olmadık ile cümle
olmadık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ailelerin de çocuklarının sağır ve işe yaramaz olmadıklarına ikna olmalıydı.Era necessario convincere i genitori che il loro bambino non era sordo e stupido.
Ailelerin de çocuklarının sağır ve işe yaramaz olmadıklarına ikna olmalıydı.Föräldrarna behövde bli övertygade om att deras barn inte är döv och dum.
Ailelerin de çocuklarının sağır ve işe yaramaz olmadıklarına ikna olmalıydı.그들의 아이들이 귀머거리나 바보가 아니라는 사실을요.
Ailelerin de çocuklarının sağır ve işe yaramaz olmadıklarına ikna olmalıydı.Părinții trebuie sa fie convinși de faptul ca, ai lor copii nu sunt surzi și nici prosti.
Ailelerin de çocuklarının sağır ve işe yaramaz olmadıklarına ikna olmalıydı.Родителям нужно было убедиться, что их ребенок не глухой и не глупый.
Ama bir başka önmli bilgi, bu balıkların uyuşuk olmadıklarıdır.Alt lucru important este că aceşti peşti nu sunt leneşi.
Ama bir başka önmli bilgi, bu balıkların uyuşuk olmadıklarıdır.C'est aussi très important de savoir que ce n'est pas un poisson fainéant.
Ama bir başka önmli bilgi, bu balıkların uyuşuk olmadıklarıdır.Co równie ważne, to wcale nie są próżniacze, leniwe ryby.
Ama bir başka önmli bilgi, bu balıkların uyuşuk olmadıklarıdır.De az is fontos, hogy ők nem munkakerülő, lusta halak.
Ama bir başka önmli bilgi, bu balıkların uyuşuk olmadıklarıdır.중요한 점은 이들이 게으른 물고기가 아니라는 것입니다.
Ama bir başka önmli bilgi, bu balıkların uyuşuk olmadıklarıdır.Maar wat ook belangrijk is: het zijn geen luie donders.
Ama bir başka önmli bilgi, bu balıkların uyuşuk olmadıklarıdır.Ma è anche importante sapere che non sono dei pesci pigri e fannulloni.
Ama bir başka önmli bilgi, bu balıkların uyuşuk olmadıklarıdır.Pero también lo que es importante es que no son peces perezosos.
Ama bir başka önmli bilgi, bu balıkların uyuşuk olmadıklarıdır.Wichtig ist auch, dass sie keine Faulpelz-Fische sind.
Ama bir başka önmli bilgi, bu balıkların uyuşuk olmadıklarıdır.Αλλά επίσης είναι σημαντικό ότι δεν είναι φυγόπονα, τεμπέλικα ψάρια.
Ama bir başka önmli bilgi, bu balıkların uyuşuk olmadıklarıdır.Но важното е също, и че те не са лентяи, мързеливи риби.
Ama bir başka önmli bilgi, bu balıkların uyuşuk olmadıklarıdır.Но также важно то, что они не бездельники, не ленивые рыбы.
Ama bir başka önmli bilgi, bu balıkların uyuşuk olmadıklarıdır.אבל מה שעוד חשוב זה שהם לא דגים עצלנים.
Ama bir başka önmli bilgi, bu balıkların uyuşuk olmadıklarıdır.ولكن أيضا ما هو مهم هو انهم لا المتهرب، والأسماك البطيئة.
Ama bir başka önmli bilgi, bu balıkların uyuşuk olmadıklarıdır.とても働き者です
Amerikalılar hiç olmadıkları kadar şişman, bu nedenle yağ sizi şişmanlatmaz.Amerikaner sind fetter denn je, also macht Fett einen nicht fett.
Amerikalılar hiç olmadıkları kadar şişman, bu nedenle yağ sizi şişmanlatmaz.하지만 미국인들은 어느때보다 비만비율이 높아졌고, 지방만이 비만에 원인이 아닙니다.
Amerikalılar hiç olmadıkları kadar şişman, bu nedenle yağ sizi şişmanlatmaz.les Américains sont plus gros que jamais, donc le gras ne fait pas grossir.
Amerikalılar hiç olmadıkları kadar şişman, bu nedenle yağ sizi şişmanlatmaz.los Estadounidenses están más gordos que nunca, por lo tanto la grasa no engorda.
Amerikalılar hiç olmadıkları kadar şişman, bu nedenle yağ sizi şişmanlatmaz.Toch zijn Amerikanen dikker dan ooit, dus vet maakt je niet dik.
Amerikalılar hiç olmadıkları kadar şişman, bu nedenle yağ sizi şişmanlatmaz.Американците са по-дебели от всякога, следователно мазнината не ни прави дебели.
Amerikalılar hiç olmadıkları kadar şişman, bu nedenle yağ sizi şişmanlatmaz.האמריקאים שמנים יותר מאי-פעם, לכן לא השומן הוא שמשמין.
Amerikalılar hiç olmadıkları kadar şişman, bu nedenle yağ sizi şişmanlatmaz.ومع ذلك اصبح الامريكيين اكثر سمنة من أي وقت مضى, لذلك الدهون لا تجعلك سميناً.
Amerikalılar hiç olmadıkları kadar şişman, bu nedenle yağ sizi şişmanlatmaz.無関係ではありません アメリカ人の脂肪摂取量は実は増えています
Ancak çevre ve ekonominin bu ilişkide eşit birer ortak olmadıkları açıktır.Aber es ist klar, dass Umwelt und Wirtschaft in dieser Beziehung keine gleichwertigen Partner sind.
Ancak çevre ve ekonominin bu ilişkide eşit birer ortak olmadıkları açıktır.Dar un lucru este clar, mediul şi economia nu au fost parteneri egali în această relaţie.
Ancak çevre ve ekonominin bu ilişkide eşit birer ortak olmadıkları açıktır.Isté však je, že životné prostredie a hospodárstvo v tomto vzťahu neboli rovnocennými partnermi.
Ancak çevre ve ekonominin bu ilişkide eşit birer ortak olmadıkları açıktır.I vilket fall står det klart att miljö och ekonomi hittills inte har varit jämbördiga parter.
Ancak çevre ve ekonominin bu ilişkide eşit birer ortak olmadıkları açıktır.Jasne jest jednak, że w tym związku środowisko i gospodarka nie są równymi partnerami.
Ancak çevre ve ekonominin bu ilişkide eşit birer ortak olmadıkları açıktır.Jasno pa je, da v tem razmerju okolje in gospodarstvo nista bila enakovredna partnerja.
Ancak çevre ve ekonominin bu ilişkide eşit birer ortak olmadıkları açıktır.Je ale jisté, že životní prostředí a hospodářství nejsou v tomto vztahu rovnocennými partnery.
Ancak çevre ve ekonominin bu ilişkide eşit birer ortak olmadıkları açıktır.Ma è chiaro che l’ambiente e l’economia non sono stati sinora partner alla pari in questo rapporto.
Ancak çevre ve ekonominin bu ilişkide eşit birer ortak olmadıkları açıktır.Mais il est clair que l'environnement et l'économie n'ont pas été des partenaires égaux dans cette relation.
Ancak çevre ve ekonominin bu ilişkide eşit birer ortak olmadıkları açıktır.Men miljø og økonomi har givetvis ikke været ligeværdige partnere i dette forhold.
Ancak çevre ve ekonominin bu ilişkide eşit birer ortak olmadıkları açıktır.On kuitenkin selvää, että ympäristö ja talous eivät ole olleet tässä suhteessa tasavertaisia kumppaneita.
Ancak çevre ve ekonominin bu ilişkide eşit birer ortak olmadıkları açıktır.Pero está claro que el medio ambiente y la economía no han jugado en igualdad de condiciones.
Ancak çevre ve ekonominin bu ilişkide eşit birer ortak olmadıkları açıktır.Világos azonban, hogy a környezet és a gazdaság e kapcsolatban eddig nem voltak egyenlő partnerek.
