olasılı ile cümle
olasılı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
A için önsel (prior) olasılığı ve koşullu olasılığı biliyoruz.Sappiamo la probabilità a priori di A, e sappiamo la condizione.
A için önsel (prior) olasılığı ve koşullu olasılığı biliyoruz.Tudjuk "A" feltétel nélküli valószínűségét, és ismerjük a feltételes valószínűséget.
A için önsel (prior) olasılığı ve koşullu olasılığı biliyoruz.Vieme apriórnu pravdepodobnosť pre A, vieme aj závislosť.
A için önsel (prior) olasılığı ve koşullu olasılığı biliyoruz.Wir kennen die A-priori-Wahrscheinlichkeit für A und wir kennen die Bedingung.
A için önsel (prior) olasılığı ve koşullu olasılığı biliyoruz.Známe apriorní pravděpodobnost pro A, a známe závislost.
A için önsel (prior) olasılığı ve koşullu olasılığı biliyoruz.Znamy prawdopodobieństwo a priori A, i znamy warunkowe
A için önsel (prior) olasılığı ve koşullu olasılığı biliyoruz.Нам известна безусловная вероятность для A а также нам известна условная.
A için önsel (prior) olasılığı ve koşullu olasılığı biliyoruz.ידועה לנו הסתברות אפריורית של A, והסתברויות מותנות.
A için önsel (prior) olasılığı ve koşullu olasılığı biliyoruz.条件付き確率も分かります AはBを引き起こす原因で
Alfa'nın bu değeri 2.5 'a eşittir. Ve oluşturacağımız formülle bir saldırının olasılığını tahmin edebilirdik.Y pudimos generar una ecuación que es capaz de predecir la probabilidad de un ataque.
[Ali] 4 bir çarpan 4 bir çarpan ve sonra yapabilirim ve büyük olasılıkla4 er en faktor. . . .
Altı atışta 3 basket yapma olasılığı--aynı mantığı kullanarak bulunur.Pravděpodobnost, že hodím tři koše, stejným způsobem.
Altıda birin olasılığı nedir?Ile to jest 6 nad 1?
Altıda birin olasılığı nedir?Quanto é 6 escolhe 1?
Altıda birin olasılığı nedir?Takže co je 6 nad 1?
Altıda birin olasılığı nedir?Какво дава 6 С 1?
Ama aynı zamanda kahve sıcakken, sıvı sterildir. Bu şekilde koleraya yakalanma olasılığınız yoktur.Ακόμα και όταν είναι ζεστός, το υγρό είναι αποστειρωμένο, δεν θα κολλήσεις χολέρα.
Ama aynı zamanda kahve sıcakken, sıvı sterildir. Bu şekilde koleraya yakalanma olasılığınız yoktur.А еще, кстати, если кофе горячий, то жидкость обеззараживается, и вы вряд ли подхватите холеру.
Ama başarısız olma olasılığının belirgin olduğunu vurguluyor.일류 생존 실패율이 상당히 높다고 말했습니다.
Ama başarısız olma olasılığının belirgin olduğunu vurguluyor.אך אומר כי ההסתברות שנכשל משמעותית.
Ama başarısız olma olasılığının belirgin olduğunu vurguluyor.ولكنّه قال أنّ إحتماليّة فشلنا كبيرة.
Ama başarısız olma olasılığının belirgin olduğunu vurguluyor.私はこのテーマについて長い論文を書きました
Ama bilinçsiz olarak onlara koşullu olasılık oranını verecek gayet karmaşık hesaplamaları yapıyorlar.Ale nevědomě provádějí tyto poměrně složité propočty, které jim poskytnou měřítko podmíněné pravděpodobnosti.
Ama bilinçsiz olarak onlara koşullu olasılık oranını verecek gayet karmaşık hesaplamaları yapıyorlar.Ale nevedomky robia zložité výpočty, ktoré im určia hodnotu podmienenej pravdepodobnosti.
Ama bilinçsiz olarak onlara koşullu olasılık oranını verecek gayet karmaşık hesaplamaları yapıyorlar.그러나 무의식적으로 조건적인 확률 측정을 제시하는 이러한 매우 복잡한 계산을 하고 있습니다.
Ama bilinçsiz olarak onlara koşullu olasılık oranını verecek gayet karmaşık hesaplamaları yapıyorlar.Maar onbewust doen ze die vrij ingewikkelde berekeningen die hun een voorwaardelijke kansberekening opleveren.
Ama bilinçsiz olarak onlara koşullu olasılık oranını verecek gayet karmaşık hesaplamaları yapıyorlar.Vendar nezavedno izvajajo te kar zapletene izračune, ki jim bodo povedali mero pogojne verjetnosti.
Ama bilinçsiz olarak onlara koşullu olasılık oranını verecek gayet karmaşık hesaplamaları yapıyorlar.Але несвідомо, вони роблять ці доволі складні підрахунки, що дають їм вимірювання умовної ймовірності.
Ama bilinçsiz olarak onlara koşullu olasılık oranını verecek gayet karmaşık hesaplamaları yapıyorlar.Но подсознательно они проводят эти сложные вычисления, которые дают им данные по условной вероятности.
Ama bilinçsiz olarak onlara koşullu olasılık oranını verecek gayet karmaşık hesaplamaları yapıyorlar.אבל באופן לא מודע הם עושים חישובים די מסובכים שנותנים להם כלי למדידת ההסתברות המותנית.
