olmadık ile cümle

olmadık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Hiçbirimiz başarılı olmadık.None of us have succeeded.
Kanıtın olmadıkça onu çalmakla suçlayamazsın.You can't accuse him of stealing unless you have proof.
Çok gerekli olmadıkça taksileri kullanmam.I don't use taxis unless it's absolutely necessary.
İyi bir kredin olmadıkça bir ev almak imkansızdır.Unless you have good credit, buying a house is impossible.
Tren zamanında ulaştı böylece biz beklemek zorunda olmadık.The train arrived on time, so we didn't have to wait at all.
Kadınların neden kel olmadıklarını merak ediyorum.I wonder why women don't go bald.
Hepimiz sistemden memnun olmadık.Not all of us were satisfied with the system.
Onun kendisi şiir olmadıkça, şiirle ilgili hiçbir tanım yeterli değildir.No definition of poetry is adequate unless it be poetry itself.
Bütün kızların neden lezbiyen olmadıklarını anlamıyorum.I don't get why girls aren't all lesbians.
Örümceklerin böcek olmadıkları iyi bilinen bir gerçektir.It's a well-known fact that spiders aren't insects.
Tom, Mary ve John'un artık birlikte olmadıklarını biliyor.Tom knows Mary and John are no longer together.
Kesinlikle gerekli olmadıkça, ben taksi kullanmam.Unless it's absolutely necessary, I don't use taxis.
Onun için güvenilir bir kanıt olmadıkça, hiçbir şeye inanmamalıyız.Unless there is reliable evidence for it, we should not believe anything.
Onlar sadece beyaz olmadıkları için öldürüldü.They were killed just because they were not whites.
Tom ağırbaşlı olmadıkça, onun bize yardım etmesini istemiyorum.Unless Tom is sober, I don't want him helping us.
Tom'un yardımı olmadıkça yapamam onu.I can't do that unless I have Tom's help.
O onların duyarlı varlıklar olmadıklarını düşünüyor.He thinks that they are not sentient beings.
Hiç daha mutlu olmadık.We've never been happier.
Tom ve Mary birdenbire yalnız olmadıklarını fark ettiler.Tom and Mary suddenly realized they weren't alone.
Başarısız olmadık.We didn't fail.
Kimsenin kaçmasına yardımcı olmadık.We didn't help anyone escape.
Önemli olmadıkça bir şey söyleme.Don't say anything unless it's important.
Yapacak bir şeyi olmadıklarına şaşırdım.I'm surprised they didn't have anything to do.
Onların peşimizde olmadıklarından eminim.I'm sure they're not after us.
Henüz başarılı olmadık.We have not yet succeeded.
Tom ve Mary'nin gerçekten evli olmadıklarını nasıl bildin?How did you know Tom and Mary weren't really married?
Tom ve Mary gerçekten uyumlu olmadıklarını fark ettiler.Tom and Mary realized that they weren't really compatible.
Onu istediğinden emin olmadıkça, sana onu satın almak istemiyorum.I don't want to buy it for you unless I'm sure you want it.
Onlara herhangi bir şey yapmak zorunda olmadıklarını söyledim.I told them they didn't have to do anything.
Gitmek zorunda olmadıkça gitmeyeceğim.I won't go unless I have to.
Herkese aç olup olmadıklarını sorduk.We asked everybody if they were hungry.
Onların sinirli olup olmadıklarını bilmiyorum.I don't know if they were nervous or not.
Onlar düşük ücretlerinden memnun olmadıklarını söylediler.They said they were dissatisfied with their low wages.
O, gayretli olmadıkça yeni projesinde başarısız olabilir.He might fail in his new project unless he is industrious.
Jane Goodall şempanzelerin her şeyi yediklerini, vejetaryen olmadıklarını keşfetti.Jane Goodall discovered that chimpanzees are omnivorous, not vegetarian.
Sen orada olmadıkça gerçekten mutlu olmayacaksın.You'll never truly be happy unless you are out there.
Çok hijyenik olmadıkları için umumi tuvaletleri kullanmayı reddediyorum.I refuse to use public restrooms, as they are very unhygenic.
Biz hiç daha zengin olmadık.We have never been richer.
Onlar Esperanto yerine kendi ana dillerini olur olmadık yerde konuşuyorlardı.They were inappropriately speaking their native language instead of Esperanto.
Ellerini ait olmadıkları yere sokma.Don't stick your hands where they don't belong!
Sen bir şişe şarap olmadıkça yaş önemsizdir.Age is immaterial, unless you're a bottle of wine.
Daha önce hiç bu kadar hatalı olmadık.We've never been this wrong before.
Buna ikna olmadık.We're not convinced of this.
Dışarı çıkmaktan rahatsız olmadık.We didn't bother going out.
Tom zorunda olmadıkça asla hiçbir şey yapmaz.Tom never does anything unless he has to.
Onların Kanadalı olmadıklarını nasıl biliyorsun?How do you know they aren't Canadians?
Babunlar insan olmadıkları için mutluyum.I'm glad baboons aren't human.
Anne ve baban zengin olmadıkça, yaşamak için çalışmak zorundasın.You have to work for a living, unless your parents are rich.
Anne ve babamın hayatta olup olmadıklarını bile bilmiyorum.I don't know if my parents are alive.
Çocuklarımın hayatta olup olmadıklarını bile bilmiyorum.I don't know if my children are alive.
Onların hâlâ hayatta olup olmadıklarını bile bilmiyorum.I don't even know if they're still alive.
Tom zorunlu olmadıkça bunu niye yapsın ki?Why should Tom do that if he doesn't have to?
Hem Tom hem de Mary güvenilir olmadıkları için kovuldular.Both Tom and Mary were fired because they couldn't be trusted.
Tom ve Mary'nin ikisi de güvenilir olmadıkları için kovuldular.Tom and Mary were both fired because they couldn't be trusted.
Hem Tom hem de Mary buraya ait olmadıklarını biliyorlar.Both Tom and Mary know they don't belong here.
Tom ve Mary ikisi de buraya ait olmadıklarını biliyorlar.Tom and Mary both know they don't belong here.
Tom ve Mary asla evli olmadıklarını söylemedi.Tom and Mary never said they weren't married.
Tom ve Mary bana evli olmadıklarını söylediler.Tom and Mary told me they weren't married.
Tom ve Mary, Kanadalı olmadıklarını söylediler.Tom and Mary said they weren't Canadians.
Ona yardım etmek için ben orada olmadıkça Tom bunu yapmamalı.Tom shouldn't do that unless I'm there to help him.
İlgili Sayfalar