olmadığı ile cümle
olmadığı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Biz her zaman Tom'un hiç iyi olmadığını biliyorduk.We always knew Tom was no good.
Tom'un meşgul olmadığını söyledin.You said that Tom wasn't busy.
Tom'un aç olmadığını biliyordum.I knew that Tom wasn't hungry.
Tom bana aç olup olmadığımı sordu.Tom asked me if I was hungry.
Tom bir taksiye ihtiyacım olup olmadığını sordu.Tom asked if I needed a taxi.
Tom'un aç olmadığını biliyorum.I know that Tom isn't hungry.
Tom Mary'nin aç olmadığını biliyordu.Tom knew Mary wasn't hungry.
Tom'un neden meşgul olmadığını merak ediyorum.I wonder why Tom isn't busy.
Tom'un aç olmadığını sandım.I thought Tom wasn't hungry.
Onun senin hatan olmadığını söyledim.I said it wasn't your fault.
Tom'un meşgul olmadığını biliyordum.I knew that Tom wasn't busy.
Tom bana meşgul olup olmadığımı sordu.Tom asked me if I was busy.
Tom'un meşgul olmadığını biliyorum.I know that Tom isn't busy.
Tom Mary'nin meşgul olmadığını biliyordu.Tom knew Mary wasn't busy.
Tom'un meşgul olmadığını sanıyordum.I thought Tom wasn't busy.
Tom'un neden burada olmadığını biliyorum.I know why Tom isn't here.
Onun doğru olmadığını biliyorsun.You know that isn't true.
Tom aç olmadığını söylüyor.Tom says he's not hungry.
Tom bizim meşgul olmadığımızı bilir.Tom knows we aren't busy.
Tom burada olmadığını söylüyor.Tom says he wasn't here.
Meşgul olmadığımı sana söyledim.I told you I'm not busy.
Tom meşgul olmadığını söylüyor.Tom says he's not busy.
Meşgul olmadığımı söyledim.I said I wasn't busy.
Amerika insan sınıflarının olmadığına inanmayı sever.America likes to believe that it's a classless society.
Sorun biz burada olmadığımız zaman Tom'un yaptığı şeydir.The problem is what Tom does when we aren't here.
Bunun sorun olup olmadığını bilmiyoruz.We don't know if it's a problem or not.
Sorunun bizim olmadığını söyledin.You said that the problem isn't ours.
O sorunum olmadığına memnun oldum.I'm glad I don't have that problem.
Tom onun sorunu olmadığını söyledi.Tom said that wasn't his problem.
Bir sorun olmadığını umuyorum.I do hope there isn't a problem.
Pizza'nın hâlâ hazır olmadığına inanamıyorum.I can't believe that the pizza still isn't done.
Yarın okulumuz olmadığı için oraya gitmeyi planlıyorum.Since we have no school tomorrow, I'm planning to go there.
Lütfen bana o kadar aptal olmadığını söyle.Please tell me you aren't that stupid.
Lütfen bana bu kadar aptal olmadığını söyle.Please tell me you aren't that stupid.
Aptal olmadığını biliyoruz.We know you're not stupid.
Tom, Mary'nin Fransızca konuşmakta iyi olmadığını düşündüğünü söyledi.Tom sits at his desk all night working.
İkimiz de Tom'un burada mutlu olmadığını biliyoruz.We both know Tom isn't happy here.
Tom yoldaki hayatın olacağını düşündüğü kadar kolay olmadığını öğrendi.Tom found out that life on the road wasn't as easy as he thought it would be.
Tom yoldaki hayatın olacağını düşündüğü kadar kolay olmadığını keşfetti.Tom discovered that life on the road wasn't as easy as he thought it would be.
Tom'un onunla bir ilgisi olmadığını bilmeliydim.I should've known Tom had something to do with it.
Daha fazla şeker almana gerek olmadığını sana söylemeliydim.I should've told you that you didn't need to buy any more sugar.
Tom'a gerçekten onun gelmek zorunda olmadığını söylemeliydin.You really should've told Tom that he didn't have to come.
Güzelin belki de o kadar güzel olmadığını düşündüm.I thought that perhaps beauty wasn't so beautiful.
Wikipedia'da yazılı olanların her zaman doğru olmadığını aklınızda tutmanız gerekir.You need to bear in mind that what is written on Wikipedia isn't always true.
Tom 2.30'a kadar burada olmadığında bir şeyin yanlış olduğunu bilmeliydim.I should've known something was wrong when Tom wasn't here by 2:30.
Bunun gerçek olmadığını ikimiz de biliyoruz.We both know this isn't real.
Tom'un sizinle aynı fikirde olmadığı bir sır değil.It's no secret that Tom doesn't agree with you.
O bana bu alanda deneyimimin olup olmadığını sordu ve ben hayır dedim.He asked me if I had experience in this area, and I said no.
Tom Mary'nin eskisi kadar sinirli olup olmadığını merak ediyordu.Tom wondered if Mary was as nervous as he was.
Tom kendi hatası olmadığını söyledi ve onun yerine Mary'yi suçladı.Tom said that it wasn't his fault and he blamed Mary instead.
Tom yeterli zamanının olmadığını söylüyor.Tom says he doesn't have enough time.
Tom, yeterli zamanı olmadığını söylüyor.Tom says he doesn't have enough time.
Açıklama yapmaya ihtiyacım olmadığını düşündüm.I thought that I did not need to give an explanation.
Tom'un burada olup olmadığını biliyor musun?Do you know if Tom is here?
O burgerde sıçan eti olmadığına emin misiniz?Are you sure there isn't rat meat in that burger?
Diğer ülkelerin de tuzlu ekmeği olup olmadığını bilmiyorum.I don't know if other countries have salt bread, too.
Onun mutlu olup olmadığını bilmiyorum.I don't know whether she's happy or not.
Soru hâlâ onun hayatta olup olmadığıdır.The question is whether he's still alive.
Onun hayatta mı ya da ölü mü olup olmadığını bilmiyorum.I don't know if he's dead or alive.
Onun hâlâ hayatta olup olmadığını bilmiyorum.I don't know if he's still alive.