Ama bilinçsiz olarak onlara koşullu olasılık oranını verecek gayet karmaşık hesaplamaları yapıyorlar.ولكن دون وعي منهم، يقومون بتلك الحسابات المعقدة للغاية والتي ستعطيهم مقياسا من الاحتمال الشرطي.
Ama bilinçsiz olarak onlara koşullu olasılık oranını verecek gayet karmaşık hesaplamaları yapıyorlar.極めて複雑な計算をして 条件付き確率論を使いこなしているのです もう一つは
Ama biliyoruz ki, bunlar farklı olasılıklar değil. İkisinde de 3 adet tura var.E o que nós precisamos fazer e dizer que eles não são possibilidades diferentes.
Ama biliyoruz ki, bunlar farklı olasılıklar değil. İkisinde de 3 adet tura var.Potrzebujemy wziać poprawkę na to, że tak naprawdę to nie są różne możliwości.
Ama biliyoruz ki, bunlar farklı olasılıklar değil. İkisinde de 3 adet tura var.И това, което трябва да направим, е да приемем, че това не са различни възможности.
Ama biliyoruz ki, bunlar farklı olasılıklar değil. İkisinde de 3 adet tura var.І нам слід сказати, що вони не є різними можливостями.
Ama biliyoruz ki, bunlar farklı olasılıklar değil.우리가 해야 할 일은 이것들이 서로 다르지 않다는 것을 반영하는 것입니다. 우리는
Ama birisi, "Benin kansere yakalanma olasılığım, yaklaşık yüzde 10." dediyse, biz de "Haberler kötü.Але, якщо хтось починав казати: " Ймовірність того, що я захворію на рак є 10 відсотків", а ми у відповідь:
Ama buradaki temel şey şu ki; bu olasılıkları tahmin eder.A fő dolog az, hogy valószínűségeket jósol meg.
Ama buradaki temel şey şu ki; bu olasılıkları tahmin eder.Ale głównie chodzi o to, że przewiduje prawdopodobieństwa.
Ama buradaki temel şey şu ki; bu olasılıkları tahmin eder.Ale hlavní je, že predikuje pravděpodobnost.
Ama buradaki temel şey şu ki; bu olasılıkları tahmin eder.Dar aspectul principal aici este că ea prezice probabilităţile.
Ama buradaki temel şey şu ki; bu olasılıkları tahmin eder.Hauptsache ist jedoch, dass sie Wahrscheinlichkeiten vorhersagt.
Ama buradaki temel şey şu ki; bu olasılıkları tahmin eder.Hlavnou vecou však je, že predpovedá pravdepodobnosti.
Ama buradaki temel şey şu ki; bu olasılıkları tahmin eder.여기서 중요한 점은 양자역학은 확률을 예측한다는 거죠.
Ama buradaki temel şey şu ki; bu olasılıkları tahmin eder.Maar het belangrijkste is dat het kansen voorspelt.
Ama buradaki temel şey şu ki; bu olasılıkları tahmin eder.Mais le point principal ici, c'est qu'elle prédit des probabilités.
Ama buradaki temel şey şu ki; bu olasılıkları tahmin eder.Ma la cosa principale, qui, é che prevede delle probabilità.
Ama buradaki temel şey şu ki; bu olasılıkları tahmin eder.Mas o principal é que ela prevê probabilidades.
Ama buradaki temel şey şu ki; bu olasılıkları tahmin eder.Pero lo importante aquí es que predice probabilidades.
Ama buradaki temel şey şu ki; bu olasılıkları tahmin eder.Але основне тут те, що вона передбачає вірогідності.
Ama buradaki temel şey şu ki; bu olasılıkları tahmin eder.Главное в ней то, что она предсказывает вероятности.
Ama buradaki temel şey şu ki; bu olasılıkları tahmin eder.Но най-важното тук е, че тя прогнозира вероятности.
Ama buradaki temel şey şu ki; bu olasılıkları tahmin eder.הדבר המרכזי בה, שהיא מנבאת הסתברויות.
Ama buradaki temel şey şu ki; bu olasılıkları tahmin eder.لكن الشئ المهم هنا هي أنها تتوقع إحتمالات.
Ama buradaki temel şey şu ki; bu olasılıkları tahmin eder.ほぼ確実だといえる場合もあります
Ama bu sadece 1 tura gelmeme olasılığının tam tersi ve benim için bunu çözmek daha kolay.Ale to jest przeciwieństwem uzyskania dokładnie jednego orła, a to już łatwiej mi wyliczyć.
Ama bu sadece 1 tura gelmeme olasılığının tam tersi ve benim için bunu çözmek daha kolay.Mais c'est le contraire d'obtenir exactement une tête, et c'est plus facile pour moi chose à comprendre.
Ama bu sadece 1 tura gelmeme olasılığının tam tersi ve benim için bunu çözmek daha kolay.Mas isso é o oposto de obter exatamente uma cara, e isso é uma coisa bem fácil de se descobrir.
Ama bu sadece 1 tura gelmeme olasılığının tam tersi ve benim için bunu çözmek daha kolay.Men detta är motsatsen till att få exakt en huvuden, och det är en enklare sak för mig att räkna ut.