Ana içeriğe geç
Sözlük

olduğu ile cümle

olduğu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tom bu fiyatın makul olduğunu düşünüyor.Tom thinks this price is reasonable.
Tom Mary'nin yaptığı yemeklerin genellikle çok baharatlı olduğunu düşünüyor.Tom thinks the food Mary makes is usually too spicy.
Tom Mary'nin sağduyudan yoksun olduğunu düşünüyor.Tom thinks Mary lacks common sense.
Tom Mary'nin gerçekten sıkışmış olduğunu düşünüyor.Tom thinks Mary is really stuck up.
Tom Mary'nin biraz tombul olduğunu düşünüyor.Tom thinks Mary is a bit chubby.
Tom Mary'nin neler olduğu hakkında bir ipucu olmadığını düşünüyor.Tom thinks Mary doesn't have an inkling of what's going on.
Tom Mary'nin ölmesinin kendi hatası olduğunu düşünüyor.Tom thinks it's his fault that Mary died.
Tom, onun iyi bir deneyim olduğunu düşünüyor.Tom thinks it was a good experience.
Tom onun kadınlara Allahın bir armağanı olduğunu düşünüyor.Tom thinks he's God's gift to women.
Tom Mary'nin favori müzisyeninin kim olduğunu bildiğini düşünüyor.Tom thinks he knows who Mary's favorite musician is.
Tom neler olduğunu bildiğini düşünüyor.Tom thinks he knows what's going on.
Tom herhangi bir şeyin mümkün olduğunu düşünüyor.Tom thinks anything's possible.
Tom yiyemeyecek kadar çok yorgun olduğunu söyleyerek akşam yemeğini geçiştirdi.Tom skipped dinner saying he was too tired to eat.
Tom kaç para harcamak zorunda olduğumuzu tam olarak bilmeli.Tom should know exactly how much money we have to spend.
Tom ne olduğunu Mary'ye söylemek için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to tell Mary what happened.
Tom hatalı olduğu ihtimalini düşünmeye bile isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to even consider the possibility that he is wrong.
Tom onun kredi kartlarını çalanın Mary olduğuna inanmak için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to believe that Mary was the one who stole his credit cards.
Tom Mary'nin ondan daha iyi bir yüzücü olduğunu onaylamak için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to acknowledge that Mary is a better swimmer than he is.
Tom bunun onun yapabileceği en iyi şey olduğunu söylüyor.Tom says this is the best he can do.
Tom kesinlikle gerekli olduğunda yemin ettiğini söylüyor.Tom says that he only swears when it is absolutely necessary.
Tom Mary'nin yazılı bir özür sunmak zorunda olduğunu söyledi.Tom said that Mary had to submit a written apology.
Tom, John'un Harvard'dan ne zaman mezun olduğunu Mary'nin bildiğini düşündüğünü söyledi.Tom said that he thought Mary knew when John had graduated from Harvard.
Tom başka bir şey yapamayacak kadar yorgun olduğunu söyledi.Tom said he was just too tired to do anything else.
Tom Mary ile temasa geçmesinin gerekli olduğunu söyledi.Tom said he needed to get in touch with Mary.
Tom Mary'nin ne kadar aptal olduğunu söyleme dürtüsüne direndi.Tom resisted the impulse to tell Mary what an idiot she had been.
Tom oğlunun hâlâ canlı olduğu ihtimalini gözardı etmeyi reddetti.Tom refused to rule out the possibility that his son was still alive.
Tom gitme zamanı olduğunu fark etti.Tom realized it was time to go.
Tom onun niçin orada olduğunu bilmiyormuş gibi davrandı.Tom pretended not to know why he was there.
Tom yaptığının yanlış olduğunu bilmiyormuş gibi davrandı.Tom pretended not to know that what he had done was wrong.
Tom ne olduğunu öğrenmeyi planlıyor.Tom plans to find out what's going on.
Tom şimdi söylediğinin söylenecek yanlış şey olduğunu biliyor.Tom now knows that what he said was the wrong thing to say.
Tom ne olduğu hakkında duymuş olmalı.Tom must have heard about what happened.
Tom Mary'ye âşık olduğu gerçeğini saklama girişiminde bulunmadı.Tom made no attempt to hide the fact that he was in love with Mary.
Tom Mary'nin masum olduğunu ikna etme girişiminde bulunmadı.Tom made no attempt to convince Mary that he was innocent.
Saat 2.30'a kadar niçin işi bitirtmek zorunda olduğumuzu Tom gayet net açıkladı.Tom made it quite clear why we had to have the job finished by 2:30.
Tom neye ihtiyacı olduğunu oldukça netleştirdi.Tom made it quite clear what he needed.
Tom Mary'yi sadece olduğu gibi seviyor.Tom likes Mary just the way she is.
Tom sorunun ne olduğunu biliyor.Tom knows what the problem is.
Tom, Mary'nin John'a âşık olduğunu biliyor.Tom knows Mary's in love with John.
Tom katilin kim olduğunu biliyordu.Tom knew who the killer was.
Tom çocuk hırsızlarının kim olduğunu biliyordu.Tom knew who the kidnappers were.
Tom Mary'nin aklında bir şey olduğunu biliyordu.Tom knew that something was on Mary's mind.
Tom Mary'nin araba süremeyecek kadar yaşlı olduğuna ikna etmenin zor olacağını biliyordu.Tom knew it was going to be tough to convince Mary that she was too old to drive.
Tom ağzını kapalı tuttu ve ne olduğunu kimseye söylemedi.Tom kept his mouth shut and didn't tell anyone what had happened.
Tom ne kadar meşgul olduğunu herkese söylemeye devam ediyor.Tom keeps telling everyone how busy he is.
Tom sadece işleri olduğu gibi kabul etmek zorunda kaldı.Tom just had to accept things the way they were.
Tom Mary'nin olduğunu düşündüğü kadar kötü değildir.Tom isn't as bad as Mary thinks he is.
Tom çeviri yaparken yardıma ihtiyacı olduğu gerçeğini kabul etmek istemiyor.Tom is unwilling to accept the fact that he needs help when translating.
Tom şimdiye kadar sahip olduğumuz en iyi eleman.Tom is the best employee we've ever had.
Tom müzik söz konusu olduğunda, görünüşe göre bir tür dahidir.Tom is apparently some kind of genius when it comes to music.
Tom Mary'nin söylediğinin doğru olduğunu umuyor.Tom hopes what Mary said is true.
Tom Mary'nin hastanede olduğunu duydu.Tom heard Mary was in the hospital.
Tom Mary'nin iyi bir öğretmen olduğunu duydu.Tom heard Mary was a good teacher.
Tom Mary'nin sadece bir kız bebeği olduğunu duydu.Tom heard Mary just had a baby girl.
Tom Mary'nin sahip olduğu araba gibi bir arabada asla bulunmadı.Tom has never been in a car like the one Mary owns.
Tom'un Mary'nin sahip olduğundan çok daha fazla deneyimi var.Tom has much more experience than Mary does.
Tom'un benim sahip olduğumdan daha çok parası var.Tom has more money than I do.
Tom üniversiteden mezun olduğundan beri bir çevirmen olarak çalışmaktadır.Tom has been working as a translator ever since he graduated from college.
Tom'un Mary'nin olduğu kadar çok burada olma hakkı var.Tom has as much right to be here as Mary does.
Tom Mary'nin nasıl biri olduğunu hatırlamada güçlük çekiyordu.Tom had trouble remembering what Mary looked like.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod