Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Het kan stormen, maar de diepte van de oceaan is er nog steeds, onveranderd.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Il peut y avoir des tempêtes, mais la profondeur de l'océan est toujours là, inchangée..
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Kadang ada badai, tapi dalamnya lautan tetap sama, tidak berubah.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.폭풍이 휘몰아 칠 때도 있을 겁니다 하지만 해양의 깊이만은 변하지 않은 채로 언제나 존재하죠.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Lehetnek viharok, de az óceán mélye ugyanolyan lesz, változatlanul.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Môžu tam byť búrky, avšak hĺbka oceánu je stále rovnaká, nezmenená.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Myrskyistäkin huolimatta meren syvyys pysyy muuttumattomana.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Nemění se.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Oder es ist stürmisch, aber die Tiefe des Ozeans ist noch immer da, unverändert.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Podem surgir tempestades, mas o oceano profundo mantêm-se quieto e inalterado.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Potrebbe esserci una tempesta, ma la profondità dell'oceano è comunque li, non cambia.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Μπορεί να υπάρχουν καταιγίδες, αλλά το βάθος του ωκεανού είναι το ίδιο.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Може да има бури, но дълбините са непроменени.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.Також на поверхні може бушувати шторм, але глибина океану залишається незмінно спокійною.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.יש שם אולי סערות, אבל עומקו של האוקיאנוס עדיין שם, בלתי משתנה.
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.ممكن أن يكون هناك عواصف , لكن أعماق المحيط مازالت هناك , لم تتغير .
Fırtınalar da olabilir, ama okyanusun derinliği hala mevcuttur, değişmemiştir.どういうことでしょう?
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak.A képük az Atlanti-óceán felett szárnyal majd.
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak."A vossa fotografia vai atravessar o Atlântico.
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak.Dit billede vil flyve over atlanten.
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak.Ditt foto kommer flaxa över atlanten.
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak.Fotografia ta va zbura peste Atlantic.
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak.Gambar Anda akan terbang di atas Atlantic.
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak.Hình ảnh của bạn sẽ thong dong đi qua Đại Tây Dương.
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak.Ihr Bild wird über den gesamten Atlantik fliegen.
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak.Jouw foto zal over de Atlantische oceaan vliegen.
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak.대서양을 건너고 나면
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak.Kuvasi leijailee Atlantin yli.
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak.La tua foto stara' volando sopra l'Atlantico.
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak. Onu bir daha göremeyeceksin."Innych po prostu odesłano do pokojów.
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak. Onu bir daha göremeyeceksin."Ta photo va s'envoler au dessus de l'Atlantique et tu ne la reverras plus jamais. "
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak. Onu bir daha göremeyeceksin."Tu fotografía estará volando a través del Atlántico
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak. Onu bir daha göremeyeceksin."Ваш снимок пролетит через всю Атлантику, так что больше вы его не увидите".
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak. Onu bir daha göremeyeceksin."התמונה שלכם תעשה את דרכה מעבר לאוקיינוס האטלנטי.
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak.Vaša fotka poletí cez Atlantik.
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak.Vaša slika bo letela preko Atlantika.
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak.Vaše fotografie poletí přes Atlantik.
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak.Η φωτογραφία σου θα πετάει πάνω από τον Ατλαντικό.
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak.Ваше фото буде летіти через Атлантику.
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak.Снимката ви ще прекоси Атлантика.
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak.صورتكم ستحلق فوق الاطلنطي
Fotoğrafın Atlantik okyanusun üzerinde uçuyor olacak.これが最後の別れだ"と
Fukushima nükleer santralinden Pasifik Okyanusu'na sızıyor.legalul pedig a Fukushima atomreaktorból szivárgó sugárzás a Csendes Óceánban.
Fukushima nükleer santralinden Pasifik Okyanusu'na sızıyor.Na terceira linha temos a fuga de material radioativo na central nuclear de Fukushima, no Oceano Pacífico.
Galapagos adalarının,okyanusun derinliklerinden gelen erimiş kayalardan oluştuğunu anladıA văzut că Galapagos se născuseră sterile, din foc, din adâncimile oceanului.
Galapagos adalarının,okyanusun derinliklerinden gelen erimiş kayalardan oluştuğunu anladıÔng đã thấy Galapagos được sinh ra từ lửa và sterome phun ra từ sâu thẳm của đại dương
Galapagos adalarının,okyanusun derinliklerinden gelen erimiş kayalardan oluştuğunu anladıViděl, že Galapágy byly stvořeny z ohně a hlubin oceánu, avšak bez života.
Galapagos adalarının,okyanusun derinliklerinden gelen erimiş kayalardan oluştuğunu anladıДарвин представлял, как из глубин океана один за другим поднимались острова.
Galapagos adalarının,okyanusun derinliklerinden gelen erimiş kayalardan oluştuğunu anladıהוא ראה שהגאלאפאגוס ,נוצרו באש .מחוטאת, ממעמקי האוקיאנוס
Galapagos adalarının,okyanusun derinliklerinden gelen erimiş kayalardan oluştuğunu anladıرأى بأنّ غالاباغوس كانت ولدت من النار , من أعماق المحيط
Geri dönerken de bu petrollü suyu okyanusun içine bırakırlar. Bunu niye yaparlar?Cuando van de vuelta, lo que sueltan en realidad es lastre de agua que contiene petróleo al océano.
Geri dönerken de bu petrollü suyu okyanusun içine bırakırlar. Bunu niye yaparlar?Mikor visszatérnek, tulajdonképp kiengedik ezt az olajos ballasztvizet az óceánba.
Geri dönerken de bu petrollü suyu okyanusun içine bırakırlar.Khi họ quay lại, họ đổ nước dằn có cả dầu này xuống biển
Geri dönerken de bu petrollü suyu okyanusun içine bırakırlar.선박들이 빈 짐의 상태일 때는, 밸라스터 물을 거기에 실었죠. 선박들이 다시 돌아올 때면, 그것들은 사실상 이 기름 가득한 밸라스터 물을 바다에 버렸습니다
Geri dönerken de bu petrollü suyu okyanusun içine bırakırlar.Lorsqu'ils reviennent, ils rejettent en mer cette eau de ballast souillée par le pétrole.
Geri dönerken de bu petrollü suyu okyanusun içine bırakırlar.Quando tornano indietro, in realtà scaricano quest'acqua di zavorra oleosa nell'oceano.
Geri dönerken de bu petrollü suyu okyanusun içine bırakırlar.Wenn sie zurückkommen, kippen sie das ölhaltige Ballastwasser ins Meer.
Geri dönerken de bu petrollü suyu okyanusun içine bırakırlar.Wracając, pozbywają się tej oleistej wody balastowej spuszczając ją do oceanu.
Geri dönerken de bu petrollü suyu okyanusun içine bırakırlar.Като се върнат, всъщност изхвърлят тази мазна баластна вода в океана.
Geri dönerken de bu petrollü suyu okyanusun içine bırakırlar.כדי שכאשר תהיינה ריקות יהיו להם מי זבורית. כשהן חוזרות, הן בעצם משליכות את מי הזבורית השמנוניים לים.