Beyin hakkında konuştuğumuzda, tek boyutlu ya da basit ya da indirgemeci olmanın tam tersini yapıyoruz.של מהו דיכאון או סכיזופרניה. כאשר אנחנו מדברים על המוח,זה כל דבר לבד מחד ממדי או פשטני או מצמצם.
Beyin hakkında konuştuğumuzda, tek boyutlu ya da basit ya da indirgemeci olmanın tam tersini yapıyoruz.عندما نتحدث عن الدماغ، إنه أي شيء لكن أحادي أو مبسط أو إختزالي.
Beyin hakkında konuştuğumuzda, tek boyutlu ya da basit ya da indirgemeci olmanın tam tersini yapıyoruz.単純な 還元主義的な話でもありません もちろん 話の規模や
Beyin hakkında konuştuğumuzda, tek boyutlu ya da basit ya da indirgemeci olmanın tam tersini yapıyoruz.當我哋講到大腦嘅時候 佢絕對唔係乜嘢單維度 簡單嘅嘢或者還原論
Bildiğim tek şey, kullanılmaz olmanın verdiği his.E tudo o que sei foi o que senti ao ser o homem posto fora do trabalho
Bildiğim tek şey, kullanılmaz olmanın verdiği his.Ich kann nur sagen, wie es sich anfühlte, auf dem Abstellgleis zu landen.
Bildiğim tek şey, kullanılmaz olmanın verdiği his.Ik weet alleen hoe het voelde om zonder werk te vallen.
Bildiğim tek şey, kullanılmaz olmanın verdiği his.Jeg ved kun hvordan det føltes at være fyren der bliver gjort arbejdsløs.
Bildiğim tek şey, kullanılmaz olmanın verdiği his.저는 일자리를 빼았기는 사람들이 어떻게 느끼는지를 알아요.
Bildiğim tek şey, kullanılmaz olmanın verdiği his.Lo único que sé es como me sentí como el tipo que perdió su empleo.
Bildiğim tek şey, kullanılmaz olmanın verdiği his.Quello che so è come ci si sente a essere il tizio buttato fuori dal lavoro.
Bildiğim tek şey, kullanılmaz olmanın verdiği his.Tot ce știu eu e cum m-am simțit ca un tip rămas fără slujbă.
Bildiğim tek şey, kullanılmaz olmanın verdiği his.Tout ce que je sais c'est ce que l'on ressent quand on se retrouve sans travail.
Bildiğim tek şey, kullanılmaz olmanın verdiği his.Vím jenom, jaké to bylo přijít o práci.
Bildiğim tek şey, kullanılmaz olmanın verdiği his.Wiem tylko, jak to jest stracić pracę.
Bildiğim tek şey, kullanılmaz olmanın verdiği his.Το μόνο που ξέρω είναι πώς αισθάνθηκα ως ο τύπος που χάνει τη δουλειά του.
Bildiğim tek şey, kullanılmaz olmanın verdiği his.Всё, что я знаю — это каково чувствовать себя парнем, которого выставили с работы.
Bildiğim tek şey, kullanılmaz olmanın verdiği his.Но знам как се чувства човек, който е без работа.
Bildiğim tek şey, kullanılmaz olmanın verdiği his.כל שאני יודע הוא איך הרגשתי להיות הבחור שפוטר מעבודתו.
Bildiğim tek şey, kullanılmaz olmanın verdiği his.كل ما أعرفه كيف هو شعور الرجل المفصول عن العمل.
Bildiğim tek şey, kullanılmaz olmanın verdiği his.本当にがっかりだし 最悪の気分です
Bilgi ve becerilerinizi saptamış olmanızın iş ararken faydası olur.Il est utile d’identifier ses compétences personnelles pour demander un emploi.
Bilgi ve becerilerinizi saptamış olmanızın iş ararken faydası olur.Oman osaamisen tunnistamisesta on hyötyä työnhaussa.
Bilgi ve becerilerinizi saptamış olmanızın iş ararken faydası olur.Ser consciente de las propias capacidades es una ventaja a la hora de buscar trabajo.
Bilgi ve becerilerinizi saptamış olmanızın iş ararken faydası olur.Оценка собственных навыков и умений очень важна при поиске работы.
Bilgi ve becerilerinizi saptamış olmanızın iş ararken faydası olur.معرفة المهارات الخاصّة مفيدة عند البحث عن عمل.
Bilirsin, Harry, kendi işinde olmanın avantajları var.A lucra pe cont propriu îşi are avantajele sale.
Bilirsin, Harry, kendi işinde olmanın avantajları var.A saját biznisznek is megvan az előnye!
Bilirsin, Harry, kendi işinde olmanın avantajları var.Att vara sin egen har vissa fördelar.
Bilirsin, Harry, kendi işinde olmanın avantajları var.At være selvstændig har visse fordele.
Bilirsin, Harry, kendi işinde olmanın avantajları var.Bekerja sendiri ada keuntungannya.
