olduğu gibi ile cümle

olduğu gibi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
11
ORT. KELİME
Ancak, cinsiyetler arasında olduğu gibi,Il existe toutefois des différences entre les sexes et entre les États membres.
Ancak, cinsiyetler arasında olduğu gibi,Sukupuolten ja jäsenvaltioiden välillä on kuitenkin eroja.
Ancak, cinsiyetler arasında olduğu gibi,Ωστόσο, υπάρχουν διαφοροποιήσεις τόσο μεταξύ των φύλων όσο και μεταξύ των κρατών μελών.
Ancak, cinsiyetler arasında olduğu gibi,Като обаче съществуват разлики според пола, както и между различните страни членки на ЕС.
Arap Baharı'nda olduğu gibi,Al igual que en la primavera árabe, durante las recientes elecciones en el Congo,
Arap Baharı'nda olduğu gibi,Comme pour le printemps Arabe,
Arap Baharı'nda olduğu gibi,'아랍의 봄' 때 처럼
Arap Baharı'nda olduğu gibi,בדומה לאביב הערבי,
Arap Baharı'nda olduğu gibi,كما هو الحال مع الربيع العربي،
Arap Baharı'nda olduğu gibi,最近のコンゴの選挙期間中には
Araziyi aldığımızda, bütün bölgemde olduğu gibi yarısından daha az kısmı yağmur ormanıydı.땅을 물려받고 나서 보니 열대 우림 지역은 전체 면적의 0.5%도 안되더군요.
Araziyi aldığımızda, bütün bölgemde olduğu gibi yarısından daha az kısmı yağmur ormanıydı.Als wir das Land nun bekamen, gab es nicht mal ein halbes Prozent Regenwald, genau so wie in der Umgebung.
Araziyi aldığımızda, bütün bölgemde olduğu gibi yarısından daha az kısmı yağmur ormanıydı.Când l-am primit, pădurea era mai puțin de 0,5% la fel ca în toată regiunea.
Araziyi aldığımızda, bütün bölgemde olduğu gibi yarısından daha az kısmı yağmur ormanıydı.Cuando recibimos la tierra, era menos de la mitad en porcentaje de bosque tropical, como en toda mi región.
Araziyi aldığımızda, bütün bölgemde olduğu gibi yarısından daha az kısmı yağmur ormanıydı.Gdy ziemia trafiła do nas, lasy tropikalne stanowiły tam mniej niż 0,5% Podobnie było w całym regionie.
Araziyi aldığımızda, bütün bölgemde olduğu gibi yarısından daha az kısmı yağmur ormanıydı.Když jsme tu zem dostali, deštný prales tvořil jen půl procenta, tak jako v celém našem regionu.
Araziyi aldığımızda, bütün bölgemde olduğu gibi yarısından daha az kısmı yağmur ormanıydı.Khi tôi nhận đất, nó chỉ còn dưới 0.5% là rừng nhiệt đới , giống như trên toàn khu vực của tôi.
Araziyi aldığımızda, bütün bölgemde olduğu gibi yarısından daha az kısmı yağmur ormanıydı.Mikor miénk lett a föld, ez kevesebb mint fél százalékra csökkent, mint ahogy az egész régiónkban.
Araziyi aldığımızda, bütün bölgemde olduğu gibi yarısından daha az kısmı yağmur ormanıydı.Quando a recebemos, era menos de 0,5% de floresta tropical, assim como o resto da região.
Araziyi aldığımızda, bütün bölgemde olduğu gibi yarısından daha az kısmı yağmur ormanıydı.Toen we het land kregen was daar nog minder dan een half procent van over, net zoals in de hele streek.
Araziyi aldığımızda, bütün bölgemde olduğu gibi yarısından daha az kısmı yağmur ormanıydı.Όταν πήραμε τη γη, ήταν λιγότερο από μισό τοις εκατό τροπικό δάσος, όπως και όλη η περιοχή μου.
Araziyi aldığımızda, bütün bölgemde olduğu gibi yarısından daha az kısmı yağmur ormanıydı.Когда мы получили землю, дождевых лесов осталось менее половины процента, как и во всём регионе.
Araziyi aldığımızda, bütün bölgemde olduğu gibi yarısından daha az kısmı yağmur ormanıydı.Коли ж ми отримали землю, то тропічних лісів було менше, ніж пів відсотка, як і в цілому моєму регіоні.
Araziyi aldığımızda, bütün bölgemde olduğu gibi yarısından daha az kısmı yağmur ormanıydı.כשקבלנו את האדמה פחות מחצי אחוז ממנה היה יער גשם, וזה היה המצב גם באזור כולו.
Araziyi aldığımızda, bütün bölgemde olduğu gibi yarısından daha az kısmı yağmur ormanıydı.وعندما أستلمنا هذه الأرض كان أقل من النصف منها هي غابات مطرية مثل جميع منطقتي.
Araziyi aldığımızda, bütün bölgemde olduğu gibi yarısından daha az kısmı yağmur ormanıydı.熱帯雨林は0.5%にも 満たなかったのです 周辺はどこも同じ状況でした ブラジルでは開発の結果 -
Ardından Yeşu yasanın tümünü, kutsama ve lanetle ilgili bölümleri Yasa Kitabında yazılı olduğu gibi okudu.A potom četl všecka slova zákona, požehnání i zlořečení, tak jakž psáno jest v knize zákona.
Ardından Yeşu yasanın tümünü, kutsama ve lanetle ilgili bölümleri Yasa Kitabında yazılı olduğu gibi okudu.Darnach ließ er ausrufen alle Worte des Gesetzes vom Segen und Fluch, wie es geschrieben steht im Gesetzbuch.
