekiyor.즉, 우리에게 문제가 있다는 것을 깨달아야 한다는 것입니다.
Demek istediğim, öncelikle bir sorununuz olduğunun farkında olmanız gerekiyor.Maksud saya, awalnya kita harus sadar bahwa kita mempunyai masalah.
Demek istediğim, öncelikle bir sorununuz olduğunun farkında olmanız gerekiyor.Man muss zunächst erkennen, dass man ein Problem hat.
Demek istediğim, öncelikle bir sorununuz olduğunun farkında olmanız gerekiyor.Mislim, najprej moramo razumeti, da imamo problem.
Demek istediğim, öncelikle bir sorununuz olduğunun farkında olmanız gerekiyor.Perché, prima bisogna riconoscere di avere un problema.
Demek istediğim, öncelikle bir sorununuz olduğunun farkında olmanız gerekiyor.Quero dizer, primeiro temos de saber que temos um problema.
Demek istediğim, öncelikle bir sorununuz olduğunun farkında olmanız gerekiyor.Quiero decir, primero tienes que reconocer que tienes un problema.
Demek istediğim, öncelikle bir sorununuz olduğunun farkında olmanız gerekiyor.V prvom rade si musíte uvedomiť, že máte problém.
Demek istediğim, öncelikle bir sorununuz olduğunun farkında olmanız gerekiyor.Vreau să spun, în primul rând trebuie să ştii că ai o problemă.
Demek istediğim, öncelikle bir sorununuz olduğunun farkında olmanız gerekiyor.Wat ik bedoel, is dat je eerst moet weten dat je een probleem hebt.
Demek istediğim, öncelikle bir sorununuz olduğunun farkında olmanız gerekiyor.Ý tôi là, đầu tiên bạn phải biết là bạn đang có một vấn đề.
Demek istediğim, öncelikle bir sorununuz olduğunun farkında olmanız gerekiyor.Εννοώ, πρώτα πρέπει να συνειδητοποιήσουμε ότι υπάρχει πρόβλημα.
Demek istediğim, öncelikle bir sorununuz olduğunun farkında olmanız gerekiyor.Първо трябва да осъзнаеш, че имаш проблем.
Demek istediğim, öncelikle bir sorununuz olduğunun farkında olmanız gerekiyor.Т.е. вначале нам нужно понять, что у нас есть проблема.
Demek istediğim, öncelikle bir sorununuz olduğunun farkında olmanız gerekiyor.אני מתכוונת, קודם כל אתה צריך להכיר בזה שיש לך בעיה.
Demek istediğim, öncelikle bir sorununuz olduğunun farkında olmanız gerekiyor.أعني، يجب عليك أولاً فهم أن لدينا مشكلة.
Demek istediğim, öncelikle bir sorununuz olduğunun farkında olmanız gerekiyor.そして今 幸いなことに
Deneyimli olmanız ve bu tür birşeyi daha önce yapmış olmanız yardımcı olur.Ayuda que tengan experiencia,
Deneyimli olmanız ve bu tür birşeyi daha önce yapmış olmanız yardımcı olur.Ça aide si vous avez déjà une expérience et si vous avez déjà fait ce genre de choses avant.
Deneyimli olmanız ve bu tür birşeyi daha önce yapmış olmanız yardımcı olur.Dobrze jeśli masz już jakieś doświadczenie. i już coś takiego robiłeś.
Deneyimli olmanız ve bu tür birşeyi daha önce yapmış olmanız yardımcı olur.Es ist hilfreich, dass Sie Erfahrung haben, dass Sie soetwas schonmal gemacht haben.
Deneyimli olmanız ve bu tür birşeyi daha önce yapmış olmanız yardımcı olur.Este util c-aveți experiență și ați făcut ceva similar înainte.
Deneyimli olmanız ve bu tür birşeyi daha önce yapmış olmanız yardımcı olur.Het helpt als je ervaring hebt.
Deneyimli olmanız ve bu tür birşeyi daha önce yapmış olmanız yardımcı olur.당신이 해당 분야에 경험이 있다는 것은 큰 도움이 됩니다.
Deneyimli olmanız ve bu tür birşeyi daha önce yapmış olmanız yardımcı olur.Nếu bạn đã kinh nghiệm thì rất có ích Bạn đã từng làm những việc này trước đây.
Deneyimli olmanız ve bu tür birşeyi daha önce yapmış olmanız yardımcı olur.Vantare esperienze passate aiuta.
Deneyimli olmanız ve bu tür birşeyi daha önce yapmış olmanız yardımcı olur.Много помага ако имате вече опит и ако сте правили това нещо и преди.
Deneyimli olmanız ve bu tür birşeyi daha önce yapmış olmanız yardımcı olur.זה עוזר שיש לך נסיון וכבר עשית דבר כזה בעבר
Deneyimli olmanız ve bu tür birşeyi daha önce yapmış olmanız yardımcı olur.من المفيد كونك صاحب تجربة وقد قمت بمثل هذا العمل في الماضي.
Deneyimli olmanız ve bu tür birşeyi daha önce yapmış olmanız yardımcı olur.やったというのは 役に立ちます 次に市場を知りたい -- 市場規模です