Çünkü otistik olmanın bir yönü bu, piyesler gibi sosyal seyleri öğrenmek zorundaydımلأن الأمر المتعلق بكونك متوحد هو , توجّب عليّ أن أتعلم مهارات إجتماعية مثل المشاركة في اللعب.
Çünkü otistik olmanın bir yönü bu, piyesler gibi sosyal seyleri öğrenmek zorundaydım芝居を演じるように 社会性を身につけるからです 学ぶほかないんですね
Çünkü sizin uykunuzu ölçmenize yardımcı olmanın yanında diğerlerine de uyanık olduğunuzu belli ediyor.왜냐하면 이건 여러분이 수면을 측정하는데만 도움을 주는게 아니라 다른 사람들에게 당신이 깨어있다는걸 말해주기도 한다는 거죠.
Çünkü sizin uykunuzu ölçmenize yardımcı olmanın yanında diğerlerine de uyanık olduğunuzu belli ediyor.Mert nem csak pusztán számokban fejezi ki, hogy hogyan alszol, de elárulja másoknak, ha ébren vagy.
Çünkü sizin uykunuzu ölçmenize yardımcı olmanın yanında diğerlerine de uyanık olduğunuzu belli ediyor.Pentru că nu te ajută numai la calificarea somnului, dar le şi spune celorlalţi că te-ai trezit.
Çünkü sizin uykunuzu ölçmenize yardımcı olmanın yanında diğerlerine de uyanık olduğunuzu belli ediyor.Ponieważ nie tylko pomaga określić ilościowo własny sen, ale również informuje innych, że już nie śpisz.
Çünkü sizin uykunuzu ölçmenize yardımcı olmanın yanında diğerlerine de uyanık olduğunuzu belli ediyor.Porque no sólo le ayuda a cuantificar su sueño, sino que le dice a otros que usted está despierto.
Çünkü sizin uykunuzu ölçmenize yardımcı olmanın yanında diğerlerine de uyanık olduğunuzu belli ediyor.Questo vi aiuta non solo a quantificare il vostro sonno, ma dice anche agli altri che siete svegli.
Çünkü sizin uykunuzu ölçmenize yardımcı olmanın yanında diğerlerine de uyanık olduğunuzu belli ediyor.Защото не само ти помага в това да определяш съня си количествено, но също и казва на другите, че ти си буден.
Çünkü sizin uykunuzu ölçmenize yardımcı olmanın yanında diğerlerine de uyanık olduğunuzu belli ediyor.כי זה לא רק עוזר לכמת את השינה שלכם, אלא גם אומר לאחרים שאתם ערים.
Çünkü sizin uykunuzu ölçmenize yardımcı olmanın yanında diğerlerine de uyanık olduğunuzu belli ediyor.لأنه لا يقتصر على مساعدتك لقياس نومك، و لكن أيضا يخبر الآخرين أنّك مستيقظ.
Çünkü sizin uykunuzu ölçmenize yardımcı olmanın yanında diğerlerine de uyanık olduğunuzu belli ediyor.睡眠を定量化してくれるだけではなく 起きていることを他の人に知らせてもくれるのです 妻が現れて
Daha da kötüsü, iyi bir vatandaş olmanın daha çok tüketmek demek olduğunu aşılamaya çalışıyor.Ami még rosszabb: azt tanítja, hogy a több fogyasztás a jó állampolgári viselkedés jutalma.
Daha da kötüsü, iyi bir vatandaş olmanın daha çok tüketmek demek olduğunu aşılamaya çalışıyor.Erger nog, het leert dat meer consumptie de juiste beloning is voor een goede burger.
Daha da kötüsü, iyi bir vatandaş olmanın daha çok tüketmek demek olduğunu aşılamaya çalışıyor.Même pire, Elle enseigne qu'un bon citoyen est récompensé par plus de consommation
Daha da kötüsü, iyi bir vatandaş olmanın daha çok tüketmek demek olduğunu aşılamaya çalışıyor.Schlimmer noch man lernt, dass mehr Konsum einen guten Bürger ausmacht.
Daha da kötüsü, iyi bir vatandaş olmanın daha çok tüketmek demek olduğunu aşılamaya çalışıyor.И даже хуже, учит что больше потреблять это значит быть хорошим гражданином.
Daha da kötüsü, iyi bir vatandaş olmanın daha çok tüketmek demek olduğunu aşılamaya çalışıyor.والأسوأ، أنه يعلم أن الاستهلاك الأكثر هو التعبير الأمثل للمواطن الصالح.
Dayanma gücü de, hiçbir eksiği olmayan, olgun, yetkin kişiler olmanız için tam bir etkinliğe erişsin.A kitartásban pedig tökéletes cselekedet legyen, hogy tökéletesek és épek legyetek minden fogyatkozás nélkül.
Dayanma gücü de, hiçbir eksiği olmayan, olgun, yetkin kişiler olmanız için tam bir etkinliğe erişsin.A trpezlivosť nech má dokonalý skutok, aby ste boli dokonalí a celí, nemajúci v ničom nedostatku.
Dayanma gücü de, hiçbir eksiği olmayan, olgun, yetkin kişiler olmanız için tam bir etkinliğe erişsin.Die Geduld aber soll festbleiben bis ans Ende, auf daß ihr seid vollkommen und ganz und keinen Mangel habet.
Dayanma gücü de, hiçbir eksiği olmayan, olgun, yetkin kişiler olmanız için tam bir etkinliğe erişsin.E la pazienza completi l'opera sua in voi, perché siate perfetti e integri, senza mancare di nulla
Dayanma gücü de, hiçbir eksiği olmayan, olgun, yetkin kişiler olmanız için tam bir etkinliğe erişsin.인내를 온전히 이루라 이는 너희로 온전하고 구비하여 조금도 부족함이 없게 하려 함이라
Dayanma gücü de, hiçbir eksiği olmayan, olgun, yetkin kişiler olmanız için tam bir etkinliğe erişsin.men tålmodigheten må føre til fullkommen gjerning, forat I kan være fullkomne og hele og ikke mangle noget.
Dayanma gücü de, hiçbir eksiği olmayan, olgun, yetkin kişiler olmanız için tam bir etkinliğe erişsin.Pero que la paciencia tenga su obra completa para que seáis completos y cabales, no quedando atrás en nada
Dayanma gücü de, hiçbir eksiği olmayan, olgun, yetkin kişiler olmanız için tam bir etkinliğe erişsin.Stanovitnost pa imej za delo popolno, da bodete popolni in dovršeni, v ničemer pogrešni.
Dayanma gücü de, hiçbir eksiği olmayan, olgun, yetkin kişiler olmanız için tam bir etkinliğe erişsin.Trpělivost pak ať má dokonalý skutek, abyste byli dokonalí a celí, v ničemž nemajíce nedostatku.
Dayanma gücü de, hiçbir eksiği olmayan, olgun, yetkin kişiler olmanız için tam bir etkinliğe erişsin.Η δε υπομονη ας εχη εργον τελειον, δια να ησθε τελειοι και ολοκληροι, μη οντες εις μηδεν ελλιπεις.
Dayanma gücü de, hiçbir eksiği olmayan, olgun, yetkin kişiler olmanız için tam bir etkinliğe erişsin.терпіннє ж нехай мав звершене діло, щоб ви були звершені і повні, нї в чому не маючи недостатку.
Dayanma gücü de, hiçbir eksiği olmayan, olgun, yetkin kişiler olmanız için tam bir etkinliğe erişsin.והסבלנות שלמה תהיה בפעלה להיותכם שלמים ותמימים ולא תחסרו כל דבר׃
Dayanma gücü de, hiçbir eksiği olmayan, olgun, yetkin kişiler olmanız için tam bir etkinliğe erişsin.واما الصبر فليكن له عمل تام لكي تكونوا تامّين وكاملين غير ناقصين في شيء.
Dayanma gücü de, hiçbir eksiği olmayan, olgun, yetkin kişiler olmanız için tam bir etkinliğe erişsin.但 忍 耐 也 當 成 功 、 使 你 們 成 全 完 備 、 毫 無 缺 欠
Dayanma gücü de, hiçbir eksiği olmayan, olgun, yetkin kişiler olmanız için tam bir etkinliğe erişsin.但 忍耐 也 當 成功 、 使 你 們成全 完備 、 毫無 缺欠
Dedi ki, "Dünya'daki yaşam sürekli artmakta olan bir felaket riskiyle yok olmanın eşiğinde."A vida na Terra corre um risco cada vez maior de ser extinta por um desastre.
Dedi ki, "Dünya'daki yaşam sürekli artmakta olan bir felaket riskiyle yok olmanın eşiğinde.Azt mondta: "Egyre növekszik a veszélye annak, hogy egy katasztrófa eltörli az Életet a Földön...
Dedi ki, "Dünya'daki yaşam sürekli artmakta olan bir felaket riskiyle yok olmanın eşiğinde.Dia berkata, "Resiko kehidupan di Bumi akan terhapuskan oleh bencana semakin meningkat ...
Dedi ki, "Dünya'daki yaşam sürekli artmakta olan bir felaket riskiyle yok olmanın eşiğinde.Han sa, "Att leva på jorden är en ständigt ökande risk för att utplånas av en katastrof ...
Dedi ki, "Dünya'daki yaşam sürekli artmakta olan bir felaket riskiyle yok olmanın eşiğinde.그가 말하길, "지구에서의 삶은 재앙으로 인해 휩쓸려 가버릴 위험이 항상 증가하는 상태에 있다.
