olan ile cümle

olan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
İhtiyacım olan şeyin o olduğundan emin değilim.I'm not sure that that's what I need.
Onu yapıyor olan kişi ben değilim.I'm not the one who's been doing that.
25 yaşında olan Mary bir fırıncıdır.Mary, who is 25 years old, is a baker.
Kırmızı olan top güzelmiş.The ball, which is red, is pretty.
Sami, Leyla ile olan ilişkisini sonlandırdı.Sami ended his relationship with Layla.
Sami, Leyla ile olan ilişkisine son verdi.Sami ended his relationship with Layla.
Tom'un marangoz olan bir erkek kardeşi var.Tom has a brother who's a carpenter.
Bu senin için olan bir hediye mi?This is a present for you?
Herkesi memnun etmek olanaklı değildir.It's not possible to please everyone.
Onu yapmış olan tek kişi benim.I'm the only one that did that.
Bunu yapmak zorunda olan benim.I'm the one that has to do that.
Ben onu yapmak zorunda olan kişiyim.I'm the person that has to do that.
Sami ve Leyla ateşli silahlar için olan bir tutkuyu paylaşıyorlardı.Sami and Layla shared a passion for firearms.
Ben onu yapmak zorunda olan tek kişiyim.I'm the only one who had to do that.
Bunu yapmaya ihtiyacı olan ben değilim.I'm not the one who needs to do that.
Okyanus sürekli hareket halinde olan büyük bir su kütlesidir.The ocean is a huge body of water that is constantly in motion.
Sami olanlara inanamadı.Sami couldn't believe what was happening.
Sami, Leyla ile olan anlaşmazlığının mahkeme salonunda çözüleceğini düşünüyordu.Sami thought his conflict with Layla would be settled at the courtroom.
Sami sekiz aylık hamile olan bir kadına tecavüz etti.Sami raped a woman who was eight months pregnant.
Sami, Leyla'nın ölümüne neden olan hiçbir şey yapmadı.Sami did not do anything that caused Layla's death.
Sami, Leyla'ya kamerası olan bir telefon verdi.Sami gave Layla a phone that had a camera.
Sami, Leyla'nın Ferit'le olan ilişkisini son derece kıskanmıştı.Sami was extremely jealous of Layla's relationship with Farid.
Sami olanlar hakkında Leyla'ya gerçeği söyledi.Sami told Layla the truth about what happened.
Ekmek, erken insan toplumlarının oluşumuna olanak sağladı.Bread allowed the formation of early human societies.
Sami, Leyla'yla olan randevuyu unuttu.Sami forgot the appointment with Layla.
Sami dostu olan itfaiyecilerle takılıyordu.Sami hanged out with his fellow fire fighters.
Sami ve Leyla'nın hepsi on iki yaş altında olan altı çocuğu vardı.Sami and Layla had six children all under the age of twelve.
İyi olanların hepsini o aldı.She took all the good ones.
Tom olanları gördü ve hiçbir şey söylemedi.Tom saw what was happening and didn't say anything.
Brezilya gelişmekte olan bir ülkedir.Brazil is a developing country.
Tom'un ihtiyacı olan şeyi bilmiyordum.I didn't know what Tom needed.
İhtiyacım olan şeyi zaten satın aldım.I've already bought what I need.
Tom, olanlar hakkında tam olarak mutlu değildi.Tom wasn't exactly happy about what happened.
Tom, olanlardan dolayı suçlanmayacağını umuyordu.Tom hoped that he wouldn't be blamed for what happened.
İhtiyacım olan her şeyi zaten aldım.I've already bought everything I need.
Peki, şanslı olan kim?So, who's the lucky one?
Tom bugün olanları asla unutmayacak.Tom will never forget what has happened today.
Tom bugün olan şeyi hiç unutmayacak.Tom won't ever forget what has happened today.
Boston'a olan gezinizden hoşlandınız mı?Did you enjoy your trip to Boston?
Sanırım soruna neden olan kişi benim.I'm the one who caused the problem, I think.
Böyle bir şeye ulaşmam için bana yardımcı olan herkese teşekkür etmek isterim.I'd like to thank everybody who has helped me to achieve such a thing.
Boston'a gitmek zorunda olan benim.I'm the one who has to go to Boston.
Tom, Mary'nin ihtiyacı olan ilacı almak için eczaneye gitti.Tom went to the drugstore to get the medicine Mary needed.
Tom, anadili Fransızca olanlarla pratik yapmak istiyor.Tom wants to practice French with native speakers.
Onu yapmak için ihtiyacın olan araçları sana ödünç vereceğim.I'll lend you the tools that you need to do that.
Aç olan tek kişi sen değilsin.You aren't the only one who's hungry.
Büyük balık, küçük olanı yedi.The big fish ate the small one.
Olanlar için pişmanlık duyuyor musun?Do you regret what happened?
Gerçekten ihtiyacın olan her şeye sahip misin?Do you really have everything you need?
Tom'un hapiste olan babası asla ona yazmıyor.Tom's father, who is in prison, never writes to him.
Olanlar beklediğimiz şeyin tersiydi.What happened was the opposite of what we expected.
Tom yorgun olan tek kişi değildir.Tom isn't the only one who's exhausted.
Tom için olan hislerim değişmedi.My feelings for Tom haven't changed.
Olanları bildiğimi Tom'a söyle.Tell Tom that I know what's going on.
Tom uyanık olan tek kişiydi.Tom was the only one awake.
Olanlar hakkında nasıl hissediyorsun?How do you feel about what happened?
Silah sahibi olan insanlara karşı değilim.I'm not against people owning guns.
Tom bunun sorumlusu olan kişi.Tom is the one responsible for that.
Tom'un ihtiyacı olan her şeyi almak için gereğinden fazla parası var.Tom has more than enough money to buy everything he needs.
Tom tavanda olan tüm eski gazeteleri attı.Tom threw away all the old newspapers that were in the attic.

İlgili Sayfalar