okuyordu ile cümle

okuyordu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Ben televizyon izlerken annem bir kitap okuyordu.While I was watching tv, my mother was reading a book.
Sami oturup tamamen kendi başına bir kitap okuyordu.Sami was sitting and reading a book all by himself.
Sami gizemli bir kitap okuyordu.Sami was reading a mystery book.
Tom sundurmada oturuyordu ve bir kitap okuyordu.Tom was sitting by himself on the porch and reading a book.
Tom verandaya oturmuş bir kitap okuyordu.Tom was sitting on the porch, reading a book.
Leyla, develer hakkında bulabildiği her kitabı okuyordu.Layla read every book she could find about camels.
Sami odasında okuyordu.Sami was reading in his room.
Tom onu ​​son gördüğümde bir kitap okuyordu.Tom was reading a book the last time I saw him.
Sami çevrimiçi bir kitap okuyordu.Sami was reading a book online.
Sami her gün Kuran'dan bir sure okuyordu.Sami read a chapter of the Quran every day.
Tom, ağaç kütüğü üzerinde oturdu, bir kitap okuyordu.Tom sat on the tree stump, reading a book.
Tom köşede bir masada kendi başına oturuyordu ve bir kitap okuyordu.Tom was sitting by himself at a table in the corner and was reading a book.
Tom tek başına oturup kitap okuyordu.Tom was sitting alone, reading a book.
Sami Kuran okuyordu.Sami was reciting the Quran.
Sami Arapça Kuran okuyordu.Sami was reciting the Quran in Arabic.
Tom tuğla kalınlığında bir kitap okuyordu.Tom was reading a brick-thick book.
Tom tuğla gibi bir kitap okuyordu.Tom was reading a brick-thick book.
Stefan bir gazete okuyordu.Stefan was reading a paper.
Yaklaşık dört yüz öğrenci tıp, hukuk, ekonomi, ecza ve mühendislik okuyordu.About 400 students studied medicine, law, economics, pharmacy, and engineering.
Çünkü kurallarına meydan okuyordu.We had to abide by his rules.
O zaman her hafta sayacı okuyordum ve hayatım değişti.That was when I was reading the meter every week.
Playboy okuyordum, çünkü içinde benim yazdığım bir makale de vardı.I was reading Playboy because I, myself, had an article in it.
Sartre ve Sokrat okuyordum.I read Sartre and Socrates.
Ve sürekli New York Times okuyordum, istatistikler ve rakamlar beni serseme döndürüyordu.And I was constantly reading the New York Times, and stunned by the statistics, the numbers.
Okuyorduk, şimdi hızlı okuyoruz.We used to read; now we speed read.
"Şapkadaki kedi"yi hızlı modda okuyordum.I'd be speed reading "The Cat In The Hat."
Kitap mı okuyordunuz?You were reading a book?
Meydan okuyorduk.We were throwing down the gauntlet.
Bir talkshowda diğer gün tartışıyordum, adam bana meydan okuyordu,;I was debating the other day on a talk show, and the guy was challenging me and he'd go,
Makaleyi Uzak Doğu'daki kütüphaneleriden birinde okuyordu.And he was reading it in their library in the Far East.
Geri dönerken arabasında oturmuş, Peygamber Yeşayanın Kitabını okuyordu.He was returning and sitting in his chariot, and was reading the prophet Isaiah.
İkisi de Michigan Eyaletinde öğrencilerdi ve Bill Teksas'tan bir fizik okuyordu.They were both students at Michigan State, with Bill a physics major from Texas.
Film yıldızları zorlu rollerle kendilerine meydan okuyordu.Movie stars were challenging themselves with tough roles.
2011 yılında Haseke Üniversitesi'nde Arap edebiyatı okuyordu.By 2011, she was studying Arabic literature at Hasakah University.
Bu sıralarda; Marie, Fransa'da yaşıyor ve Sorbonne'de psikoloji okuyordu.Around this time she was living in France and studying psychology at the Sorbonne.
O okuyordu.Sie las.
Bir şeyler yazmıyordum ama, üç dört edebiyat dergisi okuyordum.Er gründete und war Mitgründer dreier kurzlebiger Literaturzeitschriften.
Okuldan kaçıyor, orada okuyordum.Er besuchte dort die Schule.
Bir kitap okuyordum.Je lisais un livre.
Tom bir kitap okuyordu.Tom lisait un livre.
O zaman bir roman okuyordum.En ese momento estaba leyendo una novela.
Ben de tam gazeteyi okuyordum.Solo estaba leyendo el periódico.
Tom bir kitap okuyordu.Tom estaba leyendo un libro.
Yaklaşık dört yüz öğrenci tıp, hukuk, ekonomi, ecza ve mühendislik okuyordu.Alrededor de 400 estudiantes estudiaban medicina, derecho, economía, farmacia e ingeniería.
O, içeri girdiğinde, ben bir kitap okuyordum.Quando entrò, stavo leggendo un libro.
O, odasında tek başına bir kitap okuyordu.Stava leggendo un libro tutto solo nella sua stanza.
Odaya girdiğimde Tom bir mektup okuyordu.Quando entrai nella stanza, Tom stava leggendo una lettera.
Örnekler O zamanlar çok okuyordum.Quella volta mi girarono parecchio le scatole.
Bir şeyler yazmıyordum ama, üç dört edebiyat dergisi okuyordum.Работал в нескольких литературных журналах, рецензируя иностранную литературу.
Bir şeyler yazmıyordum ama, üç dört edebiyat dergisi okuyordum.قد شغفت بالأدب ورغم حبى الشديد للأدب إلا إننى لم أكتب شيئا لكنى قرأت ثلاث أو أربع مجلات أدبية.
Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu.ومعظم أوقاته شغلها بالكتب قراءة ونسخا.
Bir yandan da İstanbul Radyosu'nda okuyordu.Ele promete ouvi-lo na rádio de Varsóvia.
O da eskiden bu okulda okuyordu.Ela ainda estava na escola naquele momento.
Örnekler O zamanlar çok okuyordum.Os estudos empíricos receberam muitas críticas nessa época.
Tom koltukta yatıp kitap okuyordu.Tom estava deitado no sofá, lendo um livro.
Bir bahçecilik kılavuzu okuyordu.Ze was een handboek aan het lezen over tuinieren.
Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu.Вона багато читала у вільний від роботи час.
Çünkü kurallarına meydan okuyordu.Промисел регламентований.
Bella Ahmadulina şiirlerini şarkı şöyler gibi melodik bir sesle okuyordu.Його поетичні псалми Давуд співав прекрасним голосом.
Örnekler O zamanlar çok okuyordum.В ті часи було створено багато прототипів.
İlgili Sayfalar