Tahta Knud'un geçişi çok olaylı oldu.Delta Theta Tau would become much more.
Bugün çok olaylı geçti.Today has been eventful.
Fosil kayıtlar, atalarımızın uzun ve olaylı geçmişini ortaya çıkarır.Doing some periods, several of our ancestors coexisted.
Uzun ve olaylı geçmişiyle sanat, Arnavut kimliğinin ve tarihinin önemli bir delilidir.With its long and eventful history, art is an important evidence of Albanian identity and history.
Yaklaşık dört buçuk ay sadrazamlığı olaylı geçti.So waren Lieferzeiten von ca. eineinhalb Jahren die Regel.
O zamanlar olaylı yıllardı.Die Jahre danach verliefen ereignislos.
Bu görevinden olaylı bir şekilde ayrıldı ve uzun süren bir tazminat davası sürdürdü.Er missverstand den Auftrag und hielt ihn für den schon lange erwarteten Abfahrauftrag.
Bu görevinden olaylı bir şekilde ayrıldı ve uzun süren bir tazminat davası sürdürdü.Cette nomination a été négociée pour éviter une procédure judiciaire longue et coûteuse,.
Sadrazamlık dönemi çok olaylı geçti.La diffusion fut très occasionnelle.
Red Bull Racing geçtiğimiz yıl motor tedarikçisi Renault ile sözleşmesini olaylı bir şekilde fesh etti.La Red Bull Racing firma il prolungamento dell'accordo, per la fornitura dei motori, con la Renault.
O zamanlar olaylı yıllardı.И всё-таки это были счастливые годы для меня.
Yaklaşık dört buçuk ay sadrazamlığı olaylı geçti.В течение примерно полутора месяцев соглашение об объединении соблюдалось.
O zamanlar olaylı yıllardı.وكان ذلك الوقت به أعوام حافلة بالأحداث.
Bunun bir sonucu olarak olaylı 1996 1 Mayıs'ında kürsü işgalini gerçekleştirdiler.أي أن الانفجار لا بد وأن يكون قد حدث يوم 1 يناير 2002.
Avrupa'ya açılması ise olaylı oldu.A sua ocorrência na Europa é acidental.
O zamanlar olaylı yıllardı.Het waren toen cruciale jaren.
Bu görevinden olaylı bir şekilde ayrıldı ve uzun süren bir tazminat davası sürdürdü.Zij gingen tegen deze schorsing in beroep, wat opschortend werkt.
Avrupa'ya açılması ise olaylı oldu.Wanneer het aanslaat, komt het alsnog naar Europa.
Red Bull Racing geçtiğimiz yıl motor tedarikçisi Renault ile sözleşmesini olaylı bir şekilde fesh etti.Red Bull Racing przedłużył umowę na dostawę silników od Renault.
Bu görevinden olaylı bir şekilde ayrıldı ve uzun süren bir tazminat davası sürdürdü.Z więzienia wyszedł wcześniej dzięki złożonej apelacji i kaucji.
1968 - Kısmi senato seçimleri olaylı geçti.У 1968 пройшли чергові парламентські вибори.
Sadrazamlık dönemi çok olaylı geçti.Дуже складним був період відбудови.
Bunun bir sonucu olarak olaylı 1996 1 Mayıs'ında kürsü işgalini gerçekleştirdiler.Kvůli tomu musel být 1. dubna 1996 zastaven provoz.
Tahta Knud'un geçişi çok olaylı oldu.Li Kuang-jao utódlása is érdekesen zajlott.
Blanc'ın doğduğu yıllar Fransa için çok olaylıydı.Afrikka oli Brownin huolenaiheena jo varhain.
Bir gün canına tak eder ve hem işinden hem de sevgilisinden olaylı bir şekilde ayrılır.Pludselig finder han sig selv i et kaos, der bringer ham og hans arbejde ud af balance.
FIFA Dünya Kupası, Batı Almanya için oldukça olaylı geçmişti.Piala Dunia FIFA 1974 dilangsungkan di Jerman Barat.
Olaylı bir şekilde araları bozulan 3 tenorun yıllar sonra yaşadıkları olayları anlatıyor.Nó nói về những sự kiện diễn ra sau Dances With Wolves mười một năm.
Sadrazamlık dönemi çok olaylı geçti.瞬息兮邂逅相逢。
Sezon sonunda Alex olaylı bir şekilde takımdan gönderildi.Като цяло може да се каже, че Алекс носи отбора на гърба си през този сезон.
