Ana içeriğe geç
Sözlük

olduğu kadar ile cümle

olduğu kadar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
İki yönü mesajı avutucu olduğu kadar çılgınca da.Die Doppelbotschaft ist so tröstlich wie verrückt.
İki yönü mesajı avutucu olduğu kadar çılgınca da.Dublul mesaj e pe cât de încurajator, pe atât de nebunesc.
İki yönü mesajı avutucu olduğu kadar çılgınca da.El mensaje gemelo es tan reconfortante como demencial.
İki yönü mesajı avutucu olduğu kadar çılgınca da.Il doppio messaggio è tanto confortante quanto pazzesco.
İki yönü mesajı avutucu olduğu kadar çılgınca da.Jak je toto dvojité poselství šílené, tak je uklidňující.
İki yönü mesajı avutucu olduğu kadar çılgınca da.이 쌍둥이 메시지는 위로가 되면서 한편으론 미친 것이에요.
İki yönü mesajı avutucu olduğu kadar çılgınca da.Le double message est aussi réconfortant qu'il est dingue.
İki yönü mesajı avutucu olduğu kadar çılgınca da.Pesan ganda tersebut menenangkan sekaligus gila.
İki yönü mesajı avutucu olduğu kadar çılgınca da.Samengevoegd is deze boodschap geruststellend maar ook idioot.
İki yönü mesajı avutucu olduğu kadar çılgınca da.Ten podwójny przekaz jest tak kojący, jak i szaleńczy.
İki yönü mesajı avutucu olduğu kadar çılgınca da.Tento rozpoltený odkaz je rovnako upokojujúci ako je šialený.
İki yönü mesajı avutucu olduğu kadar çılgınca da.Το δίδυμο αυτό μήνυμα είναι τόσο καθησυχαστικό όσο και τρελό.
İki yönü mesajı avutucu olduğu kadar çılgınca da.Това двойствено съобщение е толкова успокояващо, колкото е и лудо.
İki yönü mesajı avutucu olduğu kadar çılgınca da.Цей подвійний меседж такий самий втішний, як і божевільний.
İki yönü mesajı avutucu olduğu kadar çılgınca da.Этот двойной посыл столь же утешителен, сколь и безумен:
İki yönü mesajı avutucu olduğu kadar çılgınca da.שני המסרים מנחמים בה-במידה שהם מטורפים.
İki yönü mesajı avutucu olduğu kadar çılgınca da.ان الرسالتين .. هما رسالتين تثيران الغضب .. والارتياح
İki yönü mesajı avutucu olduğu kadar çılgınca da.「ついに限界に達してしまったのではないかと
İlki, psikolojinin tıpkı insanın zayıf taraflarıyla olduğu kadar güçlü taraflarıyla da ilgilenmesi gerektiği.Das erste ist, dass Psychologie sich ebenso mit menschlichen Stärken wie Schwächen befassen sollte.
İlki, psikolojinin tıpkı insanın zayıf taraflarıyla olduğu kadar güçlü taraflarıyla da ilgilenmesi gerektiği.Det första är att psykologi borde bry sig lika mycket om mänsklig styrka som svaghet.
İlki, psikolojinin tıpkı insanın zayıf taraflarıyla olduğu kadar güçlü taraflarıyla da ilgilenmesi gerektiği.Det første er at psykologi bør være lige så opmærksom på for menneskelig styrke som det er for svaghed.
İlki, psikolojinin tıpkı insanın zayıf taraflarıyla olduğu kadar güçlü taraflarıyla da ilgilenmesi gerektiği.Először is az, hogy a pszichológia legalább annyit foglalkozzon az egyén erősségeivel, mint a gyengeségeivel.
İlki, psikolojinin tıpkı insanın zayıf taraflarıyla olduğu kadar güçlü taraflarıyla da ilgilenmesi gerektiği.El primero es que la psicología debe ocuparse tanto de las debilidades humanas como de sus fortalezas.
İlki, psikolojinin tıpkı insanın zayıf taraflarıyla olduğu kadar güçlü taraflarıyla da ilgilenmesi gerektiği.Ensimmäinen on se, että psykologia on kiinnostunut niin ihmisten vahvuuksista kuin heikkouksista.