Bilirsin, Harry, kendi işinde olmanın avantajları var.Eigen baas zijn heeft z'n voordelen.
Bilirsin, Harry, kendi işinde olmanın avantajları var.Essere il capo ha i suoi vantaggi.
Bilirsin, Harry, kendi işinde olmanın avantajları var.Être son propre patron, ça a ses avantages.
Bilirsin, Harry, kendi işinde olmanın avantajları var. İstediğim kadar çalışıyorum.?מקס, מותק, מה קורה
Bilirsin, Harry, kendi işinde olmanın avantajları var.Posiadanie własnej firmy ma swoje zalety. Sam ustalam sobie godziny.
Bilirsin, Harry, kendi işinde olmanın avantajları var.Ra làm ăn độc lập cũng có những ưu điểm...
Bilirsin, Harry, kendi işinde olmanın avantajları var.Svoj posel ima prednosti.
Bilirsin, Harry, kendi işinde olmanın avantajları var.Tener tu propio negocio tiene sus ventajas.
Bilirsin, Harry, kendi işinde olmanın avantajları var.Trabalhar por conta própria tem as suas vantagens.
Bilirsin, Harry, kendi işinde olmanın avantajları var.Wenn man sein eigener Boß ist, das hat Vorteile.
Bilirsin, Harry, kendi işinde olmanın avantajları var.Yksityisyrittäjyydessä on etunsa.
Bilirsin, Harry, kendi işinde olmanın avantajları var.Η δική σου επιχείρηση έχει τα πλεονεκτήματά της.
Bilirsin, Harry, kendi işinde olmanın avantajları var.Има си предимства да си собственик.
Bilirsin, Harry, kendi işinde olmanın avantajları var.Има си предимства да си собственик.
Bilirsin, Harry, kendi işinde olmanın avantajları var.حسناً والعمل لحسابك الخاص له مميزات عديدة
Bilirsiniz, size söylemeliyim, profesör olmanın en büyük getirilerinden biri:Jeg bliver nødt til at fortælle jer om en af de største fordele ved at være en professor:
Bilirsiniz, size söylemeliyim, profesör olmanın en büyük getirilerinden biri:아 그런데 이건 말씀드려야하겠네요, 교수가 되서 좋은 것 중에 하나는,
Bilirsiniz, size söylemeliyim, profesör olmanın en büyük getirilerinden biri:Musím vám něco říci. Jedním z největších benefitů toho, že jste lektor, jsou barevné křídy.
Bilirsiniz, size söylemeliyim, profesör olmanın en büyük getirilerinden biri: Renkli tebeşir.Anda tahu, Saya harus memberitahu Anda, salah satu manfaat terbesar menjadi seorang profesor: kapur berwarna.
Bilirsiniz, size söylemeliyim, profesör olmanın en büyük getirilerinden biri: Renkli tebeşir.Een van de grootste voordelen van een hoogleraarschap: kleurkrijt.
Bilirsiniz, size söylemeliyim, profesör olmanın en büyük getirilerinden biri: Renkli tebeşir.El kell mondanom önöknek, hogy egyik legnagyobb előnye annak, hogy professzor vagyok, az a színes kréta.
Bilirsiniz, size söylemeliyim, profesör olmanın en büyük getirilerinden biri: Renkli tebeşir.Ich muss Ihnen sagen, einer, der größten Vorzüge als Professor ist: farbige Kreide.
Bilirsiniz, size söylemeliyim, profesör olmanın en büyük getirilerinden biri: Renkli tebeşir.Och ni vet, jag måste berätta: en av de största fördelarna med att vara professor: färgade kritor.
Bilirsiniz, size söylemeliyim, profesör olmanın en büyük getirilerinden biri: Renkli tebeşir.Sabem, tenho que vos contar, um dos maiores benefícios de ser professor: giz colorido.
Bilirsiniz, size söylemeliyim, profesör olmanın en büyük getirilerinden biri: Renkli tebeşir.Saben, tengo que decírselos, uno de los mayores beneficios de ser un profesor: tizas de colores.
Bilirsiniz, size söylemeliyim, profesör olmanın en büyük getirilerinden biri: Renkli tebeşir.Sapete, devo dirvelo, uno dei più grandi vantaggi dell'essere un professore: gessetti colorati.
Bilirsiniz, size söylemeliyim, profesör olmanın en büyük getirilerinden biri: Renkli tebeşir.Tôi muốn nói cho các bạn biết, một trong những lợi ích lớn nhất của việc làm giáo sư: phấn màu.
Bilirsiniz, size söylemeliyim, profesör olmanın en büyük getirilerinden biri: Renkli tebeşir.Trebuie să vă spun unul din cele mai mari beneficii ale profesoratului: creta colorată.
Bilirsiniz, size söylemeliyim, profesör olmanın en büyük getirilerinden biri: Renkli tebeşir.Viete, musím vám povedať, jedna z najväčších výhod toho, že ste profesor, je: farebná krieda.