olmadık ile cümle
olmadık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Kraliyet kuvvetlerinin yenilmez olmadıklarını göstermek için çizilmiş olmalı. .І це важливо, тому що я думаю, що це нагадування, що навіть королівські війська не є непереможними.
Kütüphaneye gitmeniz gerekir, dipnot vs. için gerekli olan kitapların orada olup olmadıklarına bakarsınız.여러분께서도 책을 찾으러 도서관에 가보셨을 겁니다. 각주 같은 것을 쓰려면 필요하죠.
Kütüphaneye gitmeniz gerekir, dipnot vs. için gerekli olan kitapların orada olup olmadıklarına bakarsınız.Trebuia să mergi la bibliotecă, să-i rogi să-ți caute cărțile, notele de subsol și așa mai departe.
Kütüphaneye gitmeniz gerekir, dipnot vs. için gerekli olan kitapların orada olup olmadıklarına bakarsınız.Приходилось ходить в библиотеку, чтобы найти необходимую литературу и сделать сноски.
Kütüphaneye gitmeniz gerekir, dipnot vs. için gerekli olan kitapların orada olup olmadıklarına bakarsınız.היתם צריכים ללכת לספריה, לראות אם הם יכולים למצוא את הספרים שאתם צריכים, אתם יודעים, הערות שוליים והכל.
Kütüphaneye gitmeniz gerekir, dipnot vs. için gerekli olan kitapların orada olup olmadıklarına bakarsınız.كان ينبغي الذهاب للمكتبة، لتري إن كان بإستطاعتك جعلهم يجدون الكتب من اجلك، كما تعرفون، الحواشي وكل ذلك.
Kütüphaneye gitmeniz gerekir, dipnot vs. için gerekli olan kitapların orada olup olmadıklarına bakarsınız.自分が必要な本を探してもらったり 脚注やら何やらで大変でした 今はグーグルで検索するだけ
Mesela: "kadınlar -şeriat hükümlerine aykırı olmadıkça- her hususta erkeklere eşittir" !? deniyor;- Da. Ei spun ca femeile sunt egale cu barbatii in toate drepturile
Müjde gerçeği sürekli sizinle kalsın diye bir an bile onlara boyun eğip teslim olmadık.aos quais nem ainda por uma hora cedemos em sujeição, para que a verdade do evangelho permanecesse entre vós.
Müjde gerçeği sürekli sizinle kalsın diye bir an bile onlara boyun eğip teslim olmadık.For dem vege vi end ikke et Øjeblik i Eftergivenhed, for at Evangeliets Sandhed måtte blive varig hos eder.
Müjde gerçeği sürekli sizinle kalsın diye bir an bile onlara boyun eğip teslim olmadık.For disse vek vi ikke et øieblikk i eftergivenhet, forat evangeliets sannhet kunde stå fast iblandt eder.
Müjde gerçeği sürekli sizinle kalsın diye bir an bile onlara boyun eğip teslim olmadık.katerim se niti za uro nismo vdali in podvrgli, da bi resnica evangelija ostala pri vas.
Müjde gerçeği sürekli sizinle kalsın diye bir an bile onlara boyun eğip teslim olmadık.Kiknek egy pillanatra sem adtuk meg magunkat, hogy az evangyéliom igazsága megmaradjon számotokra.
Müjde gerçeği sürekli sizinle kalsın diye bir an bile onlara boyun eğip teslim olmadık.우리가 일시라도 복종치 아니하였으니 이는 복음의 진리로 너희 가운데 항상 있게 하려 함이라
Müjde gerçeği sürekli sizinle kalsın diye bir an bile onlara boyun eğip teslim olmadık.Kterýmžto ani na chvilku neustoupili jsme a nepoddali se, aby pravda evangelium zůstala u vás.
Müjde gerçeği sürekli sizinle kalsın diye bir an bile onlara boyun eğip teslim olmadık.Którymeśmy i na chwilkę nie ustąpili, i nie poddali się, aby u was prawda Ewangielii została.
Müjde gerçeği sürekli sizinle kalsın diye bir an bile onlara boyun eğip teslim olmadık.Ni por un momento cedimos en sumisión a ellos, para que la verdad del evangelio permaneciese a vuestro favor
Müjde gerçeği sürekli sizinle kalsın diye bir an bile onlara boyun eğip teslim olmadık.noi nu ne-am supus şi nu ne-am potrivit lor nicio clipă măcar, pentruca adevărul Evangheliei să rămînă cu voi.
Müjde gerçeği sürekli sizinle kalsın diye bir an bile onlara boyun eğip teslim olmadık.εις τους οποιους ουδε προς ωραν υπεχωρησαμεν υποτασσομενοι, δια να διαμεινη εις εσας η αληθεια του ευαγγελιου.
Müjde gerçeği sürekli sizinle kalsın diye bir an bile onlara boyun eğip teslim olmadık.И заедно с него лицемерствуваха и другите юдеи, така щото и Варнава се увлече от лицемерието им.
Müjde gerçeği sürekli sizinle kalsın diye bir an bile onlara boyun eğip teslim olmadık.ми анї на годину не поступились, порючись, щоб істина благовістя пробувала в вас
Müjde gerçeği sürekli sizinle kalsın diye bir an bile onlara boyun eğip teslim olmadık.мы ни на час не уступили и не покорились, дабы истина благовествования сохранилась у вас.
Müjde gerçeği sürekli sizinle kalsın diye bir an bile onlara boyun eğip teslim olmadık.אשר לא סרנו למשמעתם אף לא שעה אחת למען אשר תעמד בקרבכם אמתה של הבשורה׃
Müjde gerçeği sürekli sizinle kalsın diye bir an bile onlara boyun eğip teslim olmadık.الذين لم نذعن لهم بالخضوع ولا ساعة ليبقى عندكم حق الانجيل.
Müjde gerçeği sürekli sizinle kalsın diye bir an bile onlara boyun eğip teslim olmadık.我 們 就 是 一 刻 的 工 夫 、 也 沒 有 容 讓 順 服 他 們 、 為 要 叫 福 音 的 真 理 仍 存 在 你 們 中 間
Müjde gerçeği sürekli sizinle kalsın diye bir an bile onlara boyun eğip teslim olmadık.我 們 就 是 一 刻 的 工夫 、 也沒 有 容讓順 服 他們 、 為要 叫 福音 的 真理 仍 存在 你 們中間
Ölüm üzerine bu kadar odaklanmaları Torajanların uzun hayatın idealinin peşinde olmadıkları anlamına gelmez.Al die aandacht voor de dood betekent niet dat de Torajanen niet streven naar het ideaal van een lang leven.
Ölüm üzerine bu kadar odaklanmaları Torajanların uzun hayatın idealinin peşinde olmadıkları anlamına gelmez.Mindez a halálra való összpontosítás nem azt jelenti, hogy a toraják nem vágynak hosszú életre.
Ölüm üzerine bu kadar odaklanmaları Torajanların uzun hayatın idealinin peşinde olmadıkları anlamına gelmez.Takže celé toto soustředění se na smrt neznamená, že Torajané netouží po ideálu dlouhého života.
Ölüm üzerine bu kadar odaklanmaları Torajanların uzun hayatın idealinin peşinde olmadıkları anlamına gelmez.Весь цей фокус на смерті не означає, що тораджани не прагнуть ідеалу довгого життя.
Ölüm üzerine bu kadar odaklanmaları Torajanların uzun hayatın idealinin peşinde olmadıkları anlamına gelmez.То, что всё сконцентрировано на смети, не значит, что тораджи не стремятся к идеалу долгой жизни.
Ölüm üzerine bu kadar odaklanmaları Torajanların uzun hayatın idealinin peşinde olmadıkları anlamına gelmez.Целият този фокус върху смъртта не означава, че тораджанците не се стремят към идеала за дълъг живот.
Onlar aramızda olmadıkça biz de özgür değiliz... ve ancak onlarla özgürleşeceğizWij kunnen niet vrij zijn zonder hen... We zullen ons bevrijden met hen....
Onlar kapana kısılmışlardı ... gerçekten mutlu olmadıkları bir duruma.De har fastnat i... i en situation i vilken de inte kan vara verkligt glada.
Onlar kapana kısılmışlardı ... gerçekten mutlu olmadıkları bir duruma.Ei au fost prinsi intr-o situatie in care nu pot fi cu adevarat fericiti
Onlar kapana kısılmışlardı ... gerçekten mutlu olmadıkları bir duruma.Eles estão presos... em uma situação na qual eles não podem ser verdadeiramente felizes.
Onlar kapana kısılmışlardı ... gerçekten mutlu olmadıkları bir duruma.Họ sống trong một trạng thái...không bao giờ vui vẻ trọn vẹn.
Onlar kapana kısılmışlardı ... gerçekten mutlu olmadıkları bir duruma.Ils se sont retrouvés dans une situation où ils ne peuvent pas être véritablement heureux.
Onlar kapana kısılmışlardı ... gerçekten mutlu olmadıkları bir duruma.그들은 진정으로 행복할 수 없는 상황에 놓여있습니다
Onlar kapana kısılmışlardı ... gerçekten mutlu olmadıkları bir duruma.Se encuentran en situaciones en las que no pueden ser realmente felices.
Onlar kapana kısılmışlardı ... gerçekten mutlu olmadıkları bir duruma.Sie sind gefangen in ... in einer Situation, in der sie nicht wahrhaftig glücklich werden.
Onlar kapana kısılmışlardı ... gerçekten mutlu olmadıkları bir duruma.Si sono cacciati in...in una situazione in cui non possono essere veramente felici.
Onlar kapana kısılmışlardı ... gerçekten mutlu olmadıkları bir duruma.Zij zitten vast in...in een situatie waar ze niet echt gelukkig kunnen zijn.
Onlar kapana kısılmışlardı ... gerçekten mutlu olmadıkları bir duruma.Zostali schwytani w sytuacji, w której nie mogą być prawdziwie szczęśliwi.
Onlar kapana kısılmışlardı ... gerçekten mutlu olmadıkları bir duruma.Они попали в... в ситуации, когда они не могут быть действительно счастливыми.
Onlar kapana kısılmışlardı ... gerçekten mutlu olmadıkları bir duruma.فقد وقعو في...في حالة لن يستطيعو السعادة حقا.
Onlar kapana kısılmışlardı ... gerçekten mutlu olmadıkları bir duruma.私達に思いやりの心が湧き起こった時、悪行を忘れ、許すことができるのです。
Otomobilden sonra gelişen şehirlere bakarsanız, böyle bir modelde olmadıklarını görürsünüz.E poi guardate le città che si sono evolute dopo le automobili, non è lo stesso tipo di schema.
Otomobilden sonra gelişen şehirlere bakarsanız, böyle bir modelde olmadıklarını görürsünüz.Et puis on regarde les villes qui ont évolué après l'automobile et ce n'est pas ce genre de modèle.
Otomobilden sonra gelişen şehirlere bakarsanız, böyle bir modelde olmadıklarını görürsünüz.In steden die zich ontwikkelden na de auto zie je een ander patroon.
Otomobilden sonra gelişen şehirlere bakarsanız, böyle bir modelde olmadıklarını görürsünüz.Keď sa potom pozrieme na mestá, ktoré sa rozvinuli po automobile, nenájdeme v nich takýto vzorec.
Otomobilden sonra gelişen şehirlere bakarsanız, böyle bir modelde olmadıklarını görürsünüz.반면에, 자동차 발명 이후에 생겨난 도시들은 파리의 구조와는 확연한 차이를 띕니다.
Otomobilden sonra gelişen şehirlere bakarsanız, böyle bir modelde olmadıklarını görürsünüz.Pero si nos fijamos en las ciudades que se desarrollaron después del automóvil, ese no es el tipo de patrón.
Otomobilden sonra gelişen şehirlere bakarsanız, böyle bir modelde olmadıklarını görürsünüz.Privind orașele care au evoluat după apariția automobilului, tiparul nu-i același.
Otomobilden sonra gelişen şehirlere bakarsanız, böyle bir modelde olmadıklarını görürsünüz.Städte, die nach der Entwicklung des Autos entstanden, zeigen ein anderes Muster.
Otomobilden sonra gelişen şehirlere bakarsanız, böyle bir modelde olmadıklarını görürsünüz.Và giờ bạn xem xét vào các thành phố phát triển sau xe ô tô, và chúng không phải là kiểu mô hình như vậy.
Otomobilden sonra gelişen şehirlere bakarsanız, böyle bir modelde olmadıklarını görürsünüz.Έπειτα βλέπετε πόλεις που αναπτύχθηκαν μετά τ' αμάξι, κι όπου δεν υπάρχει αυτού του τύπου η διάταξη.
Otomobilden sonra gelişen şehirlere bakarsanız, böyle bir modelde olmadıklarını görürsünüz.Тепер подивимось на міста, які виникли після того, як з'явились машини, картина зовсім інша.
Otomobilden sonra gelişen şehirlere bakarsanız, böyle bir modelde olmadıklarını görürsünüz.Теперь посмотрим на города времён автомобиля. Здесь совсем другая модель.
Otomobilden sonra gelişen şehirlere bakarsanız, böyle bir modelde olmadıklarını görürsünüz.אבל אם מסתכלים על הערים שהתפתחו לאחר הופעת המכונית, זו לא אותה צורה.