İlki, psikolojinin tıpkı insanın zayıf taraflarıyla olduğu kadar güçlü taraflarıyla da ilgilenmesi gerektiği.첫째 심리학이 관심을 쏟아야 할 것은 약점에 대한 것만큼, 강점에 대한 것이어야 합니다.
İlki, psikolojinin tıpkı insanın zayıf taraflarıyla olduğu kadar güçlü taraflarıyla da ilgilenmesi gerektiği.Le premier est de faire en sorte que la psychologie s'intéresse autant aux atouts qu'aux faiblesses humaines.
İlki, psikolojinin tıpkı insanın zayıf taraflarıyla olduğu kadar güçlü taraflarıyla da ilgilenmesi gerektiği.Pertama, Psikologi harus memperhatikan kekuatan manusia sama seperti memperhatikan kelemahannya.
İlki, psikolojinin tıpkı insanın zayıf taraflarıyla olduğu kadar güçlü taraflarıyla da ilgilenmesi gerektiği.Po pierwsze, psychologia powinna w równym stopniu skupiać się na ludzkich zaletach, jak na słabościach.
İlki, psikolojinin tıpkı insanın zayıf taraflarıyla olduğu kadar güçlü taraflarıyla da ilgilenmesi gerektiği.Primul este că psihologia trebuie să fie la fel de preocupată de valorile umane, ca de slăbiciunile umane.
İlki, psikolojinin tıpkı insanın zayıf taraflarıyla olduğu kadar güçlü taraflarıyla da ilgilenmesi gerektiği.Prvi cilje je, da bi moralo biti psihologijo zanimati tako človeške moči kot človeške šibkosti.
İlki, psikolojinin tıpkı insanın zayıf taraflarıyla olduğu kadar güçlü taraflarıyla da ilgilenmesi gerektiği.Thứ nhất đó là tâm lý học nên quan tâm đến sức mạnh của con người như nó đã quan tâm đến những điểm yếu.
İlki, psikolojinin tıpkı insanın zayıf taraflarıyla olduğu kadar güçlü taraflarıyla da ilgilenmesi gerektiği.Za prvé by se psychologie měla zabývat lidskou silou stejně jakou lidskou slabostí.
İlki, psikolojinin tıpkı insanın zayıf taraflarıyla olduğu kadar güçlü taraflarıyla da ilgilenmesi gerektiği.Ο πρώτος είναι η ψυχολογία να ενδιαφέρεται εξίσου, τόσο με την ανθρώπινη δύναμη, όσο και με την αδυναμία.
İlki, psikolojinin tıpkı insanın zayıf taraflarıyla olduğu kadar güçlü taraflarıyla da ilgilenmesi gerektiği.Първата е, че психологията би трябвало да е точно толкова загрижена за човешката сила, както и за слабостта.
İlki, psikolojinin tıpkı insanın zayıf taraflarıyla olduğu kadar güçlü taraflarıyla da ilgilenmesi gerektiği.הראשונה היא שהפסיכולוגיה תתעניין בחוזקות של האדם בדיוק כמו שהיא מתעניינת בחולשותיו.
İlki, psikolojinin tıpkı insanın zayıf taraflarıyla olduğu kadar güçlü taraflarıyla da ilgilenmesi gerektiği.أولا أن علم النفس يجب أن يكون معنياً بالقوة البشرية والضعف البشرى بنفس القدر.
İlki, psikolojinin tıpkı insanın zayıf taraflarıyla olduğu kadar güçlü taraflarıyla da ilgilenmesi gerektiği.関心を向けるべきであるということ 傷を回復することと同じように 長所を伸ばすことにも関心を向けるべきです
İş sözleşmesinde anlaşılmış olduğu kadar çalışılır.Man arbetar de timmar som står i anställningsavtalet.
İş sözleşmesinde anlaşılmış olduğu kadar çalışılır.On travaille conformément à ce qui est convenu dans le contrat de travai.
İş sözleşmesinde anlaşılmış olduğu kadar çalışılır.Por el contrario, se suele trabajar tal como se establece en el contrato de trabajo.
İş sözleşmesinde anlaşılmış olduğu kadar çalışılır.Töitä tehdään sen verran kuin työsopimuksessa on sovittu.
