Ne yazık ki, anneleri okyanusun yüzeyinde yuvarlanan bu şişe kapaklarını yiyecek zannediyorlar.Din păcate, părinţii lor confunda aceste capace cu mâncare care pluteşte la suprafaţa oceanului.
Ne yazık ki, anneleri okyanusun yüzeyinde yuvarlanan bu şişe kapaklarını yiyecek zannediyorlar.È triste, ma i genitori scambiano per cibo quei tappi che affiorano sulla superficie dell'oceano.
Ne yazık ki, anneleri okyanusun yüzeyinde yuvarlanan bu şişe kapaklarını yiyecek zannediyorlar.Hun ouders zien de dopjes jammer genoeg als voedsel dat op het wateroppervlak drijft.
Ne yazık ki, anneleri okyanusun yüzeyinde yuvarlanan bu şişe kapaklarını yiyecek zannediyorlar.Ich rodičia mylne považujú vrchnáčiky za potravu pohybujúcu sa na morskej hladine.
Ne yazık ki, anneleri okyanusun yüzeyinde yuvarlanan bu şişe kapaklarını yiyecek zannediyorlar.Infelizmente os seus pais confundem as tampas com alimento à deriva na superfície do oceano.
Ne yazık ki, anneleri okyanusun yüzeyinde yuvarlanan bu şişe kapaklarını yiyecek zannediyorlar.K jejich smůle to jejich rodiče považují za žrádlo a vrhají se pro ně na mořskou hladinu.
Ne yazık ki, anneleri okyanusun yüzeyinde yuvarlanan bu şişe kapaklarını yiyecek zannediyorlar.슬프게도 이 새끼들의 어미새들은 병뚜껑을 바다 표면에서 떠다니는 먹이로 착각합니다.
Ne yazık ki, anneleri okyanusun yüzeyinde yuvarlanan bu şişe kapaklarını yiyecek zannediyorlar.Sajnos, a szüleik összetévesztik a kupakokat az étellel, amint az óceán felszínén hánykolódnak.
Ne yazık ki, anneleri okyanusun yüzeyinde yuvarlanan bu şişe kapaklarını yiyecek zannediyorlar.Sayangnya, induk mereka mengira tutup botol adalah makanan yang mengapung di permukaan laut.
Ne yazık ki, anneleri okyanusun yüzeyinde yuvarlanan bu şişe kapaklarını yiyecek zannediyorlar.Tristemente, sus padres confunden los tapones con comida esparcidos por la superficie del océano.
Ne yazık ki, anneleri okyanusun yüzeyinde yuvarlanan bu şişe kapaklarını yiyecek zannediyorlar.Tyvärr misstar sig deras föräldrar och tror att kapsylerna är mat som guppar runt på havsytan.
Ne yazık ki, anneleri okyanusun yüzeyinde yuvarlanan bu şişe kapaklarını yiyecek zannediyorlar.Valitettavasti heidän emonsa luulevat pullonkorkkeja meren pinnalla seilaavaksi ruoaksi.
Ne yazık ki, anneleri okyanusun yüzeyinde yuvarlanan bu şişe kapaklarını yiyecek zannediyorlar.Είναι λυπηρό που οι γονείς τους τα μπερδέουν με φαγητό που βρίσκεται στην επιφάνεια του ωκεανού.
Ne yazık ki, anneleri okyanusun yüzeyinde yuvarlanan bu şişe kapaklarını yiyecek zannediyorlar.Грустно, но их родители путают пробки с едой, которая носится по поверхности океана.
Ne yazık ki, anneleri okyanusun yüzeyinde yuvarlanan bu şişe kapaklarını yiyecek zannediyorlar.Уви, техните родители мислят, че капачките са храна, която плува по океана.
Ne yazık ki, anneleri okyanusun yüzeyinde yuvarlanan bu şişe kapaklarını yiyecek zannediyorlar.Це сумно, але їх батьки плутають їжу с кришками від пляшок, які плавають на поверхні океану.
Ne yazık ki, anneleri okyanusun yüzeyinde yuvarlanan bu şişe kapaklarını yiyecek zannediyorlar.למרבה הצער, הוריהם חושבים בטעות שהפקקים הם מזון שהושלך על פני הים.
Ne yazık ki, anneleri okyanusun yüzeyinde yuvarlanan bu şişe kapaklarını yiyecek zannediyorlar.للأسف ، يظن آبائهم خطأً أن الأغطية هي طعام تتقاذفه الأمواج على سطح المحيط
Ne yazık ki, anneleri okyanusun yüzeyinde yuvarlanan bu şişe kapaklarını yiyecek zannediyorlar.親鳥が食べ物だと間違えたのです 蓋のリテーナーリングも
Okyanusun lezzetini de almışlardır.Dentro di esse vi é impresso l'aroma dell'oceano!
Okyanusun lezzetini de almışlardır.Die Aroma der Ozeane ist in ihnen gebunden!
Okyanusun lezzetini de almışlardır.Elles sont imprégnées de l'arôme de l'océan !
Okyanusun lezzetini de almışlardır.Havets aroma er indlejret i dem!
Okyanusun lezzetini de almışlardır.Hương vị của biển cả thấm đẫm trong hàu!
Okyanusun lezzetini de almışlardır.Jest w nich zawarty aromat oceanu.
Okyanusun lezzetini de almışlardır.Oceány majú tarez ich vôňu!
O güne kadar okyanusu böyle görüyordum.Antes de ese día, así es como veía el océano.
O güne kadar okyanusu böyle görüyordum.Antes desse dia, era assim que eu via o oceano.
O güne kadar okyanusu böyle görüyordum.Az azt megelőző nap, így láttam az óceánt.
O güne kadar okyanusu böyle görüyordum.Înaintea acelei zile, iată cum vedeam oceanul.
O güne kadar okyanusu böyle görüyordum.Jusqu'à ce jour, c'est comme ça que je voyais l'océan.
O güne kadar okyanusu böyle görüyordum.그 특별한 날의 전까지는 전 바다를 단지 이렇게 봤었습니다.
O güne kadar okyanusu böyle görüyordum.Před tím dnem jsem viděl oceán takto.
O güne kadar okyanusu böyle görüyordum.Prima di quel giorno, l'oceano lo vedevo così.
O güne kadar okyanusu böyle görüyordum.Przed tamtym dniem, oto jak widziałem ocean.
O güne kadar okyanusu böyle görüyordum. Sadece kocaman, mavi bir yüzey.Trước ngày hôm ấy, tôi đã từng nhìn biển cả như nó chỉ là một bề mặt xanh rộng lớn
O güne kadar okyanusu böyle görüyordum.Voor die dag zag ik de oceaan op deze manier.
O güne kadar okyanusu böyle görüyordum.Vor diesem Tag sah ich das Meer so:
O güne kadar okyanusu böyle görüyordum.До того дня я видел океан вот таким.
O güne kadar okyanusu böyle görüyordum.Преди този ден, ето как виждах океана.
O güne kadar okyanusu böyle görüyordum.לפני היום ההוא, ככה ראיתי את האוקיינוס.
O güne kadar okyanusu böyle görüyordum.قبل ذلك اليوم .. كنت هكذا انظر الى المحيط
O güne kadar okyanusu böyle görüyordum.ただの青い海面
Okuldayken okyanusu ben de böyle görüyordum... sanki, "coğrafya ve fen dersleri...A takhle jsem viděl oceán ve škole -- jakoby chtěli říct:
Okuldayken okyanusu ben de böyle görüyordum... sanki, "coğrafya ve fen dersleri...Ed è così che vedevo l'oceano a scuola, come se mi dicessero:
Okuldayken okyanusu ben de böyle görüyordum... sanki, "coğrafya ve fen dersleri...E era desta forma que eu via o oceano na escola, como se fosse dito:
Okuldayken okyanusu ben de böyle görüyordum... sanki, "coğrafya ve fen dersleri... "kıyılardan ötesine geçmez."Jeder geographische und naturkundliche Unterricht endete am Meeresufer.
Okuldayken okyanusu ben de böyle görüyordum... sanki, "coğrafya ve fen dersleri...그리고 그것이 제가 학교에서 바다를 보던 방식이었죠. 마치 "모든 지리학과 과학 수업은
Okuldayken okyanusu ben de böyle görüyordum... sanki, "coğrafya ve fen dersleri...Și așa vedeam și eu oceanul când eram la școală.
Okuldayken okyanusu ben de böyle görüyordum... sanki, "coğrafya ve fen dersleri...W taki sposób widziałem ocean w szkole.
Okuldayken okyanusu ben de böyle görüyordum... sanki, "coğrafya ve fen dersleri...Y así es como yo veía el océano en la escuela... como si dijéramos:
Okuldayken okyanusu ben de böyle görüyordum... sanki, "coğrafya ve fen dersleri...И таким я видел океан в школе, как будто вам говорят:
Okuldayken okyanusu ben de böyle görüyordum... sanki, "coğrafya ve fen dersleri...И това е начинът, по който виждах океана в училище -- всякаш искаше да каже:
Okuldayken okyanusu ben de böyle görüyordum... sanki, "coğrafya ve fen dersleri...וזו הדרך בה ראיתי את האוקיינוס בבית הספר -- כאילו אומרים, "כל שיעורי המדע והגיאוגרפיה
Okuldayken okyanusu ben de böyle görüyordum... sanki, "coğrafya ve fen dersleri...وهذه هي الصورة التي كنت أرى فيها المحيط عندما كنت في المدرسة كما لو ان دروس الجغرافيا والعلوم
Okuldayken okyanusu ben de böyle görüyordum... sanki, "coğrafya ve fen dersleri...まるで「地理も科学も海岸線まで テストにはでないから」
Okyanusun lezzetini de almışlardır.Το άρωμα του ωκεανού είναι ενσωματωμένο σ'αυτά!
Okyanusun lezzetini de almışlardır.Аромата на морето се е запечатал в тях.
Okyanusun lezzetini de almışlardır.Они наполнены ароматом океана!
Okyanusun lezzetini de almışlardır.הניחוח של האוקיינוס מוטבע עליהם