Sadrazamlık dönemi çok olaylı geçti.Минаването е съвсем случайно.
Sadrazamlık dönemi çok olaylı geçti.Vrlo su izražena godišnja doba.
Yaklaşık dört buçuk ay sadrazamlığı olaylı geçti.Tavaline referaat kestis veerand või pool tundi, millele järgnes küsimusi.
Adı, neydi? Juan Antonio Gonzalo. Olaylı bir boşanmaydı ve kadın onu öldürmeye kalkışmıştı.A férfi neve Juan Antonio Gonzalez... ...és volt egy durva válása, a nő meg akarta ölni.
Adı, neydi? Juan Antonio Gonzalo. Olaylı bir boşanmaydı ve kadın onu öldürmeye kalkışmıştı.Îl cheamă Juan Antonio Gonzalo... ... şi a avut un divorţ celebru, iar ea a vrut să-l omoare.
Bugün çok olaylı geçti.Idag har det varit händelserik.
Bugün çok olaylı geçti..<i>היום היה מלא באירועים
Bugün çok olaylı geçti.<i> اليوم كان مليء بالأحداث
Bugün çok olaylı geçti.<i>でも 私がスンジョを好きなのを知ってて告白するなんて
Bugün çok olaylı geçti.Vandaag is er veel gebeurd.
Fosil kayıtlar, atalarımızın uzun ve olaylı geçmişini ortaya çıkarır.Die Fossilgeschichte deckt eine lange und ereignisreiche Abfolge menschlicher Vorfahren auf.
Fosil kayıtlar, atalarımızın uzun ve olaylı geçmişini ortaya çıkarır.El registro fósil revela una larga y accidentada Desfile de ancestros humanos.
Fosil kayıtlar, atalarımızın uzun ve olaylı geçmişini ortaya çıkarır.Fosilné záznamy nám odhaľujú dlhý sprievod plný rôznych dôležitých udalostí pre našich predkov
Fosil kayıtlar, atalarımızın uzun ve olaylı geçmişini ortaya çıkarır.Fosilní nálezy odhalují dlouhou a pestrou přehlídku lidských předků.
Fosil kayıtlar, atalarımızın uzun ve olaylı geçmişini ortaya çıkarır.Fossielen onthullen een lange en veelbewogen parade aan voorouders van de mens.
Fosil kayıtlar, atalarımızın uzun ve olaylı geçmişini ortaya çıkarır.화석은 인간의 조상들의 길고도 많은 일이 있었던 역사를 기록하고 있습니다
Fosil kayıtlar, atalarımızın uzun ve olaylı geçmişini ortaya çıkarır.Những lưu giữ hoá thạch tiết lộ một loạt nhiều tổ tiên loài người mang đầy những sự kiện.
Fosil kayıtlar, atalarımızın uzun ve olaylı geçmişini ortaya çıkarır.The fossil record reveals a long and eventful parade of human ancestors.
Fosil kayıtlar, atalarımızın uzun ve olaylı geçmişini ortaya çıkarır.Znalezione skamieliny zdradzają długą i urozmaiconą defiladę ludzkich przodków.
Fosil kayıtlar, atalarımızın uzun ve olaylı geçmişini ortaya çıkarır.За даними викопних решток ми бачимо довгу та насичену подіями історію людських предків.
Fosil kayıtlar, atalarımızın uzun ve olaylı geçmişini ortaya çıkarır.Познанията за фосилите разкриват дълъг и изпълнен със събития набор от човешки предшественици.
Fosil kayıtlar, atalarımızın uzun ve olaylı geçmişini ortaya çıkarır.يكشف سجل الحفريات عن استعراض طويل وحافل بالأحداث لأجداد الانسان.
Fosil kayıtlar, atalarımızın uzun ve olaylı geçmişini ortaya çıkarır.数世紀の間、複数の祖先がともに存在していました。
Olaylı bir boşanmaydı ve kadın onu öldürmeye kalkışmıştı.Hij had een heftige scheiding... zij probeerde hem te doden, of hij haar.
Olaylı bir boşanmaydı ve kadın onu öldürmeye kalkışmıştı.Il a eu un brûlant divorce, et elle a essayé de le tuer. - Ou il a essayé de la tuer.
Olaylı bir boşanmaydı ve kadın onu öldürmeye kalkışmıştı.- O él intentó matarla. - ¿Qué?
Olaylı bir boşanmaydı ve kadın onu öldürmeye kalkışmıştı. - Yoksa adam mı kadını?أو هو حال أن يقتلها - ماذا ؟-