olduğu gibi ile cümle
olduğu gibi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
11
ORT. KELİME
Ceset olduğu gibi bırakılarak, mezar kapatıldı.Pri graditvi nove bazilike so njegovo grobnico razdrli.
Zimmete para geçirmede olduğu gibi.Drugače pa je npr. pri denarju.
Uygulamalarda olduğu gibi işletim sistemlerinde de sıklıkla yamalar sağlanmaktadır.Pogosto so v operacijskih sistemih tudi luknje.
Dini inanç olarak çoğunluk Roma Katoliği olduğu gibi Protestanlar da mevcuttur.Po veroizpovedi prevladujejo protestanti, največ katolikov je ne Severnem Irskem.
Ön farlar önceki nesillerde olduğu gibi yuvarlaktı.Voditelja sta bila tako kot v prvi sezoni.
Teşhis ve tedavi metotlarını olduğu gibi kendi başına geliştirmişti.Priporočal jo je tako diagnostične kot tudi terapevtske namene.
Parçalar genel olarak diğer Punk örneklerinde olduğu gibi kısa sürelidir.Večina skladb je kratkih, kot je za punk značilno.
Ancak Arapların kullandıkları aruz ölçüsünü olduğu gibi kabul etmediler.Takšen smodnik so uporabljali že Arabci.
Eşcinsel haklarında olduğu gibi.Homoseksualų teisės.
İtalya'da da Almanya'da olduğu gibi faşist hareketler yasaklanmıştır.Vokietijoje ir Italijoje atsirado fašistiniai judėjimai.
Ülke içerisinde olduğu gibi Kigali'de de trafik sağ şeritten akmaktadır.Švedijoje, kaip ir visose aplinkinėse kaimyninėse šalyse, vairuojama dešinėje kelio pusėje.
Bazılarını olduğu gibi Türkçeye çevirdiler, bunlar da tuttu.Šie sukėlė daug problemų tiek graikams, tiek persams.
Müsabaka Judo'da olduğu gibidir fakat kurallar ve üniformada bazı farklılıklar gösterir.Rungtynės panašios į dziudo, bet skiriasi tiek taisyklės, tiek protokolas bei uniforma.
Diğer beldelerde olduğu gibi bu enklavda da nüfus, cıvardan gelen mültecîleri kabul ettiğinden artmaktaydı.Kaip ir kitose Suvalkijos vietose čia aktyvūs buvo knygnešiai, nes gyventojai juos palaikė.
Diğer ahşap mayınlarda olduğu gibi kullanım ömürleri çok kısadır.Kaip ir kitų juodųjų burtininkų, jo gyvenimo laikas yra ribotas.
İnsanın iç dünyasını kendi mantıkî gerçekliği içinde olduğu gibi sunmaya çalışır.Pasisavinimas sąlygoja tai, kad dorovinis žmogaus siekimas glūdi pačiuose jo prigimtiniuose polinkiuose.
Bunun dışında günümüzde olduğu gibi asla düğünlerde ve benzer eğlencelerde dönülmez.Niekada nebuvo ir niekada nebus kitos tokios akimirkos, kaip ši.
Sırbistan, federal Yugoslavya içinde coğrafi alan olarak en büyük olduğu gibi, siyasi olarak da merkezî idi.Vėliau – ir federaliniu lygiu iki pat reikšmingiausio politinio posto Vokietijoje – tapo Bundeskancleriu.
Yarışma 2008 yılından bu yana olduğu gibi iki yarı final ve bir büyük finalden oluşacaktır.Konkursą sudarė du pusfinaliai ir finalas, toks formatas taikomas nuo 2008 metų.
Venedik kiliselerinin çoğunda olduğu gibi, dış kısım oldukça düzdür.Kaip ir dauguma Lietuvos malūnų, Vencavų malūnas yra ketursparnis.
Bunun için her zaman olduğu gibi efsanelere başvuruldu.Savo pašaukimu visada laikė literatūrą.
