Artık şarkılarımdan çıkıp... ...hayatımın başrolü olmanı istiyorum.Ora, vieni fuori da quelle canzoni, e diventa la protagonista della mia vita.
Artık şarkılarımdan çıkıp... ...hayatımın başrolü olmanı istiyorum.Sors de mes chansons maintenant, et deviens l'héroïne de ma vie.
Artık şarkılarımdan çıkıp... ...hayatımın başrolü olmanı istiyorum.Từ bây giờ, xin em hãy ra khỏi ca khúc của anh, và em hãy làm nhân vật chính trong cuộc đời anh nhé!
Artık şarkılarımdan çıkıp... ...hayatımın başrolü olmanı istiyorum.من الآن وصاعداً,أخرجى من أغنيتى وكونى شخصية أساسية فى حياتى
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.Be', io dico sempre che è importante essere bravi, ma ogni tanto è bello essere fortunati.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.Ich sage immer, es ist wichtig, intelligent zu sein, aber hin und wieder ist es auch gut, Glück zu haben.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.Ik zeg altijd dat het belangrijk is om slim te zijn, maar af en toe is het goed om geluk te hebben.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.Inteligencja jest ważna, ale czasami przydaje się szczęście.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.Întotdeauna am spus că este important să fii isteţ, dar din când în când e bine să fii şi norocos.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.제가 늘 하는 말이지만, 똑똑한 것이 중요해도 때때로 운이 좋은 것도 좋습니다.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.Mindig azt mondom, hogy nem rossz, ha okosak vagyunk, de néha nem árt egy kis szerencse sem.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.Vâng, tôi luôn cho rằng quan trọng nhất là bạn phải thông minh, nhưng đôi khi may mắn cũng là điều hay.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.Vždycky říkávám, že je důležité být chytrý, ale občas se hodí mít i štěstí.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.Е, аз винаги казвам, че е важно да си умен, но от време на време е хубаво и да си късметлия.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.Я всегда говорю, важно быть умным, но в какой-то момент хорошо оказаться удачливым.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.אני תמיד אומר שחשוב להיות חכם, אבל מידי פעם טוב שיש מזל.
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.حسنا، أنا دائماً أقول أنه من المهم أن تكون ذكياً و لكن من المفيد من وقت لآخر أن تكون محظوظاً أيضاً
Aslında, akıllı olmanın her zaman önemli olduğunu söylerim, ama arada bir de şanslı olmak güzel.時にはツキも味方します まさにツキがありました 火星では時折
Aslında, belki, duygular bireysel var olmanın ötesinde, kollektif olarak vardırlar.Alebo sa na všetky pocity treba pozerať kolektívne, a nie na každý z nich jednotlivo.
Aslında, belki, duygular bireysel var olmanın ötesinde, kollektif olarak vardırlar.A może, emocje istnieją zbiorowo a nie tylko indywidualnie ?
Aslında, belki, duygular bireysel var olmanın ötesinde, kollektif olarak vardırlar.Có thể trong thực tế cảm xúc tồn tại theo đám đông chứ không chỉ theo cá nhân.
Aslında, belki, duygular bireysel var olmanın ötesinde, kollektif olarak vardırlar.Forse le emozioni hanno un'esistenza collettiva, e non solo personale.
Aslında, belki, duygular bireysel var olmanın ötesinde, kollektif olarak vardırlar.어쩌면 사실, 감정이라는 것이 애초에 집합적 차원으로도 존재하여 그저 개인적 차원으로만 존재하는 것이 아닐 수도 있습니다.
Aslında, belki, duygular bireysel var olmanın ötesinde, kollektif olarak vardırlar.Lehet, hogy az érzelmeknek kollektív létformájuk is van, nem csak egyéni létük.
Aslında, belki, duygular bireysel var olmanın ötesinde, kollektif olarak vardırlar.Måske har følelser faktisk en kollektiv eksistens, ikke kun en individuel eksistens.
Aslında, belki, duygular bireysel var olmanın ötesinde, kollektif olarak vardırlar.Misschien hebben emoties eigenlijk een collectief bestaan, niet enkel een individueel bestaan.
Aslında, belki, duygular bireysel var olmanın ötesinde, kollektif olarak vardırlar.Möglicherweise haben Emotionen tatsächlich eine kollektive Existenz, nicht nur eine individuelle Existenz.
Aslında, belki, duygular bireysel var olmanın ötesinde, kollektif olarak vardırlar.Mungkin, sebenarnya, emosi memiliki keberadaan yang kolektif, tidak hanya keberadaan secara individu.
Aslında, belki, duygular bireysel var olmanın ötesinde, kollektif olarak vardırlar.Poate, de fapt, emoțiile au o existență colectivă, nu doar una individuală.
Aslında, belki, duygular bireysel var olmanın ötesinde, kollektif olarak vardırlar.Quizá, de hecho, las emociones tienen una existencia colectiva y no sólo una existencia individual.
Aslında, belki, duygular bireysel var olmanın ötesinde, kollektif olarak vardırlar.Talvez, de facto, as emoções tenham uma existência colectiva, não apenas uma existência individual.
