Bir sürü insanın aklı belirli bir etiket fiyatı olmaması fikrinden dolayı karıştı.Så många blir förvirrade av idén att det inte finns något fast pris.
Bir sürü insanın aklı belirli bir etiket fiyatı olmaması fikrinden dolayı karıştı.Szóval rengeteg ember össze van zavarodva ettől az ötlettől, hogy nincs kemény matrica ár.
Bir sürü insanın aklı belirli bir etiket fiyatı olmaması fikrinden dolayı karıştı.Veel mensen zijn in verwarring over het idee van een niet-vastgestelde prijs.
Bir sürü insanın aklı belirli bir etiket fiyatı olmaması fikrinden dolayı karıştı.Veľa ľudí mätie nápad zrušiť nálepku s presne určenou cenou.
Bir sürü insanın aklı belirli bir etiket fiyatı olmaması fikrinden dolayı karıştı.Viele Menschen verwirrt die Vorstellung der freien Preisgestaltung.
Bir sürü insanın aklı belirli bir etiket fiyatı olmaması fikrinden dolayı karıştı.Vì vậy rất nhiều người bị làm bối rối bởi ý nghĩ về không có cái bảng giá chắc chắn nào,
Bir sürü insanın aklı belirli bir etiket fiyatı olmaması fikrinden dolayı karıştı.Wielu ludzi zbija z tropu pomysł braku metki z ceną.
Bir sürü insanın aklı belirli bir etiket fiyatı olmaması fikrinden dolayı karıştı.Πολλοί μπερδεύονται με την ιδέα του να μην υπάρχει τιμή καταλόγου.
Bir sürü insanın aklı belirli bir etiket fiyatı olmaması fikrinden dolayı karıştı.Многих людей приводит в замешательство отсутствие чёткого ценника.
Bir sürü insanın aklı belirli bir etiket fiyatı olmaması fikrinden dolayı karıştı.Много хора са объркани от идеята за липса на твърда цена.
Bir sürü insanın aklı belirli bir etiket fiyatı olmaması fikrinden dolayı karıştı.Таким чином, багатьох людей спантеличує відсутність чітко встановленої ціни.
Bir sürü insanın aklı belirli bir etiket fiyatı olmaması fikrinden dolayı karıştı.הרבה אנשים מתבלבלים מהרעיון שאין מחיר קבוע.
Bir sürü insanın aklı belirli bir etiket fiyatı olmaması fikrinden dolayı karıştı.لذا الكثير من الناس مشوشون بالفكرة من عدم وجود سعر ملصق ثابت.
Bir sürü insanın aklı belirli bir etiket fiyatı olmaması fikrinden dolayı karıştı.応援に "定価" はないから 戸惑う人もいて - これをリスクと思っているけど Kickstarterも
Bitcoin'e ilişkin önemli bir diğer husus ise, arkasında belli bir ülkenin Merkez Bankasının olmaması.Bitcoinの動きをコントロールする機関は存在しません
Bitcoin'e ilişkin önemli bir diğer husus ise, arkasında belli bir ülkenin Merkez Bankasının olmaması.Další vlastností Bitcoinu stojící za zmínku je jeho decentralizovaná povaha.
Bitcoin'e ilişkin önemli bir diğer husus ise, arkasında belli bir ülkenin Merkez Bankasının olmaması.Now another property of Bitcoin that is worth mentioning is that it is decentralised.
Bitcoin'e ilişkin önemli bir diğer husus ise, arkasında belli bir ülkenin Merkez Bankasının olmaması.Тепер, інша властивість Біткоїна, яку варто відзначити - він є децентралізованим.
Biz astronot değiliz. Biz sondajcıyız. Burada olmamalıydık.Mi olajfúrók vagyunk.
Biz astronot değiliz. Biz sondajcıyız. Burada olmamalıydık.On n'est pas astronautes, on est foreurs.
Biz astronot değiliz. Biz sondajcıyız. Burada olmamalıydık.Wir sind keine Astronauten, wir sind Bohrspezialisten!
Biz astronot değiliz. Biz sondajcıyız. Burada olmamalıydık.نحن لسنا رواد فضاء نحن حفارين ليس من المفترض أن نكون هنا
Bizden çok uzak olmamasıdır.Bo jest niedaleko.
Bizden çok uzak olmamasıdır.별로 멀지 않기 때문입니다.
Bizden çok uzak olmamasıdır.Parce que ce n'est pas si loin.
Bizden çok uzak olmamasıdır.Protože od nás není tak daleko.