İş sözleşmesinde anlaşılmış olduğu kadar çalışılır.Работник отрабатывает то количество часов, которое установлено трудовым соглашением.
İş sözleşmesinde anlaşılmış olduğu kadar çalışılır.يتم تأدية العمل بقدر ما تم الاتفاق عليه في عقد العمل.
Kardeş kuşkusuz, her şeyi beceriksizlik olduğu kadar örtbas etmeye çalıştıA nővére ugyan megpróbálta eltussolni a félszeg mindent, mint
Kardeş kuşkusuz, her şeyi beceriksizlik olduğu kadar örtbas etmeye çalıştı언니보다시피 모든 어색함만큼을 충당하기 위해 노력해
Kardeş kuşkusuz, her şeyi beceriksizlik olduğu kadar örtbas etmeye çalıştıהאחות אמנם ביקש לכסות על המבוכה של דבר ככל
Kardeş kuşkusuz, her şeyi beceriksizlik olduğu kadar örtbas etmeye çalıştıشقيقة المسلم سعى للتغطية على كل شيء من الاحراج بقدر
Kardeş kuşkusuz, her şeyi beceriksizlik olduğu kadar örtbas etmeye çalıştı時間が経って、可能な限り、そして、彼女は自然にそれで多くの成功を得た。
Ki bu bile saçma, çünkü Bolivya'da da burada olduğu kadar çok eşcinsel var aslında.볼리비아에서는 자신처럼 동성애혐오 사상을 선동하는 사람들이 많기 때문에
Ki bu bile saçma, çünkü Bolivya'da da burada olduğu kadar çok eşcinsel var aslında.وهو بالطبع شيء سخيف، كما في بوليفيا ، لان هناك الكثير هنا ايضا،
Ki bu bile saçma, çünkü Bolivya'da da burada olduğu kadar çok eşcinsel var aslında.ボリビアの同性愛者達が、身を隠すのみで自分たちの人生を自由に生きることも出来ないのは、
Komik olduğu kadar, şimdi bunu dillendirdiğimize göre bu tartışmayı daha önce konuşmuş olsaydık,이제는 이 사건이 우스운 일 같지만 사실, 이 논란이 있기 전에 이 일에 대해 이야기를 나누었다면
Komik olduğu kadar, şimdi bunu dillendirdiğimize göre bu tartışmayı daha önce konuşmuş olsaydık,נשמע מצחיק לומר ולקרוא את זה עכשיו -- אבל למעשה, אם היינו מדברים על זה לפני הקונספירציה הזו,
Komik olduğu kadar, şimdi bunu dillendirdiğimize göre bu tartışmayı daha önce konuşmuş olsaydık,مضحك كما يبدو ، ابحث عنه واقرا عنه الأن حقيقة لو تكلمنا عنه قبل هذا الخلاف
Komik olduğu kadar, şimdi bunu dillendirdiğimize göre bu tartışmayı daha önce konuşmuş olsaydık,この論争が起きる前に この話が持ち上がっていれば 私は反対していたでしょう
Kullanılan belleği mümkün olduğu kadar düşük tutar (Düşük bellekli sistemler için)A memóriahasználat minimalizálása. Az újrafelhasználás kikapcsolása. (Kevés memóriájú gépeknél ajánlott.)
Kullanılan belleği mümkün olduğu kadar düşük tutar (Düşük bellekli sistemler için)Čimmanj hrani v pomnilniku. Nič ne uporablja znova. (Za sisteme z malo pomnilnika.)
Kullanılan belleği mümkün olduğu kadar düşük tutar (Düşük bellekli sistemler için)Conserve le minimum possible de mémoire utilisée. Ne réutilise rien (pour les systèmes ayant peu de mémoire).
Kullanılan belleği mümkün olduğu kadar düşük tutar (Düşük bellekli sistemler için)Håller använt minne så litet som möjligt. Återanvänd ingenting. (För system med lite minne.)
Kullanılan belleği mümkün olduğu kadar düşük tutar (Düşük bellekli sistemler için)Holder hukommelsesforbruget så lavt som muligt. Genbrug ikke noget. (For systemer med lidt hukommelse.)
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod