olmadık ile cümle
olmadık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ve ilginç olan zorunlu olmadıkları halde birçok kişinin orada bulunmalarıydı.Bolo úžasné, že nikto z nich tu nemusel byť, a predsa tu boli.
Ve ilginç olan zorunlu olmadıkları halde birçok kişinin orada bulunmalarıydı.Dan hal yang mengagumkan adalah tidak ada satu orangpun yang wajib berada di sana -- namun mereka ada di sana.
Ve ilginç olan zorunlu olmadıkları halde birçok kişinin orada bulunmalarıydı.És a csodálatos dolog az, hogy egyiküknek sem kellett ott lennie -- mégis eljöttek.
Ve ilginç olan zorunlu olmadıkları halde birçok kişinin orada bulunmalarıydı.Et le plus étonnant était qu'aucun d'eux n'y était obligé, et pourtant ils étaient là.
Ve ilginç olan zorunlu olmadıkları halde birçok kişinin orada bulunmalarıydı.Het verbazingwekkende was dat niet één van hen daar moest zijn - maar ze waren er.
Ve ilginç olan zorunlu olmadıkları halde birçok kişinin orada bulunmalarıydı.In neverjetno je to, da prav nobenemu od njih ni bilo treba biti tam -- pa so vseeno bili.
Ve ilginç olan zorunlu olmadıkları halde birçok kişinin orada bulunmalarıydı.그런데 놀라웠던 사실은 그 많은 사람들이 모두 자진해서 왔다는 것이죠
Ve ilginç olan zorunlu olmadıkları halde birçok kişinin orada bulunmalarıydı.La cosa strabiliante è che nessuno di loro doveva essere lì -- eppure c'erano.
Ve ilginç olan zorunlu olmadıkları halde birçok kişinin orada bulunmalarıydı.O espantoso é que nenhuma daquelas pessoas tinha de estar ali e, no entanto, estavam.
Ve ilginç olan zorunlu olmadıkları halde birçok kişinin orada bulunmalarıydı.Şi cel mai uimitor lucru a fost că nici unul dintre ei nu erau obligaţi să fie acolo -- dar au fost.
Ve ilginç olan zorunlu olmadıkları halde birçok kişinin orada bulunmalarıydı.Und das Unglaubliche war, dass keiner von ihnen da sein musste -- aber sie waren es dennoch.
Ve ilginç olan zorunlu olmadıkları halde birçok kişinin orada bulunmalarıydı.Và điều đáng ngạc nhiên là không một ai trong họ phải có mặt ở đó -- nhưng họ đã ở đó.
Ve ilginç olan zorunlu olmadıkları halde birçok kişinin orada bulunmalarıydı.Y lo más sorprendente era que ninguno de ellos tenía obligación de hacerlo, y sin embargo estaban allí.
Ve ilginç olan zorunlu olmadıkları halde birçok kişinin orada bulunmalarıydı.Zdumiewający był fakt, że nic ich do tego nie zmuszało, a mimo to przybyli.
Ve ilginç olan zorunlu olmadıkları halde birçok kişinin orada bulunmalarıydı.Και το απίστευτο είναι ότι κανένας δεν ήταν αναγκασμένος να έρθει - και όμως ήρθαν.
Ve ilginç olan zorunlu olmadıkları halde birçok kişinin orada bulunmalarıydı.И удивителното нещо бе, че никой от тях не трябваше да бъде там -- и въпреки това те бяха там.
Ve ilginç olan zorunlu olmadıkları halde birçok kişinin orada bulunmalarıydı.Найдивовижніше, що жоден з них не мусив туди їхати - та все ж вони приїхали.
Ve ilginç olan zorunlu olmadıkları halde birçok kişinin orada bulunmalarıydı.Удивительным было то, что ни один из них не был обязан там находиться - но они были там.
Ve ilginç olan zorunlu olmadıkları halde birçok kişinin orada bulunmalarıydı.לעזור להציל את הציפורים האלו. והדבר המדהים היה שאף אחד מהם לא היה חייב להיות שם --
Ve ilginç olan zorunlu olmadıkları halde birçok kişinin orada bulunmalarıydı.والمذهل في الأمر أنهم غير مضطرين للحضور لكنهم دائمًا هناك
Ve ilginç olan zorunlu olmadıkları halde birçok kişinin orada bulunmalarıydı.全ての人が自らの意志で そこに駆けつけたことです 私たち数名の専門家は
Ve insanların sadece bencil olmadıklarını görmek bana umut veriyor.A to mi dává naději, protože lidé nejsou čistě sobečtí.
Ve insanların sadece bencil olmadıklarını görmek bana umut veriyor.Daje mi to nadzieję, bo ludzie się są z gruntu samolubni.
Ve insanların sadece bencil olmadıklarını görmek bana umut veriyor.Dat geeft me hoop want mensen zijn niet puur egoïstisch.
Ve insanların sadece bencil olmadıklarını görmek bana umut veriyor.E questo mi dà speranza perché la gente non è solo egoista.
Ve insanların sadece bencil olmadıklarını görmek bana umut veriyor.És ez reményt ad nekem, mert az emberek nem tisztán önzőek.
Ve insanların sadece bencil olmadıklarını görmek bana umut veriyor.Et ça me donne de l'espoir car les gens ne sont pas purement égoïstes.
Ve insanların sadece bencil olmadıklarını görmek bana umut veriyor.Isso dá-me esperança porque as pessoas não são egoístas, pura e simplesmente.