Her marinada olduğu gibi teknenin sınırlı hizmetleri vardır.Laivuose gardemarinai tarnaudavo kaip jūrininkai.
Odayı olduğu gibi bırak.Palik kambarį taip, kaip jis buvo.
Kolların, bacakların ve vücudun birlikte ahengi ritmik olmalıdır, hareketli bir yürüyüşte olduğu gibi.Liikumine kätes, jalgades ja kehas on rütmiliselt rääkides, üpris sarnased kiirkõnnile.
2000 ve 2003 yıllarında olduğu gibi üçüncü .2000. ja 2003. aastal oli ta edetabelis teine.
Her iki ülke de 1961'den beri olduğu gibi OECD'nin tam üyeleridir.Ta oli Eesti Heliloojate Liidu liige alates 1962. aastast.
Her yerde olduğu gibi dedikodu oldukça yüksektir.Rändrahne on igal pool rohkesti.
Tıpkı benim bedenimin başkası için olduğu gibi.Inimene on keha nagu teisedki asjad.
Puan sistemi geçen yılda olduğu gibidir.Õied moodustuvad eelmise aasta võrsetel.
Her şeyi olduğu gibi kabul et.Mõtle kuidas soovid, kuid käitu nagu teised (kõik).
DNA sentezinde olduğu gibi transkripsiyonda da RNA sentezi 5' → 3'doğrultusunda ilerler.Nagu DNA replikatsioonil, loetakse ka transkriptsioonil DNA-d 3'→5' suunas.
Buranın özelliği Sedir Adası'nda olduğu gibi altın sarısı kumlarıdır.Paiküla kivikalmed on muistsed kivikalmed Saare maakonnas Saaremaa vallas Paikülas.
Statükoyu sürdürmek var olan durumu olduğu gibi korumak anlamına gelir."Säilitada status quo" tähendab jätta kõik nii, nagu on.
Kulüp, Barcelona kulüp üyelerine aittir ve limited şirketlerde olduğu gibi başkanı oylama ile seçerler.Barcelona jalgpalliklubi omavad klubiliikmed, kes valivad ka presidendi.
(Örneğin Delos'un evinde olduğu gibi.)(Rawlsil püüavad nad vältida näiteks orjandust.)
Her marinada olduğu gibi teknenin sınırlı hizmetleri vardır.Väikesel töölaeval peab olema kutselistest meremeestest laevapere.
Bayraktaki renkler Mısır, Suriye ve Irak bayraklarında da olduğu gibi Pan-Arabizm'i temsil eden renklerdir.Lipuvärvid on Pan-Araabia traditsioonilised värvid, samad värvid on ka Iraagi, Süüria ja Jeemeni lipul.
17. yüzyılda, bir "doodle" (karalama), Yankee Doodle'da olduğu gibi aptal ya da avanak demekti.17세기에 '두들(doole)' 이란 단어는 얼간이나 바보를 의미했습니다. '양키 두들(Yankee Doodle)' 처럼 말이죠.
17. yüzyılda, bir "doodle" (karalama), Yankee Doodle'da olduğu gibi aptal ya da avanak demekti.Au 17e siècle, un doodle, ou gribouille, était un simplet ou un idiot, comme dans Yankee Doodle.
17. yüzyılda, bir "doodle" (karalama), Yankee Doodle'da olduğu gibi aptal ya da avanak demekti.Di abad ke-17, "doodle", corat-coret, artinya orang bodoh -- seperti dalam istilah Yankee Doodle.
17. yüzyılda, bir "doodle" (karalama), Yankee Doodle'da olduğu gibi aptal ya da avanak demekti.En el siglo XVII, un "doodle" (garabato) era un tonto o un loco, como en Yankee Doodle.
17. yüzyılda, bir "doodle" (karalama), Yankee Doodle'da olduğu gibi aptal ya da avanak demekti.I det 17. århundrede var en 'doodle' en dumrian eller et fjols -- som i 'Yankee Doodle'.