Dedi ki, "Dünya'daki yaşam sürekli artmakta olan bir felaket riskiyle yok olmanın eşiğinde."La vida en la tierra sufre un riesgo cada vez mayor de ser eliminada por un desastre...
Dedi ki, "Dünya'daki yaşam sürekli artmakta olan bir felaket riskiyle yok olmanın eşiğinde."La vie sur Terre risque de plus en plus d'être anéantie par un désastre...
Dedi ki, "Dünya'daki yaşam sürekli artmakta olan bir felaket riskiyle yok olmanın eşiğinde."La vita sulla Terra corre un crescente rischio di essere spazzata via da un disastro...
Dedi ki, "Dünya'daki yaşam sürekli artmakta olan bir felaket riskiyle yok olmanın eşiğinde.Ông nói, "Cuộc sống trên Trái Đất đang ngày càng nguy hiểm bởi thiên tai hoành hành...
Dedi ki, "Dünya'daki yaşam sürekli artmakta olan bir felaket riskiyle yok olmanın eşiğinde.Powiedział: "Życie na Ziemi jest stale zagrożone wyginięciem. Powiedział:
Dedi ki, "Dünya'daki yaşam sürekli artmakta olan bir felaket riskiyle yok olmanın eşiğinde."Viaţa pe Pǎmânt este din ce în ce mai periclitatǎ" de un dezastru ce o poate distruge...
Dedi ki, "Dünya'daki yaşam sürekli artmakta olan bir felaket riskiyle yok olmanın eşiğinde."Život na Zemi je ve stále větším nebezpečí, že bude smeten pohromou...
Dedi ki, "Dünya'daki yaşam sürekli artmakta olan bir felaket riskiyle yok olmanın eşiğinde."Η ζωή στη Γη διατρέχει διαρκώς αυξανόμενο κίνδυνο να αφανιστεί λόγω κάποιας καταστροφής...
Dedi ki, "Dünya'daki yaşam sürekli artmakta olan bir felaket riskiyle yok olmanın eşiğinde."Життю на Землі загрожує все наростаючий ризик знищення стихійним лихом ...
Dedi ki, "Dünya'daki yaşam sürekli artmakta olan bir felaket riskiyle yok olmanın eşiğinde.Он сказал, "Жизни на Земле грозит все нарастающий риск уничтожения бедствием...
Dedi ki, "Dünya'daki yaşam sürekli artmakta olan bir felaket riskiyle yok olmanın eşiğinde.Той каза, "Животът на Земята е непрекъснато повишаващ се риск, да бъдеш унищожен от някакво бедствие ...
Dedi ki, "Dünya'daki yaşam sürekli artmakta olan bir felaket riskiyle yok olmanın eşiğinde.הוא אמר, "החיים על כדור הארץ נמצאים בסכנה מתמדת של השמדה בשל אסון...
Dedi ki, "Dünya'daki yaşam sürekli artmakta olan bir felaket riskiyle yok olmanın eşiğinde.قال "ان الحياة في الأرض في خطر متزايد مهددة بالمحو بفعل الكوارث...
Dedi ki, "Dünya'daki yaşam sürekli artmakta olan bir felaket riskiyle yok olmanın eşiğinde.確率がどんどん増えている 私は、人類は宇宙へ行く以外には未来がないと思っている
Dedi ki: "John, iyi bir çoban olmanı istiyorum.Mi-a zis, "John, vreau să devii un bun păstor.
Dedi ki: "John, iyi bir çoban olmanı istiyorum.Και μου είπε, "Τζον, θέλω να γίνεις καλός βοσκός.
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?Da sagde jeg: Hør dog, I Jakobs Høvdinger, I Dommere af Israels Hus!. Kan Kendskab til Ret ej ventes af eder,
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?Dengarlah, hai kamu penguasa-penguasa Israel! Seharusnya kamu tahu apa yang adil
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?In rekel sem: Čujte, prosim, glave Jakobove in knezi hiše Izraelove! Ni li vam dolžnost, da znate pravico?
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?Ja minä sanoin: Kuulkaa, Jaakobin päämiehet ja Israelin heimon ruhtinaat! Eikö teidän tulisi tuntea oikeus,
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?Je dis: Écoutez, chefs de Jacob, Et princes de la maison d`Israël! N`est-ce pas à vous à connaître la justice?
Dedim ki, ‹‹Ey Yakupoğullarının önderleri, İsrail halkının yöneticileri, Dinleyin! Adil olmanız gerekmez mi?내가 또 이르노니 야곱의 두령들과 이스라엘 족속의 치리자들아 청컨대 들으라 공의는 너희의 알 것이 아니냐