Ve insanların sadece bencil olmadıklarını görmek bana umut veriyor."그리고 저에게 희망을 줍니다." "왜냐하면 사람들은 순수하게 이기적이지만은 않기 때문입니다."
Ve insanların sadece bencil olmadıklarını görmek bana umut veriyor.Şi asta îmi dă speranţă pentru că oamenii nu sunt doar pur şi simplu egoişti.
Ve insanların sadece bencil olmadıklarını görmek bana umut veriyor.Und das gibt mir Hoffnung, weil es bedeutet, dass die Menschen nicht ausschließlich egoistisch sind.
Ve insanların sadece bencil olmadıklarını görmek bana umut veriyor.Và điều đó cho tôi hi vọng bởi vì con người không hoàn toàn ích kỷ.
Ve insanların sadece bencil olmadıklarını görmek bana umut veriyor.Y eso me da esperanzas, porque la gente no es puramente egoísta.
Ve insanların sadece bencil olmadıklarını görmek bana umut veriyor.Και αυτό μου δίνει ελπίδα επειδή οι άνθρωποι δεν είναι αμιγώς εγωιστές.
Ve insanların sadece bencil olmadıklarını görmek bana umut veriyor.Това ми дава надежда, защото хората не са само егоисти.
Ve insanların sadece bencil olmadıklarını görmek bana umut veriyor.Это даёт мне надежду, так как люди не совсем эгоистичные.
Ve insanların sadece bencil olmadıklarını görmek bana umut veriyor.וזה מעניק לי תקווה כי אנשים אינם אנוכיים לחלוטין.
Ve insanların sadece bencil olmadıklarını görmek bana umut veriyor.وهذا يعطيني الأمل لأن الناس ليسوا دائماً أنانيين.
Ve insanların sadece bencil olmadıklarını görmek bana umut veriyor.人々は全く利己的なのではありません。 ほとんどの人々は、狭量さを克服し
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.E proviamo davvero a convincerci di aver sbagliato.
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.Et d'essayer de se comvaincre-- on essaye vraiment de se convaincre qu'ils sont faux.
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.I próbujemy przekonać samych siebie -- naprawdę próbujemy przekonać samych siebie, że są niepoprawne.
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.그리고는 우리 스스로를 설득 시켜야 하고- 우리는 그게 틀렸다고 계속해서 스스로를 설득하는 방법을 씁니다-
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.Megpróbáljuk meggyőzni magunkat, komolyan megpróbáljuk, hogy ezek az elméletek tévesek.
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.Og vi prøver at overbevise os selv -- vi prøver virkelig at overbevise os selv at vi tager fejl.
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.Şi încercăm să ne convingem -- chiar încercăm să ne convingem că sunt eronate.
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.We proberen onszelf ervan te overtuigen -- dat ze verkeerd zijn.
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.Wir versuchen uns selbst zu überzeugen - wirklich uns selbst zu überzeugen, dass sie falsch sind.
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.И се опитваме да се убедим -- наистина се опитваме да се убедим, че са грешни.
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.Пытаясь убедить себя... Мы на самом деле мы пытаемся убедить себя что модели неверны.
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.ואנחנו מנסים לשכנע את עצמנו - אנחנו ממש מנסים לשכנע את עצמנו שהם לא נכונים.
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.و حين نحاول إقناع أنفسنا -- نحاول حقا إقناع أنفسنا أنها خاطئة
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.私たちは本当に誤りがあるはずだと 自分自身を信じ込ませます もし間違いを見つけることが出来たら それは進歩です
Ve sonra şu alıntıyı gördüm: "Reklam, şirketlerin orijinal olmadıkları için ödedikleri bedeldir." (Gülüşmeler)A pak jsem viděl tento citát: "...reklama je cena, kterou firmy platí, za to, aby byly neoriginální"
Ve sonra şu alıntıyı gördüm: "Reklam, şirketlerin orijinal olmadıkları için ödedikleri bedeldir." (Gülüşmeler)S aztán megláttam ezt az idézetet: " A reklám az ár amit a cégek fizetnek, mert nem eredetiek" (Nevetés)
Yani reel olduklarını biliyoruz, ama rasyonel olup olmadıklarını bilmiyoruz .그러니까 우리는 해가 실수 인 것을 압니다. 우리는 해가 유리수인지 무리수 인지 모릅니다.
Yani reel olduklarını biliyoruz, ama rasyonel olup olmadıklarını bilmiyoruz .نحن نعلم انهما حقيقيان، ولا نعلم اذا هما حلان نسبيان او غير نسبيان
Yerleşik isimler uyuşukluk içindeki büyük şirketler olmadıkları sürece... ...kendi alanlarını savunacaktır.기존의 기업들은 가만히 손 놓고 있는 게 아니라 자기 영역을 지키려 할 것이며 기존 기업의 네트워크 효과도 염두에 둬야 합니다
Yerleşik isimler uyuşukluk içindeki büyük şirketler olmadıkları sürece... ...kendi alanlarını savunacaktır.عادة إن لم يكن شاغلي السوق شركات كبرى تغط في النوم، فإنهم سيحمون مضمارهم وتذكر أثر الشبكة على شاغل السوق.
Yerleşik isimler uyuşukluk içindeki büyük şirketler olmadıkları sürece... ...kendi alanlarını savunacaktır.既存企業によるネットワーク効果もあります 重要なのは商品だけでなく