17. yüzyılda, bir "doodle" (karalama), Yankee Doodle'da olduğu gibi aptal ya da avanak demekti.Im 17. Jhd. war ein Doodle ein Einfaltspinsel oder Dummkopf - so wie im Begriff "Yankee Doodle".
17. yüzyılda, bir "doodle" (karalama), Yankee Doodle'da olduğu gibi aptal ya da avanak demekti.In de 17e eeuw was een doedel een onnozele of een dwaas zoals in 'Yankee Doodle'.
17. yüzyılda, bir "doodle" (karalama), Yankee Doodle'da olduğu gibi aptal ya da avanak demekti.No séc. XVII, um rabisco (doodle) era um simplório ou um tolo -- tal como na expressão "Yankee Doodle".
17. yüzyılda, bir "doodle" (karalama), Yankee Doodle'da olduğu gibi aptal ya da avanak demekti.På 17 hundra talet, en "doodle" var en dåre eller en idiot -- som en Yankee Doodle.
17. yüzyılda, bir "doodle" (karalama), Yankee Doodle'da olduğu gibi aptal ya da avanak demekti.V 17. století označovalo toto slovo - v angličtině doodle - prosťáčka, hlupáka - - něco jako Hloupého Honzu.
17. yüzyılda, bir "doodle" (karalama), Yankee Doodle'da olduğu gibi aptal ya da avanak demekti.V 17. storočí bol čmáral hlupák alebo blázon -- tak ako v Yankee Doodle.
17. yüzyılda, bir "doodle" (karalama), Yankee Doodle'da olduğu gibi aptal ya da avanak demekti.Vào thế kỷ 17, từ doodle (vẽ vô định) được xem là ngốc nghếch hay là trò đùa -- như trong Yankee Doodle.
17. yüzyılda, bir "doodle" (karalama), Yankee Doodle'da olduğu gibi aptal ya da avanak demekti.Στο 17ο αιώνα, ως σκαρίφημα, χαρακτηριζόταν ένας αφελής ή ανόητος -- όπως π.χ ένας επιδειξίας.
17. yüzyılda, bir "doodle" (karalama), Yankee Doodle'da olduğu gibi aptal ya da avanak demekti.В 17 веке, слово "doodle" означало "простак" или "дурак" - как в песне Янки Дудл.
17. yüzyılda, bir "doodle" (karalama), Yankee Doodle'da olduğu gibi aptal ya da avanak demekti.През 17-ти век, драсканицата е глупак или тъпак - като в Yankee Doodle. (Име на патриотична песен)
17. yüzyılda, bir "doodle" (karalama), Yankee Doodle'da olduğu gibi aptal ya da avanak demekti.У 17 столітті, doodle був простаком або дурнем - як в пісні Yankee Doodle.
17. yüzyılda, bir "doodle" (karalama), Yankee Doodle'da olduğu gibi aptal ya da avanak demekti.במאה ה17 המילה "Doodle" תיארה פתי או טיפש -- כמו בשיר "Yankee Doodle".
17. yüzyılda, bir "doodle" (karalama), Yankee Doodle'da olduğu gibi aptal ya da avanak demekti.في القرن 17 ، كانت كلمة دودل تعني بسيط أو غبي -- كما هو الحال في يانكي دودل.
17. yüzyılda, bir "doodle" (karalama), Yankee Doodle'da olduğu gibi aptal ya da avanak demekti.ヤンキー・ドゥードゥルという歌がありますね 18世紀には動詞となり
18. yüzyılda rokoko döneminde Fransız Sarayı'nda olduğu gibi yani.É como o artifício da corte francesa no século XVIII, no período rococó.
18. yüzyılda rokoko döneminde Fransız Sarayı'nda olduğu gibi yani.Je to jen o té umělosti.
18. yüzyılda rokoko döneminde Fransız Sarayı'nda olduğu gibi yani.Podobnie wygląda kunszt francuskiego sądu w 18. wieku w okresie Rokoko.
1950'lerde olduğu gibi mi ele alacaksınız sorunu?1950年代のように対処したいですか?