Ana içeriğe geç
Sözlük

okyanustan ile cümle

okyanustan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Okyanustan karaya uzanan adım kolay değildi, ama atıldı.Và bước tiến từ đai dương lên đất liền không hề dễ dàng, nhưng nó đã xảy ra.
Okyanustan karaya uzanan adım kolay değildi, ama atıldı.Пусть шаг из океана на сушу был непрост, но это произошло.
Okyanustan karaya uzanan adım kolay değildi, ama atıldı.Стъпката от океана към сушата не е лесна, но се е случила.
Okyanustan karaya uzanan adım kolay değildi, ama atıldı.והצעד מהאוקיאנוס ליבשה לא היה קל, אבל הוא התרחש.
Okyanustan karaya uzanan adım kolay değildi, ama atıldı.مع أن هذه الخطوة الإنتقالية من المحيط لليابسة لم تكن بتلك السهولة إلا أنها حدثت
Okyanustan karaya uzanan adım kolay değildi, ama atıldı.ユーロパの海に生命が誕生しているなら
Tatlı ve temizdi, sanki okyanustan bir ısırık alıyormuşsunuz gibi.Avea un gust dulce şi curat ca şi cum ai fi luat o muşcătură de ocean.
Tatlı ve temizdi, sanki okyanustan bir ısırık alıyormuşsunuz gibi.Aveva un sapore dolce e pulito era come dare un morso all'oceano.
Tatlı ve temizdi, sanki okyanustan bir ısırık alıyormuşsunuz gibi.Chutnala sladce a čistě jako když si kousnete do oceánu.
Tatlı ve temizdi, sanki okyanustan bir ısırık alıyormuşsunuz gibi.Det smakade sött och rent som om du tog en smakbit av havet.
Tatlı ve temizdi, sanki okyanustan bir ısırık alıyormuşsunuz gibi.Édes és tiszta íze volt, mintha az óceánba haraptál volna.
Tatlı ve temizdi, sanki okyanustan bir ısırık alıyormuşsunuz gibi.Elle avait un goût doux et propre comme si vous goûtiez une bouchée d'océan.
Tatlı ve temizdi, sanki okyanustan bir ısırık alıyormuşsunuz gibi.Hij smaakte zoet en schoon alsof je een hap uit de oceaan nam.
Tatlı ve temizdi, sanki okyanustan bir ısırık alıyormuşsunuz gibi.달콤하고 깔끔해서 마치 바다 한 모금을 마시는 느낌이었죠.
Tatlı ve temizdi, sanki okyanustan bir ısırık alıyormuşsunuz gibi.Miała słodki i czysty smak, prawie jakby ugryźć kawałek oceanu.
Tatlı ve temizdi, sanki okyanustan bir ısırık alıyormuşsunuz gibi.Nó có vị ngọt và sạch như các bạn đang cắn một miếng từ đại dương.
Tatlı ve temizdi, sanki okyanustan bir ısırık alıyormuşsunuz gibi.Rasanya manis dan bersih seakan-akan anda mencicipi rasa lautan.
Tatlı ve temizdi, sanki okyanustan bir ısırık alıyormuşsunuz gibi.Sie schmeckte süß und rein, als ob man einen Bissen vom Ozean nehmen würde.
Tatlı ve temizdi, sanki okyanustan bir ısırık alıyormuşsunuz gibi.Tenía un gusto dulce y limpio como si estuvieras comiendo un bocado del oceano.
Tatlı ve temizdi, sanki okyanustan bir ısırık alıyormuşsunuz gibi.Tinha um sabor doce e natural como se estivesse a dar uma dentada no próprio oceano.
Tatlı ve temizdi, sanki okyanustan bir ısırık alıyormuşsunuz gibi.Ήταν γλυκιά και καθαρή σαν να έβαζες τον ωκεανό στο στόμα σου.
Tatlı ve temizdi, sanki okyanustan bir ısırık alıyormuşsunuz gibi.Вкусът беше сладък и чист, все едно отхапвам парченце от океана.
Tatlı ve temizdi, sanki okyanustan bir ısırık alıyormuşsunuz gibi.Она была сладкая и чистая, будто вы берёте в рот кусочек океана.
Tatlı ve temizdi, sanki okyanustan bir ısırık alıyormuşsunuz gibi.היה לזה טעם מתוק ונקי כאילו לקחת ביס מהאוקינוס.
Tatlı ve temizdi, sanki okyanustan bir ısırık alıyormuşsunuz gibi.فقد كان مذاقه " نظيفاً وناعماً " كما لو أنك تأكل قضمة من المحيط
Tatlı ve temizdi, sanki okyanustan bir ısırık alıyormuşsunuz gibi.大海の一片を 口に入れたと思った ミゲールにそう言うと 彼はうなずいて
Tıpkı dünyadaki gibi, yaşamın okyanustan dış yüzeye uzanmış olması çok muhtemel.Całkiem prawdopodobne, że w końcu z niego wyszło, tak jak kiedyś na Ziemi.
Tıpkı dünyadaki gibi, yaşamın okyanustan dış yüzeye uzanmış olması çok muhtemel.Có khả năng rằng nó sẽ rời biển và lên đất liền, như đã xảy ra trên Trái Đất.
Tıpkı dünyadaki gibi, yaşamın okyanustan dış yüzeye uzanmış olması çok muhtemel.Egészen valószínű, hogy kijutna az óceánból a felszínre, ahogyan ez a Földön is történt.
Tıpkı dünyadaki gibi, yaşamın okyanustan dış yüzeye uzanmış olması çok muhtemel.E' molto possibile che sia emersa sulla terra ferma proprio come sulla terra.
Tıpkı dünyadaki gibi, yaşamın okyanustan dış yüzeye uzanmış olması çok muhtemel.Es bastante probable que saliera del océano hacia la superficie, de la misma forma que lo hizo en la tierra.
Tıpkı dünyadaki gibi, yaşamın okyanustan dış yüzeye uzanmış olması çok muhtemel.Este destul de probabil să iasă din ocean, la suprafață, așa cum a făcut-o pe Pământ.
Tıpkı dünyadaki gibi, yaşamın okyanustan dış yüzeye uzanmış olması çok muhtemel.Il est fort probable qu'elle soit sortie de l'eau pour aller en surface, comme ce fut le cas sur Terre.
Tıpkı dünyadaki gibi, yaşamın okyanustan dış yüzeye uzanmış olması çok muhtemel.Je dosť pravdepodobné, že by sa z oceánu presunul aj na povrch, tak ako na Zemi.
Tıpkı dünyadaki gibi, yaşamın okyanustan dış yüzeye uzanmış olması çok muhtemel.Je pravděpodobné, že by se z oceánu dostal na souš, stejně jako se stalo na Zemi.
Tıpkı dünyadaki gibi, yaşamın okyanustan dış yüzeye uzanmış olması çok muhtemel.이 생명체들은 마치 지구에서 그랬던 것 처럼 바다 밖으로 나와 행성의 표면으로 나올 가능성이 매우 높습니다.
Tıpkı dünyadaki gibi, yaşamın okyanustan dış yüzeye uzanmış olması çok muhtemel.Скорее всего, она вышла бы из океана на поверхность, как это произошло на Земле.
Tıpkı dünyadaki gibi, yaşamın okyanustan dış yüzeye uzanmış olması çok muhtemel.Твърде вероятно е той да е излязъл на повърхността, точно както е направил и на Земята.
Tıpkı dünyadaki gibi, yaşamın okyanustan dış yüzeye uzanmış olması çok muhtemel.סביר שהם ינועו מהאוקיאנוס אל פני השטח, כמו שהתרחש בכדור הארץ.
Tıpkı dünyadaki gibi, yaşamın okyanustan dış yüzeye uzanmış olması çok muhtemel.أليس من المفترض أن تظهر هذه الحياة أو آثارها على السطح كما حصل على كوكب الأرض
Tıpkı dünyadaki gibi, yaşamın okyanustan dış yüzeye uzanmış olması çok muhtemel.地球で起きたのと同じです 20億年間 海の中で生活し 進化して --
Ve kadın da hırka giyiyordu, çünkü o sırada tam geceydi ve okyanustan soğuk geliyordu.A nőn kardigán volt, mert addigra már teljesen beesteledett és hűvös jött az óceán felől.