Bizden çok uzak olmamasıdır.היא כי הוא לא מאד רחוק
Bizden çok uzak olmamasıdır.هو أنه ليس بعيداً كثيراً عنا
Bizden çok uzak olmamasıdır.わずか6ヶ月で到達できます
Bizim kaderimiz sıradan bir kader olmamalı.Destinul nostru, nu este unul obisnuit.
Bizim kaderimiz sıradan bir kader olmamalı.Duyên phận chúng ta chắc không phải duyên phận bình thường.
Bizim kaderimiz sıradan bir kader olmamalı.Il nostro fato non dev'essere uno qualunque.
Bizim kaderimiz sıradan bir kader olmamalı.Náš osud nie je obyčajný.
Bizim kaderimiz sıradan bir kader olmamalı.Nasze przeznaczenie musi być niezwykłe.
Bizim kaderimiz sıradan bir kader olmamalı.Notre destinée, ne dois pas être une simple destinée.
Bizim kaderimiz sıradan bir kader olmamalı.Ons lot moet vast niet zomaar een normale lot zijn.
Bizim kaderimiz sıradan bir kader olmamalı.Takdir kita seharusnya kan jadi sama.
Bizim kaderimiz sıradan bir kader olmamalı.Unser Schicksal ist bestimmt kein normales Schicksal.
Bizim kaderimiz sıradan bir kader olmamalı.Vårt öde är nog inte bara en vanlig öde.
Bizim kaderimiz sıradan bir kader olmamalı.Vores skæbne er vist ikke bare enhver skæbne
Bizim kaderimiz sıradan bir kader olmamalı.Η μοίρα μας δε πρέπει να είναι φυσιολογική.
Bizim kaderimiz sıradan bir kader olmamalı.Кармата ни явно не е някоя обикновена карама.
Bizim kaderimiz sıradan bir kader olmamalı.قدرنا يجب ان لا يكون مجرد قدر عادي
Bizim kaderimiz sıradan bir kader olmamalı.うん ミナ!
Bizim kaderimiz sıradan bir kader olmamalı.Наша судьба не просто какая-нибудь обычная судьба.
Bizim kaderimiz sıradan bir kader olmamalı.הגורל שלנו בטוח לא סתם עוד גורל רגיל
Biz sondajcıyız. Burada olmamalıydık. Ne?Vi är inte astronauter, vi är oljeborrare.
Biz sondajcıyız. Burada olmamalıydık. Ne?Me ei olla astronautteja vaan öljynporaajia.
Biz sondajcıyız. Burada olmamalıydık. Ne?My nejsme astronauti, ale těžaři.
Biz sondajcıyız. Burada olmamalıydık. Ne?Non siamo astronauti, siamo trivellatori.
Biz sondajcıyız. Burada olmamalıydık.Nisva astronavta.
Biz sondajcıyız. Burada olmamalıydık.Somos prospectores de petróleo.
Biz sondajcıyız. Burada olmamalıydık.Δεν είμαστε αστροναύτες.
Biz sondajcıyız. Burada olmamalıydık.Ние не сме астронавти.
Biz yerel insanlara şaşıp kalmıştık böyle güzel vadide, hiç tarımın olmamasına çok şaşırmıştık.Ällistyimme siitä, ettei paikallisilla ihmisillä ollut mitään viljelystä niin hedelmällisessä laaksossa.
Biz yerel insanlara şaşıp kalmıştık böyle güzel vadide, hiç tarımın olmamasına çok şaşırmıştık.Boli sme prekvapení, že miestni ľudia v tak úrodnom údolí nemajú žiadne poľnohospodárstvo.
Biz yerel insanlara şaşıp kalmıştık böyle güzel vadide, hiç tarımın olmamasına çok şaşırmıştık.Byliśmy zdumieni, że owi tubylcy, niczego nie uprawiali w tak żyznej dolinie.
Biz yerel insanlara şaşıp kalmıştık böyle güzel vadide, hiç tarımın olmamasına çok şaşırmıştık.Dan kami merasa terkejut pada penduduk lokal yang tinggal di lembah yang subur ini, menolak bercocok tanam.
Biz yerel insanlara şaşıp kalmıştık böyle güzel vadide, hiç tarımın olmamasına çok şaşırmıştık.Eram uimiți de atitudinea localnicilor. Pe un pământ atât de fertil nu voiau să facă agricultură.
Biz yerel insanlara şaşıp kalmıştık böyle güzel vadide, hiç tarımın olmamasına çok şaşırmıştık.Estábamos asombrados de que los locales, en tan fértil valle, no hubiesen tenido agricultura.