Ancak çevre ve ekonominin bu ilişkide eşit birer ortak olmadıkları açıktır.Но е ясно, че околната среда и икономиката не са равни партньори в тези взаимоотношения.
Artık kirada oturmak zorunda olmadıklarını düşüneceklerdi. %10'luk ön ödemeyi biriktirdik, işimiz kolaylaştı.10%の頭金を貯めました。 それらは少し簡単になりまして、 仕事は要件に満たしております、
Artık kirada oturmak zorunda olmadıklarını düşüneceklerdi. %10'luk ön ödemeyi biriktirdik, işimiz kolaylaştı.Habrían dicho 'Qué bueno, no tenemos que arrendar nunca más Tenemos el 10% de entrada'. Se hizo todo más fácil
Artık kirada oturmak zorunda olmadıklarını düşüneceklerdi. %10'luk ön ödemeyi biriktirdik, işimiz kolaylaştı.Mohli by si říct, už si nemusíme pronajímat. Našetřili jsme zálohu 10%. Trochu se to zjednodušilo.
Artık kirada oturmak zorunda olmadıklarını düşüneceklerdi. %10'luk ön ödemeyi biriktirdik, işimiz kolaylaştı.Powiedzieliby, nie musimy dalej wynajmować. Zaoszczędziliśmy 10% potrzebne na przedpłatę. Jest trochę łatwiej.
Artık kirada oturmak zorunda olmadıklarını düşüneceklerdi. %10'luk ön ödemeyi biriktirdik, işimiz kolaylaştı.Θα λέγανε: δεν χρειάζεται να νοικιάζουμε πλέον. Εξοικονομήσαμε 10% για προκαταβολή. Έγινε λίγο πιο εύκολο.
Artık kirada oturmak zorunda olmadıklarını düşüneceklerdi. %10'luk ön ödemeyi biriktirdik, işimiz kolaylaştı.Казваш си - защо да плащам наем. Имам 10% спестени. И е по-лесно.
Babamın da, aslında rahatsız olmadıklarını düşündüğü hastalar gelirmiş.Czasem przychodzili do ojca pacjenci, którzy, jego zdaniem, wcale nie byli chorzy.
Babamın da, aslında rahatsız olmadıklarını düşündüğü hastalar gelirmiş.Da kamen Patienten zu meinem Vater, die mein Vater nicht für krank hielt.
Babamın da, aslında rahatsız olmadıklarını düşündüğü hastalar gelirmiş.아버지는 당신께서 보시기에 진짜 병이 난 사람이 아닌 환자가 오면
Babamın da, aslında rahatsız olmadıklarını düşündüğü hastalar gelirmiş.Mijn vader zag patiënten die volgens hem niet echt ziek waren.
Babamın da, aslında rahatsız olmadıklarını düşündüğü hastalar gelirmiş.Min pappa tog emot patienter som han inte trodde var sjuka.
Babamın da, aslında rahatsız olmadıklarını düşündüğü hastalar gelirmiş.Mio padre riceveva pazienti che pensava non fossero davvero malati.
Babamın da, aslında rahatsız olmadıklarını düşündüğü hastalar gelirmiş.Tatăl meu avea pacienţi care veneau despre care el credea că nu sunt bolnavi cu adevărat.
Babamın da, aslında rahatsız olmadıklarını düşündüğü hastalar gelirmiş.Έτσι, ο πατέρας μου είχε ασθενείς οι οποίοι κατ' αυτόν δεν ήταν στ' αλήθεια άρρωστοι.
Babamın da, aslında rahatsız olmadıklarını düşündüğü hastalar gelirmiş.При баща ми идвали пациенти, които според него всъщност не били болни.
Babamın da, aslında rahatsız olmadıklarını düşündüğü hastalar gelirmiş.Так вот, к моему отцу приходили пациенты, которые, на его взгляд, не были на самом деле больны.
Babamın da, aslında rahatsız olmadıklarını düşündüğü hastalar gelirmiş.אז אל אבא שלי הגיעו מטופלים .שהוא חשב שלא היו באמת חולים