Ve kadın da hırka giyiyordu, çünkü o sırada tam geceydi ve okyanustan soğuk geliyordu.A ona měla svetřík, protože již byla pozdní noc a od moře přicházel chlad.
Ve kadın da hırka giyiyordu, çünkü o sırada tam geceydi ve okyanustan soğuk geliyordu.Còn cụ bà mặc áo khoác nhẹ, vì đêm ấy trăng sáng và có hơi lạnh từ biển thổi vào.
Ve kadın da hırka giyiyordu, çünkü o sırada tam geceydi ve okyanustan soğuk geliyordu.E ela usava uma camisola de lã, porque era já completamente de noite, e vinha do oceano um ar fresco.
Ve kadın da hırka giyiyordu, çünkü o sırada tam geceydi ve okyanustan soğuk geliyordu.Hon hade på sig en kofta, för det var nu sent på kvällen och kylan svepte in från havet.
Ve kadın da hırka giyiyordu, çünkü o sırada tam geceydi ve okyanustan soğuk geliyordu.Iar ea purta un cardigan, fiindcă era deja noapte plină, și o răcoare venea dinspre ocean.
Ve kadın da hırka giyiyordu, çünkü o sırada tam geceydi ve okyanustan soğuk geliyordu.그리고 여자분은, 이제 완전히 밤이어서 바다에서 찬 바람이 불어왔기 때문에 카디건을 입고 계셨죠.
Ve kadın da hırka giyiyordu, çünkü o sırada tam geceydi ve okyanustan soğuk geliyordu.Lei indossava un maglioncino, perchè ormai era notte e un vento fresco arrivava dall'oceano.
Ve kadın da hırka giyiyordu, çünkü o sırada tam geceydi ve okyanustan soğuk geliyordu.Sie trug eine Strickjacke, denn es herrschte jetzt bereits tiefe Nacht und eine kühle Brise kam vom Ozean her.
Ve kadın da hırka giyiyordu, çünkü o sırada tam geceydi ve okyanustan soğuk geliyordu.Y ella vestía un cárdigan, pues ya era de noche, y el frío soplaba desde el mar.
Ve kadın da hırka giyiyordu, çünkü o sırada tam geceydi ve okyanustan soğuk geliyordu.Zij droeg een vest, want het was nu volledig donker en een koude bries kwam van de oceaan.
Ve kadın da hırka giyiyordu, çünkü o sırada tam geceydi ve okyanustan soğuk geliyordu.Και αυτή φορούσε μια ζακέτα γιατί είχε νυχτώσει εντελώς πια και μια ψύχρα ερχόταν από τον ωκεανό.
Ve kadın da hırka giyiyordu, çünkü o sırada tam geceydi ve okyanustan soğuk geliyordu.А на ней был кардиган, так как была глубокая ночь, и с океана шёл холодный воздух.
Ve kadın da hırka giyiyordu, çünkü o sırada tam geceydi ve okyanustan soğuk geliyordu.А тя носеше жилетка, защото вече се беше стъмнило и откъм океана идваше хлад.
Ve kadın da hırka giyiyordu, çünkü o sırada tam geceydi ve okyanustan soğuk geliyordu.והיא לבשה מקטורן צמר, כי הלילה כבר ירד וצינה הגיעה מהאוקיינוס.
Ve kadın da hırka giyiyordu, çünkü o sırada tam geceydi ve okyanustan soğuk geliyordu.بينما ارتدت هي سترة من الصوف بسبب برودة الجو ليلا كانت البرودة قادمة من المحيط
Ve kadın da hırka giyiyordu, çünkü o sırada tam geceydi ve okyanustan soğuk geliyordu.冷気が海から伝わってきました なぜか 思い出すのは
Ve tek sorun: Kanada'nı bir köyünde, okyanustan 600 mil uzakta yaşıyordum.Ainoa ongelma oli se, että asuin pienessä kylässä Kanadassa, 1000 kilometriä lähimmästä merestä.
Ve tek sorun: Kanada'nı bir köyünde, okyanustan 600 mil uzakta yaşıyordum.E l'unico problema era che vivevo in un piccolo paese del Canada, a 600 miglia dall'oceano più vicino.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod