Bulgularımıza göre daha pozitif olabilmek için beyninizi eğitmenin yolları var.Odkryliśmy też, że można trenować mózg, żeby stawał się bardziej pozytywny.
Bulgularımıza göre daha pozitif olabilmek için beyninizi eğitmenin yolları var.Vi har fundet ud af, at man kan træne sin hjerne til at blive mere positiv.
Bulgularımıza göre daha pozitif olabilmek için beyninizi eğitmenin yolları var.Vi kan träna upp hjärnan så den blir mer positiv.
Bulgularımıza göre daha pozitif olabilmek için beyninizi eğitmenin yolları var.We ontdekten manieren om je brein te trainen om positief te zijn.
Bulgularımıza göre daha pozitif olabilmek için beyninizi eğitmenin yolları var.Wir haben herausgefunden, dass man sein Gehirn trainieren kann, um positiver werden zu können.
Bulgularımıza göre daha pozitif olabilmek için beyninizi eğitmenin yolları var.Zistili sme, že existujú spôsoby, akými môžete vytrénovať svoj mozog, aby sa mohol stať pozitívnejším.
Bulgularımıza göre daha pozitif olabilmek için beyninizi eğitmenin yolları var.Ми довели, що мозок можна налаштувати на позитив.
Bulgularımıza göre daha pozitif olabilmek için beyninizi eğitmenin yolları var.Мы нашли упражнения для тренировки мозга, чтобы закрепить привычку быть счастливым.
Bulgularımıza göre daha pozitif olabilmek için beyninizi eğitmenin yolları var.Открихме, че има начини, чрез които можете да тренирате мозъците си, за да могат да станат още по-положителни.
Bulgularımıza göre daha pozitif olabilmek için beyninizi eğitmenin yolları var.מצאנו שיש דרכים שאפשר לאמן את המוח להיות מסוגל להיות חיובי.
Bulgularımıza göre daha pozitif olabilmek için beyninizi eğitmenin yolları var.وجدنا أن هناك طرق يمكنك بها تدريب عقلك ليتمكن من أن يكون إيجابيا
Bulgularımıza göre daha pozitif olabilmek için beyninizi eğitmenin yolları var.訓練する方法を私たちは見つけました ほんの2分半でできることを21日続けるだけで
Bunlarda, alkali toprak metaller gibi 2 elektron vermek zorundalar mutlu olabilmek için. -이 모든 것들은 알카리 토금속과 마찬가지로 2개의 전자를 잃어버리고, 인용한 것들은 (괄호에 묶은 것들) 행복합니다
Bunlarda, alkali toprak metaller gibi 2 elektron vermek zorundalar mutlu olabilmek için. -Also all das, wie der Erdalkalimetalle, müssen verlieren zwei Elektronen um, andeutungsweise, glücklich sein.
Bunlarda, alkali toprak metaller gibi 2 elektron vermek zorundalar mutlu olabilmek için. -Takže všetky tieto, rovnako ako kovy alkalických zemín, potrebujú odovzdať 2 elektróny aby boli šťastné.
Bunlarda, alkali toprak metaller gibi 2 elektron vermek zorundalar mutlu olabilmek için. -Všechny, stejně jako kovy alkalických zemin, potřebují ztratit dva elektrony, aby byly spokojené.
Bunlarda, alkali toprak metaller gibi 2 elektron vermek zorundalar mutlu olabilmek için. -Всі ці, як і лужноземельні метали, мають втратити два електрони, щоб, так би мовити, бути задоволеними.
Bu uzayların herhangi birinde birim vektör olabilmek için, uzunluğun 1 olması lazım. -단위벡터를 그 중 어떤 공간에 가진다면, 그것들의 길이는 1입니다
Bu uzayların herhangi birinde birim vektör olabilmek için, uzunluğun 1 olması lazım. -Další otázka je, jak sestrojit jednotkový vektor?
Bu uzayların herhangi birinde birim vektör olabilmek için, uzunluğun 1 olması lazım. -Każdy wektor jednostkowy w tych przestrzeniach ma długość 1.
Çocuk sahibi olabilmek için gerekli tedaviyi hem kamu hem de özel klinikler sunmaktadır.Lapsettomuushoitoja tarjoavat sekä julkiset että yksityiset klinikat.
Çocuk sahibi olabilmek için gerekli tedaviyi hem kamu hem de özel klinikler sunmaktadır.Les traitements contre la stérilité sont proposés aussi bien par des cliniques publiques que privées.
Çocuk sahibi olabilmek için gerekli tedaviyi hem kamu hem de özel klinikler sunmaktadır.Ofrecen tratamientos contra la infertilidad tanto las clínicas públicas como las privadas.
Çocuk sahibi olabilmek için gerekli tedaviyi hem kamu hem de özel klinikler sunmaktadır.Лечение бесплодия осуществляется как государственными, так и частными клиниками.
Çocuk sahibi olabilmek için gerekli tedaviyi hem kamu hem de özel klinikler sunmaktadır.تقدم العيادات العامة وكذلك العيادات الخاصة علاج العُقم.
Çocuk sahibi olabilmek için gerekli tedaviyi hem kamu hem de özel klinikler sunmaktadır.公众和私人医疗机构都提供不孕不育问题的治疗。女性的年龄等问题可能导致无法享受公众医疗机构提供的服务。
Daha proaktif olabilmek için düşünmeye başlamalıyız.Debemos proponernos ser más dinámicos.
Daha proaktif olabilmek için düşünmeye başlamalıyız.Dobbiamo pensare di essere proattivi.
Daha proaktif olabilmek için düşünmeye başlamalıyız.Erover nadenken meer proactief te zijn.
Daha proaktif olabilmek için düşünmeye başlamalıyız.Kita perlu mulai berpikir untuk menjadi lebih proaktif.
Daha proaktif olabilmek için düşünmeye başlamalıyız.우리는 보다 사전에 대처하는 자세가 필요합니다.
Daha proaktif olabilmek için düşünmeye başlamalıyız.Musimy zacząć myśleć proaktywnie.
Daha proaktif olabilmek için düşünmeye başlamalıyız.Nous devons commencer à penser à être plus proactif.
Daha proaktif olabilmek için düşünmeye başlamalıyız.Precisamos começar a pensar em ser mais pró-activos.
Daha proaktif olabilmek için düşünmeye başlamalıyız.Trebuie să ne gândim cum devenim mai proactivi.
Daha proaktif olabilmek için düşünmeye başlamalıyız.Wir müssen überlegen, wie wir aktiver sein können.
Daha proaktif olabilmek için düşünmeye başlamalıyız.Мы должны быть более активными.
Daha proaktif olabilmek için düşünmeye başlamalıyız.עלינו להתחיל לחשוב בצורה יותר מניעתית.
Daha proaktif olabilmek için düşünmeye başlamalıyız.علينا أن نفكر في أن نكون فاعلين أكثر.
Daha proaktif olabilmek için düşünmeye başlamalıyız.このテロとの闘いにおいて 相手を傷つけるためではない武器を
Değişime adapte olabilmek tamamen incinebilirlikle alakalı.A adaptabilidade à mudança tem tudo a ver com vulnerabilidade.
Değişime adapte olabilmek tamamen incinebilirlikle alakalı.Adaptabilitatea la schimbare e toată legată de vulnerabilitate.
Değişime adapte olabilmek tamamen incinebilirlikle alakalı.Anpassning till förändring handlar bara om sårbarhet.
Değişime adapte olabilmek tamamen incinebilirlikle alakalı.Anpassung an Veränderung ist ganz Verletzlichkeit.
Değişime adapte olabilmek tamamen incinebilirlikle alakalı.At være omstillingsparat handler kun om sårbarhed.
Değişime adapte olabilmek tamamen incinebilirlikle alakalı.A változáshoz való alkalmazkodás szintén totál sebezhetővé tesz.
Değişime adapte olabilmek tamamen incinebilirlikle alakalı.Essere capaci di adattarsi al cambiamento, è questa la vulnerabilità.
Değişime adapte olabilmek tamamen incinebilirlikle alakalı.변화에 대한 융통성은 모두 취약성에 관한 것입니다.
Değişime adapte olabilmek tamamen incinebilirlikle alakalı.Kunnen omgaan met verandering gaat helemaal over kwetsbaarheid.
Değişime adapte olabilmek tamamen incinebilirlikle alakalı.Kyky sopeutua muutoksiin on silkkaa haavoittuvaisuutta.
Değişime adapte olabilmek tamamen incinebilirlikle alakalı.La adaptabilidad a los cambios tiene que ver con la vulnerabilidad.
Değişime adapte olabilmek tamamen incinebilirlikle alakalı.L'adaptabilité au changement est uniquement une question de vulnérabilité.
Değişime adapte olabilmek tamamen incinebilirlikle alakalı.Prilagajanje spremembam je močno povezano z ranljivostjo.
Değişime adapte olabilmek tamamen incinebilirlikle alakalı.Prispôsobenie sa zmene je celé o zraniteľnosti.
Değişime adapte olabilmek tamamen incinebilirlikle alakalı.Thích ứng với sự thay đổi là tất cả về sự dễ bị tổn thương.
Değişime adapte olabilmek tamamen incinebilirlikle alakalı.V přizpůsobivosti ke změně jde hlavně o zranitelnost.
Değişime adapte olabilmek tamamen incinebilirlikle alakalı.Zdolność adaptacji jest związana z wrażliwością.
Değişime adapte olabilmek tamamen incinebilirlikle alakalı.Η προσαρμοστικότητα στην αλλαγή έχει να κάνει με την ευπάθεια.
Değişime adapte olabilmek tamamen incinebilirlikle alakalı.Приспособимостта към промяната е нищо друго освен уязвимост.
Değişime adapte olabilmek tamamen incinebilirlikle alakalı.Приспособляемость к изменениям напрямую связана с уязвимостью.