Aslında, belki, duygular bireysel var olmanın ötesinde, kollektif olarak vardırlar.Μπορει, στην πραξη, τα συναισθηματα να διαθετουν μια συλλογικη νοημοσυνη κι οχι απλα μια ατομικη υπαρξη.
Aslında, belki, duygular bireysel var olmanın ötesinde, kollektif olarak vardırlar.Быть может, эмоции существуют в коллективной форме, а не только в индивидуальной.
Aslında, belki, duygular bireysel var olmanın ötesinde, kollektif olarak vardırlar.Може би всъщност емоциите имат колективно съществуване, а не само индивидуално съществуване.
Aslında, belki, duygular bireysel var olmanın ötesinde, kollektif olarak vardırlar.אולי יש סוג של מהומה "מתחת לפני השטח" שמלווה אותנו כל הזמן.
Aslında, belki, duygular bireysel var olmanın ötesinde, kollektif olarak vardırlar.ربما، في الواقع، للمشاعر تواجد جماعي، ليس فقط تواجد منفرد.
Aslında, belki, duygular bireysel var olmanın ötesinde, kollektif olarak vardırlar.個人的な存在だけではないかもしれません この現象を研究するために作った最初のイメージのひとつがこれです
Aslında bunlardan altı tane var. Geçmiş merkezli olmanın iki yolu var.실제로 여섯 가지가 있습니다. 현재 지향성에는 두 가지가 있습니다.
Aslında bunlardan altı tane var. Geçmiş merkezli olmanın iki yolu var.ובכן, יש בעצם 6 פרספקטיבות. יש 2 דרכים להיות מוכוון-הווה.
Aslında bunlardan altı tane var. Geçmiş merkezli olmanın iki yolu var.حسناً هناك في حقيقة الأمر ستة منها، هناك نوعان من التركيز علي الحاضر.
Aslında bunlardan altı tane var. Geçmiş merkezli olmanın iki yolu var.過去志向にも二つ、未来志向にも二つです
Aslında burada konuştumuz konu, avangard bir sanatçı olmanın ne anlama geldiği.Myslím, že jistým způsobem to, o čem tady skutečně mluvíme je:
Aslında burada konuştumuz konu, avangard bir sanatçı olmanın ne anlama geldiği."Plateau de Repas le Samedi" ou quelque chose était ce qu'il l'a appelé.
Aslında burada konuştumuz konu, avangard bir sanatçı olmanın ne anlama geldiği.¿Qué significa ser un artista de vanguardia?
Avrupa'da evli olmanın altı farklı yolu olduğu ortaya çıktı.Acontece que existem seis formas diferentes de se estar casado na Europa.
Avrupa'da evli olmanın altı farklı yolu olduğu ortaya çıktı.Amint az kiderült, hat különböző módon lehet valaki házas Európában.
Avrupa'da evli olmanın altı farklı yolu olduğu ortaya çıktı.Det viser sig at der er seks forskellige måder at være gift på i Europa.
Avrupa'da evli olmanın altı farklı yolu olduğu ortaya çıktı.Es stellt sich heraus, dass es in Europa sechs verschiedene Arten Ehe gibt.
Avrupa'da evli olmanın altı farklı yolu olduğu ortaya çıktı.Il s'avère qu'il y a six différentes manières de se marier en Europe.
Avrupa'da evli olmanın altı farklı yolu olduğu ortaya çıktı.Kết quả là có sáu cách kết hợp khác nhau ở Châu Âu.
Avrupa'da evli olmanın altı farklı yolu olduğu ortaya çıktı.유럽에서 결혼의 유형은 여섯 가지가 있는데요.
Avrupa'da evli olmanın altı farklı yolu olduğu ortaya çıktı.Okazuje się, że w Europie jest 6 rodzajów małżeństw.
Avrupa'da evli olmanın altı farklı yolu olduğu ortaya çıktı.Resulta que hay seis maneras diferentes de estar casado en Europa.
Avrupa'da evli olmanın altı farklı yolu olduğu ortaya çıktı.Se pare că sunt şase moduri diferite de a fi căsătorit în Europa.
Avrupa'da evli olmanın altı farklı yolu olduğu ortaya çıktı.Si scopre che ci sono sei modi diversi di essere sposati in Europa.
Avrupa'da evli olmanın altı farklı yolu olduğu ortaya çıktı.Ternyata ada enam cara berbeda untuk menikah di Eropa.
Avrupa'da evli olmanın altı farklı yolu olduğu ortaya çıktı.Ukazuje se, že v Evropě existuje šest různých forem manželství.
Avrupa'da evli olmanın altı farklı yolu olduğu ortaya çıktı.Φαίνεται ότι υπάρχουν έξι διαφορετικοί τρόποι για να παντρευτείς στην Ευρώπη.
Avrupa'da evli olmanın altı farklı yolu olduğu ortaya çıktı.Виявляється, є шість різних способів бути одруженим в Європі.
Avrupa'da evli olmanın altı farklı yolu olduğu ortaya çıktı.Оказва се, че има 6 различни начина да се ожениш в Европа.