Ardından Yeşu yasanın tümünü, kutsama ve lanetle ilgili bölümleri Yasa Kitabında yazılı olduğu gibi okudu.Ðoạn , Giô-suê đọc hết các lời luật_pháp , sự chúc lành và sự chúc dữ , y_như đã chép trong sách luật_pháp .
Ardından Yeşu yasanın tümünü, kutsama ve lanetle ilgili bölümleri Yasa Kitabında yazılı olduğu gibi okudu.Ðoạn, Giô-suê đọc hết các lời luật pháp, sự chúc lành và sự chúc dữ, y như đã chép trong sách luật pháp.
Ardından Yeşu yasanın tümünü, kutsama ve lanetle ilgili bölümleri Yasa Kitabında yazılı olduğu gibi okudu.Jozua las daarna het volk alle zegeningen en vervloekingen voor, die in het wetboek staan opgetekend.
Ardından Yeşu yasanın tümünü, kutsama ve lanetle ilgili bölümleri Yasa Kitabında yazılı olduğu gibi okudu.그 후에 여호수아가 무릇 율법책에 기록된 대로 축복과 저주하는 율법의 모든 말씀을 낭독하였으니
Ardından Yeşu yasanın tümünü, kutsama ve lanetle ilgili bölümleri Yasa Kitabında yazılı olduğu gibi okudu.Potom čítal všetky slová zákona, požehnanie i zlorečenie, všetko tak, ako je napísané v knihe zákona.
Ardından Yeşu yasanın tümünü, kutsama ve lanetle ilgili bölümleri Yasa Kitabında yazılı olduğu gibi okudu.Så oplæste han alle Lovens Ord, Velsignelsen og Forbandelsen, alt som det var skrevet i Lovbogen;
Ardından Yeşu yasanın tümünü, kutsama ve lanetle ilgili bölümleri Yasa Kitabında yazılı olduğu gibi okudu.И потом прочитал Иисус все слова закона, благословение и проклятие, как написано в книге закона;
Ardından Yeşu yasanın tümünü, kutsama ve lanetle ilgili bölümleri Yasa Kitabında yazılı olduğu gibi okudu.ואחרי כן קרא את כל דברי התורה הברכה והקללה ככל הכתוב בספר התורה׃
Ardından Yeşu yasanın tümünü, kutsama ve lanetle ilgili bölümleri Yasa Kitabında yazılı olduğu gibi okudu.وبعد ذلك قرأ جميع كلام التوراة البركة واللعنة حسب كل ما كتب في سفر التوراة.
Ardından Yeşu yasanın tümünü, kutsama ve lanetle ilgili bölümleri Yasa Kitabında yazılı olduğu gibi okudu.隨 後 約 書 亞 將 律 法 上 祝 福 咒 詛 的 話 、 照 著 律 法 書 上 一 切 所 寫 的 、 都 宣 讀 了 一 遍
Ardından Yeşu yasanın tümünü, kutsama ve lanetle ilgili bölümleri Yasa Kitabında yazılı olduğu gibi okudu.隨後 約書亞將 律法 上 祝福 咒詛 的 話 、 照著 律法 書 上 一切 所 寫 的 、 都 宣讀 了 一 遍
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Ako napríklad Arktída, kde práve teraz máme šancu urobiť správnu vec.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Áreas tales como el Ártico -- tenemos la oportunidad, ahora mismo, de hacerlo bien.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Bijvoorbeeld het Arctische gebied -- we hebben nu een kans om het goed te doen.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Como o Ártico, temos agora mesmo uma hipótese de acertar.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Cum ar fi Arcticul -- avem o singură şansă, chiar acum, să facem dreptate.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.북극처럼, 그것을 바로 잡을 수 있는 단 한번의 기회가 우리에겐 있습니다.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Kuten Arktiksella -- meillä on ainoa mahdollisuus, juuri nyt, korjata tilanne.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.L'Arctique en fait partie -- nous avons une chance et une seule, maintenant, d'agir dans le bon sens.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Mint az Északi-sark esetében egy esélyünk van, pont most, hogy helyrehozzuk.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Per esempio, l'Artico -- abbiamo un'unica possibilità, in questo momento, di fare la cosa giusta.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Så som Arktis, vi har en chans, och det är nu, att ställa saker till rätta.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Sebagai contoh, di Arktik -- kita punya satu kesempatan, saat ini, untuk meperbaikinya.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Ví dụ như Bắc Cực -- chúng ta có một cơ hội duy nhất, ngay bây giờ, để làm những điều đúng.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Vzemimo Arktiko -- prav zdaj imamo možnost, da jo obvarujemo.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Weźmy Arktykę. Mamy tylko jedną szansę, by naprawić tam sytuację -- teraz.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Zum Beispiel die Arktis - wir haben genau eine Chance, um das Richtige zu machen. Und zwar genau jetzt.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Όπως στην Αρκτική - έχουμε μια ευκαιρία, τώρα, να τα καταφέρουμε.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Като например Арктика - сега имаме единствен шанс да оправим нещата.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.Такие как Арктика -- у нас есть один шанс - исправить всё прямо сейчас.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.כמו הקוטב הצפוני -- יש לנו סיכוי אחד, עכשיו, לתקן את הדברים.
Arktik'te olduğu gibi, tam şimdi, doğruyu yapmak için bir tek şansımız var.مثل القطب الشمالي-- لدينا فرصة واحدة، الآن، لنستثمرها.

İlgili Sayfalar