Tom dürüst olduğu için onu seviyorum.As Tom is honest, I like him.
Tom'un haklı olduğuna inanıyorum.I believe Tom is right.
Çok soğuk olduğu için dışarı çıkmadım.I didn't go out because it was very cold.
Çok soğuk olduğu için evde kaldılar.It being very cold, they stayed at home.
Ben hangisinin hangisi olduğunu bilmiyorum.I don't know which is which.
Hangi yöntemin daha iyi olduğunu henüz tartışmadık.We have not yet discussed which method is better.
Hangisinin doğru olduğunu düşünüyorsunuz?Which one do you think is correct?
Hangi yolun en kısa olduğunu merak ediyorum.I wonder which way is the shortest.
Hangi arabanın daha güzel olduğu söylemek zordur.It is hard to say which car is nicer.
Hangi planın daha iyi olduğuna inanıyorsun?Which plan do you believe is better?
Biz hangisinin daha iyi olduğunu söyleyemeyiz.We cannot tell which is better.
Hangisinin benim raket olduğunu hatırlayamıyorum.I can't remember which is my racket.
Öğretmene hangisinin daha iyi olduğunu sordum.I asked the teacher which was the better.
Onun nereli olduğu az önemli.It matters little where he is from.
Her şeyin nerede olduğunu biliyorsun.You know where everything is.
Nerede hatalı olduğumu söyler misin bana?Will you tell me where I am wrong?
Doktor sorunun ne olduğundan emin değildi.The doctor was not sure what the trouble was.
Bir bakışta yanlış bir şey olduğunu söyleyebildim.I could tell at a glance that something was wrong.
Bazen çok soğuk olduğunda arabamı çalıştıramıyorum.Sometimes when it's very cold, I can't get my car to start.
Neredeyse haklı olduğunu düşünüyorum.I almost think you're right.
Oldukça yeterli olduğumu hissetmiyorum.I am not feeling quite up to par.
Neden benim görüşüme karşı olduğunu anlamıyorum.I don't understand why she is opposed to my opinion.
Benim en sevdiğim rengin yeşil olduğunu sana düşündüren şey nedir?What made you think that my favorite color was green?
Onun nerede olduğunu nasıl bilmem gerekiyor?How should I know where he is?
Bugün burasının niçin çok kalabalık olduğunu merak ediyorum.I wonder why it's so crowded here today.
Cevaplarının neden benimkilerden farklı olduğunu kontrol edelim.Let's check why your answers differ from mine.
Karaokenin niçin çok popüler olduğunu merak ediyorum.I wonder why karaoke is so popular.
Bana ne olduğunu sordu.He asked me what was the matter with me.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede gel.Please come as soon as possible.
Kapının kilitli olduğundan emin misin?Have you made sure the door is locked?
Televizyonun da bazı dezavantajları olduğu doğrudur.It is true that television also has some disadvantages.
Delbert'in deli olduğunu düşünüyorum.I think that Delbert is crazy.
Mümkün olduğunca sık sözlüğe bakın.Refer to the dictionary as often as possible.
Mümkün olduğunca çok sayıda işçiyi bir araya getirmek önemlidir.It's important to unite as many workers as possible.
Mümkün olduğunca çok sayıda İngilizce kelime ezberlemelisin.You should memorize as many English words as possible.
Mümkün olduğunca hızlı yürüyün.Walk as fast as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede buraya geleceğim.I'll come here as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede gel.Come as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede onunla temasa geçeceğim.I will get in touch with him as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede onunla temas edeceğim.I will get in touch with him as soon as possible.
Mümkün olduğunca erken başlamalısın.You should start as early as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede onu tamir etmesi için birini gönderir misin?Will you send someone to fix it as soon as possible?
Lütfen mümkün olduğunca kısa sürede bana yaz.Please write to me as soon as possible.
Mümkün olduğunca kısa sürede onu yaptır.Get it done as soon as possible.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede alt kata gel.Come downstairs as soon as possible.
Lütfen mümkün olduğunca çabuk eve gel.Please come home as quickly as possible.
Lütfen mümkün olduğunca kısa sürede geri gel.Please come back as soon as possible.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede onu bana getirmeni istiyorum.I want you to return it to me as soon as possible.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede babanı aramalısın.You should call your father as soon as possible.
Planınızı mümkün olduğu kadar kısa sürede uygulamaya koyun.Put your plan into practice as soon as possible.
Mümkün olduğunca açık konuşun lütfen.Please speak as clearly as possible.
Çok nazik olduğu için Dave'i severim.I like Dave because he is very kind.
Saate göz attım ve saatin kaç olduğunu biliyordum.I glanced at the clock and knew what time it was.
Ben sadece yorgun olduğumu düşünüyorum.I think I'm just tired.
Kazanın nasıl olduğunu hiç kimse anlayamıyor.No one can understand how the accident happened.
Ona ne olduğunu kimse bilmiyor.Nobody knows what has become of him.
Çalışkanlığın başarının anahtarı olduğunu söylemeye gerek yok.It goes without saying that diligence is the key to success.
Sıklıkla sigaranın sağlığa zararlı olduğu gösterilir.It is often pointed out that smoking is a danger to health.
Sigara içmenin zararlı olduğu iddiası kabul edildi.The argument that smoking is injurious has become accepted.
Sigara içmenin sağlık için zararlı olduğu apaçık.It goes without saying that smoking is bad for the health.