Bu çok sinsi bir hastalık. Çok geç olana kadar onu fark etmezsiniz.That's a very insidious disease. You don't notice it until it's too late.
Her zaman ihtiyacın olanı al.Take all the time you need.
Biz harika insanları olan bir topluluğa sahibiz.We have a community with wonderful people.
Müthiş insanları olan bir cemaatimiz var.We have a congregation with terrific people.
Bunun geçen hafta burada olanlarla bir ilgisi olduğunu düşünüyor musun?Do you think this has something to do with what happened here last week?
Tüm olan bu mu?Is that all there is?
İşte bütün olan bu.That's all that happened.
Var olanın hepsi bu kadar.That's all there is.
Tom'un ihtiyacı olan bu kadar.That's all Tom needed.
Tam olarak ihtiyacım olan bu.That's exactly what I need.
Tom'un tam olarak ihtiyacı olan bu.That's exactly what Tom needs.
Tam olarak ihtiyacımız olan bu.That's exactly what we need.
O ihtiyacım olan şey.That's what I need.
Önemli olan bu, değil mi?That's what matters, right?
Önemli olan da bu, öyle değil mi?That's what matters, right?
O ihtiyacımız olan şey.That's what we need.
Tom'un ihtiyacı olan bu değil.This is not what Tom needs.
Bu en iyi olanı.This is the best one.
Bu büyük olanı.This is the big one.
Bu ücretsiz olanı.This is the free one.
Dünyada, benim yaptığım şeyi yapmış olan herhangi birinin olduğunu sanmıyorum.I don't think there's anyone in the world who's done what I've done.
Tantal, sembolü Ta olan kimyasal bir elementtir.Tantalum is a chemical element of the symbol Ta.
O, hayatında zorlukları olanlara yardımcı olur.He helps those who have hardships in their lives.
O, hasta olanları ziyaret eder.He visits those who are sick.
Babamın ihtiyacı olan ilacı satın almak için yeterli param yok.I don't have enough money to buy the medicine my father needs.
Ben sadece çevre dostu olan spreyleri kullanırım.I only use sprays that are friendly to the environment.
İhtiyacın olan şey dayanıklılıktır.What you need is staying power.
Tüm soruna sebep olan sensin.You're the one causing all the trouble.
İngiltere'ye olan gezimi havalar ısınana kadar erteleyeceğim.I'll postpone my trip to England until it gets warmer.
Kamyon için anahtarı olan kişi benim.I'm the one who has the key to the truck.
Şu anda ihtiyacım olansın.You're who I need now.
Tom ihtiyacı olan parayı başka birinden ödünç almış olabilir.Tom might have borrowed the money he needed from someone else.
Kötü haber iyi olandan daha erken ulaşır.Bad news arrives earlier than good one.
Büyük mavi balina şimdiye kadar var olan en büyük hayvandır.The great blue whale is the largest animal to have ever existed.
Bir yerde hoşnutsuz olan nadiren bir başkasında mutlu olur.He that is discontented in one place will seldom be happy in another.
Birbirimizi seviyoruz ve önemli olan da bu.We love each other and that's all that matters.
Birbirimizi seviyoruz ve önemli olan tek şey bu.We love each other and that's the only thing that matters.
Etkili antibiyotikler olmadan, herhangi bir ameliyat, küçük olanı bile, ölümcül olabilir.Without effective antibiotics, any surgery, even a minor one, could become fatal.
Buralarda kiralamak için bir yeri olan birini tanıyor musunuz?Do you know anybody around here who has a place to rent?
Tom'un ihtiyacım olan parayı ödünç vereceğini düşünüyor musun?Do you think Tom will lend me the money I need?
Boston'da bir evi olan bir arkadaşım var.I have a friend who has a house in Boston.
Olanları Tom'a anlatmaya gitmek zorundayım.I have to go tell Tom about what happened.
Şimdi ihtiyacın olan şeyin bir öpücük olduğunu düşünüyorum.I think that what you need now is a kiss.
Şimdi ihtiyacın olan şeyin biraz uyku olduğunu düşünüyorum.I think that what you need now is some sleep.
Şimdi ihtiyacın olan şeyin bir şey yemek olduğunu düşünüyorum.I think that what you need now is to eat something.
Tom'un olanlara karışmış olabileceğini düşünüyorum.I think Tom might be involved in what happened.
Mümkün olan en kısa sürede kitaplarınızı iade edeceğim.I'll return your books as soon as possible.
İhtiyacımız olan şeyleri almak için yeterli paramız olduğundan neredeyse eminim.I'm almost certain that we have enough money to buy what we need.
Tom'un olanlarla bir ilgisi olmadığına eminim.I'm convinced Tom had nothing to do with what happened.
Biletleri olan adam benim.I'm the guy who has the tickets.
Olanlar için sorumluluk kabul etmeye hazırım.I'm willing to accept responsibility for what happened.
Olanakları inceleyelim.Let's explore the possibilities.
Hepimiz olanlara pişmanız.We all regret what happened.
Sana karşı ihtiyacımız olan tüm kanıta sahibiz.We have all the evidence against you we need.
İhtiyacımız olan tüm delillere sahibiz.We have all the evidence we need.
İhtiyacın olan her şeyi sana temin edeceğiz.We'll provide you with anything you need.
İhtiyacımız olan parayı bize ödünç verecek birini bulmakta güçlük çekiyoruz.We're having difficulty finding someone who'll lend us the money we need.
Muhtemelen ihtiyacın olan her şeye sahipsin.You probably have everything you need.
Tom tabağında olan her şeyi yedi.Tom ate everything that was on his plate.
Tom'un ihtiyacı olan her şeyi alacak yeterli parası yoktu.Tom didn't have enough money to buy everything he needed.