Ana içeriğe geç
Sözlük

okutma ile cümle

okutma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Okutman döndüğünde o gizlice sınıftan kaçtı.When the lecturer turned round, he sneaked out of the classroom.
Özellikle, ben bir üniversite okutmanıyım.Specifically, I'm a university lecturer.
Sadece örgütlenmemiş okutmanlardan nefret etmiyor musunuz?Don't you just hate unorganized lecturers?
Kendi okutmanlarını seçme yetkisi vardı ve o Bts, Burhop, Buckingham ve Gunn’ı seçti.He was allowed to pick his own lecturers, so he chose Bats, Burhop, Buckingham and Gunn.
Beckett 1930'da Trinity College'a okutman olarak döndü.In 1930, Beckett returned to Trinity College as a lecturer.
Okumak ve okutmak çok önemlidir.Reading and understanding the labels is important.
Kevin ise Max'a kitap okutmaya başlar.In the first epilogue, Max is talking to the reader.
Referans: MBA, CPA lisanslı. Ayrıca, yabancı diller okutmanı ve İngilizce öğretmeni.Also, he has an MBA, CPA and Teaching English to Speakers of Other Languages
Eğer kartı okutmak isterseniz beni yaşlandırıyorsunuz.If you want to choose to punch that punch card clock, you actually age me.
Karınıza böyle bir şeyi asla okutmamalısınız.You should never let your wife read something like this.
Şüphesiz, onu (kalbinde) toplamak ve onu (sana) okutmak Bize ait (bir iş)tir.Surely its collection and recitation are Our responsibility.
Şüphesiz onu, toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak bize aittir.Surely its collection and recitation are Our responsibility.
Çünkü vahyi senin kalbinde toplamak ve onu okutmak Bize ait bir iştir.Surely its collection and recitation are Our responsibility.
Onu toplamak da okutmak da bize düşer.Surely its collection and recitation are Our responsibility.
Lâkin o insanlara: “Öğretmekte ve okuyup okutmakta olduğunuz kitap sayesinde rabbanî olun.” der.Rather, 'Be you masters in that you know the Book, and in that you study.'
Almanya Saarbrücken'deki Saarland Üniversitesi'nde Arapça okutmanıydı.He was a lecturer of Arabic at Saarland University, in Saarbrücken Germany.
İtalya'dayken Abad, 1992 yılına kadar Verona Üniversitesi'nde İspanyolca okutmanı olarak çalıştı.While in Italy, Abad worked as a lecturer of Spanish at the University of Verona until 1992.
Ataullah Sıddık (dini çoğulculuk ve inançlar arası ilişkilerde okutman)[1]Ataullah Siddiqui (reader in religious pluralism and inter-faith relations)[15]
Bu arada Râmûzül-Ehàdîs adlı hadis kitabını da okutmaya devam etmiştir.Abícht) de libro rectí (vom Buch dtr Redlichen) ad Jos.
Bu arada Râmûzül-Ehàdîs adlı hadis kitabını da okutmaya devam etmiştir.Kitâb al-Ishârât wa-l-tanbîhât, trad.
Düğün ve sünnet törenleri genellikle dini tören şeklinde (mevlit okutma) yapılır.Les anniversaires de fiançailles et de mariage sont généralement fêtés.
Aileler çocuklarını okutmak için çok uğraş vermektedirler.Les parents tentent quotidiennement de comprendre leur fille.
Kevin ise Max'a kitap okutmaya başlar.Tuttavia, egli chiede a Max di smettere di scrivergli.
Mehmet Hoca ve ailesi köydeki çocukları okutmaya gitmişlerdir.TK e Matt vanno a visitare la loro nonna in campagna.
Ruhr bölgesi'nin İşgalinde ve Fas'ta hizmet ettikten sonra okutman olarak Saint-Cyr'e döndü.A causa di una carenza di ufficiali dell'esercito, tornò a Saint-Cyr.
Okutman, kirlilik sorunları hakkında konuştu.Лектор рассказывал о проблемах загрязнения.
Okutman ilginç slaytlar gösterdi.Лектор показывал интересные слайды.
Yedi yıl çalıştı okutman olarak.7 лет значились бесквартирными.
Beckett 1930'da Trinity College'a okutman olarak döndü.عاد بيكيت إلى جامعة ترينتى محاضرا في عام 1930.
Erişim tarihi: 9 Ekim 2014. ^ "'Okumak istedi, okutmadılar'".اطلع عليه بتاريخ October 23, 2011. ...وقال المنتج: “أنا لا أفهم.
1959-1962 yılları arasında Londra’da bir okulda Türk Dili ve Edebiyatı okutmanı olarak çalıştı.ومابين اعوام(1962_1959) قظ عمل كمحاضر للادب واللغه التركيه قى مدرسه ب لندن .
İstanbul Üniversitesi Fransızca okutmanlığından emekli oldu ve yılların birikimini kitaplaştırmaya girişti.أصبح متقاعدا من تدريس اللغه الفرنسيه في جامعه اسطنبول ودخل إلي كتابه كتبه ومقالاته بعد سنوات كثيره من التراكم.
Böylece Atatürk'ün beni okutması gerçekleşmemiştir.Não se pode, contudo, dizer que o shiatsu já fosse praticado.
Doktorasını aldıktan sonra ilk akademik görevi, Londra Ekonomi Okulu okulunda konuk asistan okutmanlıktı.Zijn eerste academische aanstelling was als Visiting Assistant Lecturer aan de London School of Economics.
Fıkıh okutmak için kurulmuşlardır.Het is gecomponeerd voor strijkorkest.
Okumak ve okutmak çok önemlidir.Posiadanie i czytanie książek stanowi poważne przestępstwo.
Fıkıh okutmak için kurulmuşlardır.De är gjorda för lössnö.
1920'de üniversite okutmanı oldu.Normalritningar för folkskolor 1920.
Bu arada Râmûzül-Ehàdîs adlı hadis kitabını da okutmaya devam etmiştir.Книга спростувань (про добро і зло) , Спростування сект (вірм.
Mehmet Hoca ve ailesi köydeki çocukları okutmaya gitmişlerdir.Але вдома його зустрічає Мегара і діти в жалобі.
Fahri olarak ilk sınıftan başlayarak alfabe okutmaya başladı.Реп почав читати ще будучи школярем.
Okumak ve okutmak çok önemlidir.Az olvasás és az olvasási nehézség.
Okumak ve okutmak çok önemlidir.Η κατανόηση καθώς και η γραφή και η ανάγνωση είναι ανεπηρέαστες.
Yedi yıl çalıştı okutman olarak.Aas arbeidet i syv år som avistegner.
1920'de üniversite okutmanı oldu.Sejak tahun 1920, universitas ini sudah sekuler.
Fıkıh okutmak için kurulmuşlardır.Họ bị buộc phải phục tùng Linh Thứu cung.
Bu arada Râmûzül-Ehàdîs adlı hadis kitabını da okutmaya devam etmiştir.また水木の著書には泣き婆(なきばばあ)の名で記載されている。
Oğlu: Peter Jeffress Pauling (1931-2003), emekli kimya okutmanı ve kristallerle ilgilenen bir bilim adamı.息子:ピーター・ジェフレス・ポーリング(1931-2003)結晶学者、化学講師。
Fıkıh okutmak için kurulmuşlardır.かつぶしまんを倒すために作られた。
İTÜ’de Türk Dili okutmanı olarak çalıştı.注意せよ!」が韓国で流行語になった。
Okumak ve okutmak çok önemlidir.意味と読みは不詳。
Fakülteye kısa bir süre sonra okutman olarak geri döndü.まもなく尚書令として中央に復帰した。
Yedi yıl çalıştı okutman olarak.7年間アナウンサーとして勤めた。
26 Mart 1929’da Rabi Kolombiya’dan yıllık $3000 maaş ile okutmanlık teklifi aldı.拉比於1929年3月獲哥倫比亞大學邀請擔任講師,且薪金不俗,年薪為3,000美元。
Yedi yıl çalıştı okutman olarak.עבד כשבע שנים בתור כתב.
Beckett 1930'da Trinity College'a okutman olarak döndü.През 1930 Бекет се връща в Тринити Колидж като лектор.
Okumayı çok ister; ancak amcasının gücü ancak kendi çocuklarını okutmaya yetmektedir.Няма особено желание да учи, но пък работата в дюкяна на вуйчо му му доставя истинско удоволствие.
Joseph John Campbell (26 Mart 1904 – 30 Ekim 1987) Amerikalı bir mitolojist, yazar ve okutmandır.Joseph Campbell (26. märts 1904 – 30. oktoober 1987) oli Ameerika õpetlane, kirjanik ja kõnemees.
Ayrıca, yabancı diller okutmanı ve İngilizce öğretmeni.Επίσης άδεια διδασκαλίας αγγλικών σε ομιλητές άλλων γλωσσών.
Ayrıca, yabancı diller okutmanı ve İngilizce öğretmeni.كما انه درس الانجليزية للطلبة الاجانب
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod